banner17

O güzelim mescide de kıydılar!

Karaköy meydanında, eskiden, kendi halinde, kimseyi incitmeden duran bir güzel cami vardı. Ama yıkıldı! Sebep?

O güzelim mescide de kıydılar!

18. yüzyılda yazılan ve İstanbul camileri ile ilgili çok önemli bilgiler veren Hüseyin Ayvansarayî’nin Hadikatü’l-Cevâmi adlı eserinde, Karaköy Camii’nden şöyle bahsedilmektedir:

“Galata Surları dışında kalan ve Yağkapanı olarak adlandırılan mescidin bânisi, Osmanlı Devleti’nin önemli sadrazamlarından biri olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’dır. Sicil-i Osmanî’de Köprülü Mehmed Paşa’nın kapı yoldaşlarından Hasan Ağa’nın oğlu olarak gösterilen Mustafa Paşa, valilik, kaptan-ı deryalık ve sadrazamlık yapan devlet adamlarından biridir. II. Viyana Kuşatması’nda başarısız olunca katledilmiş, naaşı Belgrad’da bir camiye defnedilmiştir. Hayatı harp sahalarında geçen paşanın askeri başarılarının yanı sıra hayır işlerinde de cömert biri olduğu görülür. İstanbul’da Çarşıkapı Semti’nde bulunan külliyesi bunun en güzel örneğidir.” (1)

Karaköy Camii
Karaköy Camii
Karaköy Camii
Karaköy Camii
Camii Bugün renkli olarak işaretlenmiş yerde olacaktı.

Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın.

Osmanlılar iskele başlarına cami yaparlardı

Bugün, Beyoğlu İlçesi’nde Karaköy Meydanı’nın doğusunda Ziraat Bankası’nın yanında mimarîsi çok hoş, meydanla adeta bütünlük teşkil etmiş bir mescit vardı. Fatih döneminde bir tekke olmasına rağmen daha sonra Merzifonlu Mustafa Paşa tarafından üzerine cami yaptırılan alan, Osmanlıların iskele başlarına, deniz kıyılarına mescit yapma geleneğine uygunluk arz eden bir yerdi.

Paşa’nın yaptırdığı mescitle ilgili elimizde fazla bilgi bulunmamaktadır. Fevkâni olarak yapılan bu mescit, daha sonra harap olmasından, vakfına ait dükkânların da onarıma ihtiyaç duymasından dolayı Sultan II. Abdülhamid tarafından yeniden inşâ ettirilmiştir.

Camide İtalyan üslûbu vardı

Dönemin meşhur İtalyan mimarlarından Raimondo D’Aronco tarafından yine fevkâni, yani merdivenle üst kata çıkılır bir mimariyle, art nouveau üslûbunda, ilginç bir görünümle tekrar yapılmıştır. Kubbeli ve sekizgen planlı caminin batı köşesinde yine sekizgen köşeli, ilginç, İstanbul’da benzeri olmayan bir minaresi vardı.

Mescitten farklı olarak sekiz köşeli gövdesi tamamen mermer kaplı olan minare Semavi Eyice’ye göre, cumba şeklindeki minareleri hatırlatıyordu. Keskin hatları bakımından modern üslûbu aksettiren minarenin dikkat çekici bir de şerefesi vardı. Minarenin eteğinde mermer bir levha üzerinde kabartma şeklinde bir selvi motifi görülmekteydi. Mescit, Karaköy Meydanı ile o kadar uyumlu bir tablo görünümündedir ki bölgenin çekilmiş fotoğraflarının, yapılmış kartpostallarının eksilmez figürü olarak karşımıza çıkar. Dışı tamamen mermer levhalarla kaplanmış cami gün ışığını “t” biçimindeki pencerelerden almaktadır. (2)

Yola tesadüf etseydi Ziraat Bankası da yıkılırdı

20. yüzyılın başında vapur, tramvay ve tünel üçlüsünün birleştiği bir aktarım ve uluslararası ticaret merkezi haline gelen Karaköy’deki hareketlilikle birlikte yeni yeni sorunlar ortaya çıkar. Artan trafik yoğunluğunun giderilmesi için yol genişletme çalışmalarına başlanır.

1957 yılında yol çalışmalarını hiçbir şekilde aksatmamasına rağmen sebepsiz yere yıkılan bu eser hiç şüphesiz Karaköy Meydanı’nın en önemli eseriydi. Bu sorumsuzluk, eserin yok edilişinden sonra da devam etmiş, daha sonra Kınalıada’da yeniden kurulmak üzere tek tek numaralanarak sökülmüş taşları ve diğer parçaları da kaybedilmiştir. (3)

Halı ve seccadeleri çalınan caminin çok değerli avizesini de bir daha gören olmamış,  minberinin ve mihrabının Mercan’daki Atik İbrahim Paşa Camii’ne monte edileceği söylenmişse de, bu da sözde kalmıştır. (4) Aradan geçen zaman içerisinde birçok kez gazetelerde ve dergilerde camiyle ilgili kamuoyunu bilgilendirecek yazılar yazılmış ancak bir sonuç elde edilememiştir. Eser belediyenin imar planları çerçevesinde gündeme alınmış fakat bu konuda da henüz bir gelişme sağlanamamıştır.

(1) Ayvansarayî Hüseyin Efendi, Hadikatü’l-Cevâmi, haz. A. Nezih Galitekin, İstanbul 2001, s. 433.

(2) Semavi Eyice, “İstanbul Minareleri”, Türk Sanatı Tarihi Araştırma ve İncelemeleri, İstanbul 1962, c. 1, s. 80.
(3) Semavi Eyice, Eski İstanbul’dan Notlar, İstanbul 2006, s. 123.
(4) Afife Batur, “Karaköy Mescidi”, DBİA, IV, s. 457.

 

 

 

 

Fatih Güldal “ne desem laf değil” dedi

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2010, 20:49
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Halil İbrahim
Halil İbrahim - 9 yıl Önce

Camiler, Mescidler, tekkeler yıkıldı. Vatan'ı, Millet'i Unkapanı bulvarlarını açacağız diye nice medreseler, camiler gitti. Fatih Camii'nin temelleri kazılıp açıktan bırakılırken, çıkan toprak yenibahçeye yığıld. Oradaki Camiler yer altında kaldı.
İstanbul, İnönü ve Menderes gibi iki katil elinde çok kan kaybetti...

lale
lale - 9 yıl Önce

Karaköy Mescdi, Ayasofya Medresesi, mektepler, camiiler, çeşmeler..... katledilen yüzlerce eser... Yok sayılan vakfiyeler....Fatih Güldal'ın çalışmalarını beğeni ve dikkatle okuyor, istifade ediyoruz. yok olan tarihi değerlerimize dikkat çeken kıymetli yazara şükranlarımı sunuyor, bu tarz çalışmaların devamını bekliyoruz efendim.

ahmet ulu
ahmet ulu - 9 yıl Önce

Mehmed Şevket Eygi tarafından yayınlanan Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı isimli kitapta gerek İstanbul'da gerek diğer şehirlerimizde yıktırılan veya hor kullanılan camilere ilişkin ayrıntılı bilgiler bulunabilir.

hüseyin
hüseyin - 9 yıl Önce

"Yola tesadüf etseydi Ziraat Bankası da yıkılırdı" Hiram Usta*'nın heykeli üstünde oldukça Ziraat Bankasını yıkılması güç gözüküyor, Menderes denemiş yıkamamış. Mazeret bulmak kolay, yolu ordan geçir bakalım ne oluyor :)
*masonluğun kurucusu olduğu kabul edilir

banner8

banner19

banner20