Onları incittikçe geleceğimiz nefessiz kalıyor

Nice insana hayat kaynağı olmuş tarihî çeşmelerin bugün birçok anlamda tarih olmanın eşiğinde durduğunu biliyor muydunuz? Sadullah Yıldız yazdı.

Onları incittikçe geleceğimiz nefessiz kalıyor

Nice insana hayat kaynağı olmuş tarihî çeşmelerin bugün birçok anlamda tarih olmanın eşiğinde durduğunu biliyor muydunuz?

Yürümek isteyenler için memleketin en acayip anlar ve zamanlarını barındıran efsane şehrimiz İstanbul, bu çeşmelerin birçoğunu koruyamamanın elemiyle onları en diplere saklamış ve kimselere göstermemek için türlü çarelere başvurmuştur. Yalnızca ayaklarına gidecek kadar istekli olanların görebileceği bu çeşmeleri şimdiye kadar hem fotoğrafladık hem de bu güzelliklerin peşine niye düştüğümüzü ifadeye çalıştık. (Şuradan ulaşabilirsiniz.)

Bu sefer de şehrin bir o yanı bir bu yakasından çeşmelerin ne hâlde olduklarına göz atacağız.

Karlı bir sabaha uyanan Üsküdar’da, Çavuşdere Caddesi’ndeki Salih Efendi Türbesi’ne bir uğrayalım da duamızı etmeden güne başlamayalım. Bu muhterem insanın Valide-i Atik Camii’nin yapımında çok emeğinin geçtiği mervi. Medfun olduğu mezarın önündeki çeşme ise ona ait değil.

Kudretli bir devlet adamı olan İbrahim Paşa, annesine hayırlı bir evlat olabilmek için onun adına yaptırmış bu çeşmeyi (1). Ümmü Gülsüm Hanım’a dua edelim ve “hayr ile yâd eylesinler su içip leb-teşnegân” diye vakfedilmiş bu nefis hayratın niş üzerindeki kitabesi çeşmelerde pek kullanılmayan bir seçenekle süslenmiş; İnsan suresinin 6. ayetiyle. Ayet seçimiyle olduğu kadar süslemesiyle de dikkat çekiyor, farkındaysanız. İki sütun üzerindeki yuvarlak şeyler ananas olsa gerek.

Oval bir madalyon ve onun içinde de bir ibrik kabartması var. Musluk tarafına indiğinizde ise iş bizim sayemizde çirkinleşiyor. Çeşmenin hikâyesini anlatır kitabe silinmek üzere ve bakımdan geçirilmeli. Üzerinde gördüğünüz boşluk ise bir tuğra yuvası olsa gerek. Evet, orada bir tuğra varmış ve ona ne olmuş dersiniz? Bu olmuş.

Mehmed Ağa’nın ne çok dua aldığını tahmin edebiliyor musunuz?

1.
2.
3.
4.
5.
6.

Böyle bir örnek de Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi’ndeki Bakıcı Sokak dibinde var (2). Bir kazıma işlemine göre pek sağlam gözüküyorsa da mermer, yazının mermerden kendi isteğiyle ayrılma ihtimali de zayıf olsa gerek. Bembeyaz ve tertemiz duruyor. Çeşmenin geneli için bir rutubet-yosun sorunu var. Testi setinde kırıklar ve ayna taşında da izler. Aynı cadde üzerindeki Damad İbrahim Paşa Çeşmesi’nin gövdesinin altında izler ve çatlaklar belirginleşiyor. Daha belirgin olan ise ayna taşının yarısını kaldırıma gömmüş olmamız!(3)

Kartal Baba Caddesi’nin önünde karşımıza çıkan Kalyonlar Kâtibi Dereli Mustafa Efendi merhumun çeşmesini pek temiz ve sağlam gördüm. Ama bu bir Fatiha hediye etmemize engel değil tabii, onu aradan çıkaralım bu arada.(4)

Az ileride, bir otoparkın içinde ve her an yer açmak bahanesiyle kurban verilebilir olduğunu ihsas eden Mehmed Ağa’nın çeşmesine gelelim (5). Teknelerinden en soldakinin üzerinin dolu olmasının sebebi içini betonla doldurmamızdan. En sağdakinin ayna taşının yerinde koca bir delik duruyor. Tüm çeşme içinse geçerli bir temizlik ihtiyacından bahsedilebilir, zira yosun işgali başlamış. Bir sonraki evrede belki de çürüme baş gösterecek. Hey gidi Mehmed Ağa; “Sebîl oldu cihânda mâ-i Kevser” demiş. Civarda yaşayan insanların bu suyla ne çok mutluluk yaşadığını ve ayaklarına gelen kolaylığı tahmin edebiliyor musunuz? Mehmed Ağa’nın ne çok dua aldığını, ne çok hürmet gördüğünü… Bizdeki karanlık ve uçsuz vefasızlığı, terbiye mahrumiyetini…

Sana sinir bozucu sorular sorup keyfini kaçırmak istemem sevgili okur. Ama bu duyguyu paylaştığımıza göre biraz da dert ortaklığından aldığım cesaretle yapacağım bunu.

Demin çıktığın otoparkın hemen yanındaki sokağın adı Valide-i Atik Çeşmesi. Oldukça kısa bir sokak bu, başında dururken sonunu görebilir ve hemen her şeyi seçebilirsin yoldaki. Sence adı neden böyle sokağın? Elbette tesadüf değildir. İşte insanların böyle bulmaca çözer gibi şehirde dolaşmasını istiyoruz ki ipuçları bırakıp hedefleri tam yok etmiyoruz; böyle müzmin ve ahmak bir huyumuz var. Karlar altında üşüyen bu taşlara bak ve sokağın adını yeniden düşün sevgili okur (6). Bunu yaptıktan sonra düşünecek başka birçok şey de gelecek aklına.

İnsan bu medenî vahşete de bir yerden sonra alışıyor sanırım

7.
8.
9.
10.
11.
12.

Boz Sokağı dibindeki Genç Mehmet Paşa Çeşmesi, kitabesinin silinmeye başlaması ve musluk izi civarındaki kırık-kirlenmeler dışında dertsiz gözüküyor (7). Meydanın ortasındaki köşe başında iki altın yaldızlı rozet taşıyan, son dönem Osmanlı camilerindeki şatafatlı havayı andırır bir edası olan Abbas Ağa Çeşmesi, aslında sadece iki rozetten ibaret bir süslemesi olduğu için o kadar da ‘son dönem’ eseri değil.(8)

Darussaade Ağası Abbas Ağa, Rabbine niyazlarla doldurduğu bir kitabe koydurmuş hayratına. Bitirirken de gören herkesin üzerine bir borç yüklemiş: “Eyle hayrâtımı makbul yâ Kerîm-i yâ Ze’l-Celâl/ Rahmet olsun canına her kim okursa Fâtiha/ Rûhumu şâd eyleyen hiç olmaya bir dem melâl/…/ Nûş-i cân olsun için bu çeşmeden âb-ı zülâl.

İki sütun üzerinde yosunlanmalar, niş üzerinde badana izleri ve ayna taşı civarında çürümeler var.

Ahmediye Camii’nin arka duvarındaki isimsiz-kitabesiz, tamamen mermerden çeşmenin nişi üzerinde çakılı iki askılık duruyor. Musluğu koparılıp alınırken ayna taşı da zarar görmüş; mutat bir manzara bu ne yazık ki. İnsan bu medenî vahşete de bir yerden sonra alışıyor sanırım.(9)

Ayın Sokak sonundaki Kurban Nasuh Baba Camii’nin küçük avlusunda bir tekneden ibaret ve sade ayna taşı olan bir mermer kutucuk şeklinde çeşmenin belli ki ayna taşının ortasındaki hariç üç musluğu daha vardı. İkisi ayna taşının yanlarında, biri de yan cephedeki bu muslukların hepsi sökülmüş. Mermer ise yer yer kırık-çiziklerle yaralı.(10)

Balcılar Yokuşu Sokağı’nın sonundaki Darüssaade Ağası Mehmed Ağa’nın âsâr-ı celilesi olan çeşme, 1500’lerin sonundan beri ayakta. Şimdiye dek canlı kalabilmesi bir mucize olmuş, benzerleri üzerindeki performansımız düşünüldüğünde. Teknesi ve ayna taşındaki kırıklar, nişindeki taşlar arasında çürümeler var.(11)

Haliç’teki Doktor Sadık Ahmet Caddesi üzerinde duran kitabesiz-adsız bir çeşme de testi setinden geriye kalabilenler ve musluk izinden akmış gözyaşlarının iziyle süse değil sadece gelecek dualara yatırım yapan bir baniye rahmete vesile olmuş. Şimdilerde kolu kanadı kırık ve gözden düşmüş vaziyette.(12)

 

Resimleri büyütmek için üzerlerini tıklayınız.

 

Sadullah Yıldız, tehlikeyi hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 11 Şubat 2016, 15:54
YORUM EKLE

banner19