Önemli bir ticaret şehriydi Zeugma

Zeugma Antik Kenti, Fırat ırmağının hemen yanıbaşında bozkır bitki örtüsünün genişçe bir alan kapladığı bir dağın yamacında kurulmuş. Salih Ağbalık yazdı.

Önemli bir ticaret şehriydi Zeugma

Geçmişin derinliklerindeki bir medeniyetin ayak izlerini takip edeceğiz. Bu yolculuk esnasında yaşanan savaşlar ve bu topraklar üzerindeki bazı ayrıntılara dair sizlere rehberlik edeceğim. Fırat ırmağı yatağını aşındıra aşındıra akarken karşı dağın yamacına yaslanmış ve tarihin toprakları altında kalmış bir medeniyet günışığına kavuşup Fırat’ın akışını izliyor. Yaygın bir inanışa göre Fırat, cennetten akan bir ırmak ve bundan dolayı boğulma olayları karşısında bile Fırat’a “zalim” demek günah sayılıyor. Öyle ki bu ırmak Ganj nehri gibi kutsal sayılıyor halk tarafından. Cennetten bir damla olan Fırat’ın mavisini ve genişçe bir bozkırın yayılış gösterdiği alanı gezerken belki de buranın müptelası olacaksınız; çünkü insana huzur veren, insanı sakinleştiren bir manzarası var buranın. Böylesine güzide bir yer olan Zeugma’ya uğradığınızda bu topraklar üzerinde yaklaşık olarak yirmi beş asır önce yaşanan her bir şeye şahit olacaksınız, yeter ki bu kentin üzerindeki tarihi tozu birazcık üfleyin ve sonrasında göreceksiniz ki henüz kimsenin keşfedemediği güzellikleri keşfedeceksiniz, çünkü adım attığınız her yerde bu medeniyete ait bir şeyler bulacaksınız.

Yaz aylarında, bilhassa oruç ayında susayan insanlar Güneydoğu’nun kavurucu sıcaklığından dolayı Fırat’ın buz gibi suyuna bakarak veya dokunarak suya olan hasretlerini gidermeye çalışırlar. Fırat öylesine berrak ve öylesine soğuktur ki arıtılmadan içilebilen ender ırmaklardandır. Güneydoğu’ya yaz aylarında esen sıcak rüzgarlardan dolayı burada yazlar çok sıcak geçtiği için oruç ayı boyunca Fırat sahil şeridi, iftarlarını yapmak isteyen insanlar tarafından en çok akın edilen yerlerdendir. Halk arasında iftarı Fırat suyuyla açmanın sevap olduğu gibi bir inanış da mevcuttur.

Önemli bir ticaret kentiydi Zeugma

Zeytin ağaçlarının kan kırmızısı toprakta sıralı olduğu yollardan ilerlerken yaklaşık yirmi beş asırlık bir medeniyetin yaşadığı alana doğru yaklaşıyorsunuz. Zeytin bahçelerinin göründüğü andan itibaren az yolunuz kalmış demektir. Antep'te Nizip ilçesinden yaklaşık 10 km doğuya düşen Zeugma Antik Kenti, Fırat ırmağının hemen yanıbaşında bozkır bitki örtüsünün genişçe bir alan kapladığı bir dağın yamacında kurulmuş. Buraya adım atar atmaz sizi bir coğrafya laboratuvarı bekliyor olacak. Akarsular tarafından yarılmış küçük vadicikler ve kireçli arazisiyle elinize aldığınız bir taşı kırdığınızda balık fosili bulma şansınız bile olabilir.

Zeugma Antik Kenti, Birecik baraj göletinin bulunduğu alanda kurulu olduğundan dolayı, eğer buraya yaz aylarında gelmeyi düşünüyorsanız göletin üst kısımlarına doğru gezinti yapmanız da fayda olacaktır, çünkü burası cennetin bir minyatürü adeta. Ulaşım kolaylıkla sağlandığı için Fırat boyunca doğanın eşsiz manzarasını seyretme olanağına sahipsiniz. Buradaki gezinizi bitirdikten sonra Urfa’ya doğru hareket etmeniz, seyahatinizi daha da anlamlı bir hale getiriyor; çünkü Urfa’yı görmeden gitmek büyük bir kayıp olacak sizin için. Üstelik Urfa ili mesafe olarak da Zeugma’dan yaklaşık 90 km doğuya düştüğü için ayrıca bir masrafınız da olmayacaktır. Urfa’ya ulaşır ulaşmaz kesme kireç taşlarla yapılmış evlerin tarih kokan nemli havasını soluyorsunuz. Burası Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı sıra Allah’ın “Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve güvenilir ol” dediği yer.

Zeugma Antik Kenti'ne geri dönelim. Büyük İskender'in generallerinden Seleukeia Nikator I, İ.Ö. 300'de Zeugma'nın ilk yerleşimi olan "Seleukeia Euphrates" kentini kurar. Buraya ulaşım kolay sağlandığı için Zeugma’nın anlamı “köprübaşı” ve “geçit yeri” anlamına gelmektedir. 20 bin dönümlük alanda kurulu olan kent Roma’nın eline geçtiği dönemde “IV. Lejyo” isminde bir garnizon kuruluyor ve bundan dolayı buranın önemi daha da artıyor. Bunun yanısıra Çin'e kadar uzanan İpek Yolu'nun buradan geçmesi, IV. Garnizon’un buraya konuşlandırılması ve Samsat’tan, Fırat üzerinden ticaret yapılması sonucu buraya yerleşen tüccarlar Fırat manzaralı evler yapmışlar. Böylesine önemli bir ticaret kenti olan Zeugma’nın uğruna Sasani ve Roma arasında savaşlar yapılmış. Öyle ki o savaşın izlerini bölge halkı günümüzde bile çocuklarına masal olarak anlatıyor. İ.S. 256'da Sasani kralı Şapur, Zeugma'yı ele geçirir, kentte önemli tahribat olur. Bu tarihten itibaren Zeugma bir daha kendini toparlayamaz, Roma dönemindeki görkemine ulaşamaz. Bölge ile birlikte kentte, İ.S. 4. yüzyılda Geç Roma, İ.S. 5-6 yüzyıllarda ise Erken Bizans egemenliği görülür. 7. yüzyıldaki Arap akınları sonucunda Belkıs/Zeugma terk edilir. 10-12. yüzyıllar arasında küçük bir Abbasi yerleşimi görülür. 17. yüzyılda Belkıs Köyü kurulur.

Belkıs Köyü’nün aşağı taraflarında kurulu olan antik kent, baraj yapımı sırasında gün yüzüne çıkmış ve ne yazık ki kentin büyük bir bölümü sular altında kalmıştır. Kazılar sonucu bulunan kentin içerisinde mozaikler, sütunlar, küçük odalar ve sarnıç bulunmakla birlikte buranın bir anfi olduğu tahmin edilmekte. Uzun bir tarihsel süreç geçiren kentin küçücük bir bölümü olan bu müze yılın her dönemi ziyaretçiye açık ve herhangi bir ücret talep edilmiyor üstelik.

Salih Ağbalık yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2019, 09:28
banner12
YORUM EKLE

banner19