O dergahta yüce gönüller buluşmuştu

Taceddin Dergâhı’nı sadece fotoğraf çekmek için değil, geçmişin kokusunu tatmak için gezdim..

O dergahta yüce gönüller buluşmuştu

 

Geçen hafta sonu  Konya’dan arkadaşlarla birlikte hızlı trene binip bir vesile icat ettik ve Ankara’da Taceddin Dergahı’nın yolunu tuttuk. Bu vesileye vesile olansa lisans bitirme tezi olarak seçtiğim Hasan Basri Çantay’dı. Taceddin Dergâhı’nda demlenen bir dostluğu yakaladım okuduğum bilimsel satırların arasında.  Mehmet Akif ile Hasan Basri Çantay’ın dostluğu ve Taceddin dergâhı…

Milli Mücadeleye katılmak için Ankara'ya geldiğinde ev bulmanın zorluğundan dolayı dergâhın şeyhi tarafından ikâmet etmesi için Mehmed Akif’ e tahsis edilen ve Akif’in İstiklal Marşı dâhil olmak üzere birçok şiirini yazdığı yer olarak bildiğim mekânın, güzel bir dostluğa da ev sahipliği yapmış olduğunu öğrenmem bu mekâna yepyeni anlamlar yüklememe vesile oldu.

Mehmet Akif ve Hasan Basri Çantay dostluğu nasıl başladı?Taceddin Dergahı

Rivayet olunur ki; Hasan Basri Çantay ile Mehmet Akif’in dostluğu 1908’de İstanbul’da Sırat-ı Müstakim dergisi idarehanesinde tanışmalarıyla başlamış. Mehmet Akif o zaman yayın hayatına yeni giren derginin başyazarıdır. Balkan Harbi’nde, Birinci Dünya Savaşı’nda yazdığı ateşli şiirlerle memleketin dertlerini dile getirmekte, sosyal yaralarını deşmektedir. Hasan Basri Bey ise Balıkesir’de gazetecilik yapmaktadır. Birinci Meclis’te Hasan Basri Balıkesir, Mehmet Akif’te Burdur milletvekili olarak meclise girmişlerdir. Aralarındaki dostluğun başlangıcı da bu tarihlere rastlar. Mebusluk dönemlerinde bir süre aynı evde kalan bu iki dost, bu zor yıllarda birbirlerine olan muhabbetlerini çok ileri bir düzeye çıkarmışlardır.

Balkan Harbi ve Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İstiklal Savaşı’nın olması, bu zorlu günlerde aynı davayı paylaşmaları daha da kenetlemiştir bu iki dostu birbirine. Milli mücadelenin iki büyük kahramanı, iki büyük vatansever, iki büyük âlim, iki büyük yazar,  iki büyük dost… Devrin idrakini zorlayan bir kara gün dostluğu, samimi bir atmosfer ve iki dert ehli…

Vatan sevdalısı olan üstadın Yunan kuvvetlerinin Bursa’yı  işgali üzerine karşısındaki ağaçta ötmekte olan bülbüle yönelerek yazmaya başladığı o muazzam şiir. Bülbül… “Eşin var, âşiyânın var, baharın var ki beklerdin;/ Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?

Akif, şiire, Hasan Basri Çantay’ı kastederek “Basri Bey oğlumuza” diyerek başlar. Milli Mücadele meşalesini beraber yaktığı dostuna ithaf eder bu şiiri. Yıllarca bu ayrıntıyı bilmeyerek okuduğum bu derunî şiir, vatan kokulu bir hediyeydi artık benim gözümde.

Dergâhı sadece fotoğraf çekmek için değil, geçmişin kokusunu tatmak için gezdim

İstiklal Marşı kabul edildikten sonra ayrı bir samimiyet ayrı bir mutluluk havaları eser dergahta. Bu şanlı haber dostlarla yine o mekânda paylaşılır. Kendilerinin yakın dostu olan Eşref Edip o günleri şöyle anlatır: "Çaylar demlenir. Hep arkadaşlar toplanır. Bilhassa (Mehmet Akif’in) pek sevdiği Hasan Basri Çantay'a haber gönderilir. O elinde uzun çubuğu, sallana sallana gelir; üstadın yanına oturur. Üstad Taceddin Dergahıtamam olan şiirini kendine mahsus ahenkle okurdu. Çaylar da tevali ederdi. O günler ne kutsî, ne mübarek günlerdi. O günleri yaşamayanlar bunu mümkün değil anlayamazlar. Hırslar, husumetler... hep ayaklar altına alınmış. Ortada yalnız uhuvvet, samimiyet dalgalanıyordu. Herkes birbirini candan seviyordu. Bütün gönüller, bütün meclisler, Ankara’nın dağları, taşları sevgi ve samimiyet içindeydi."

Taceddin Dergâhı bu iki güzel dost için bunları ifade etmekteydi belki. Bana gelince; Allah’ın Şafi isminin dostta nasıl can bulduğunun hikmetini gördüm bu satırları okuyunca. Şifa olmuştu bu iki dost birbirine adeta. Bir gün Ankara’ya gidip dostlarla bu dergâhta aynı atmosferi yakalamaya çalışarak şifa niyetine çay içmeyi koymuştum kafama. Ve yakın bir zamanda da gerçekleştirdim bunu (elhamdülillah).

Bir mekânı sadece fotoğraf çekmek için değil, geçmişin kokusunu tatmak için gezdim. “Bülbül” şiiri geçti aklımdan attığım her adımımda. Burada cezbeye geldiklerini düşünüp bir sırrın peşine düştüm. Ve ardından tüm güzel dileklerimi bir Fatiha’ya sığdırıp yollayarak veda ettim oraya. Yolunuz Taceddin Dergâhı’na düşerse, tüm maneviyatını içinize çekerek Fatihaları yükseltin göklere ve bir dostunuzla “Bülbül” şiirini okuyun bir demli çay eşliğinde…

 

Sümeyye Kavgacı, Taceddin dergahına yüklediği anlamı paylaştı

 

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2012, 17:25
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hüseyin TOKMAK
Hüseyin TOKMAK - 7 yıl Önce

Mehmet Akif ve Hasan Basri Çantay'ın Dostluğu ve Millet Vekili iken beraber kaldıkları Taceddin Dergahı ile yazınızı büyük keyif ve zevk ile okudum. Kaleminize sağlık Sümeyye Hanım. Teşekkürler..

abbas yolcu
abbas yolcu - 7 yıl Önce

selam tabi olana....kolay zamanlarda güzelliklerle buluşabilmek.zor zamanlarda bir araya gelebilmek.akif ve cantay.onlar kolay zamanların güzellikleri olamadılar.rahmet ile analım.belki faydası olur yada haberdar olunmaz diye tez yapan dosta.hasan basrı cantay ın "akifname "adlı bir kitabı var.yine balıkesir kültür müdürlüğünde "kara günler ve ibret levhaları"hbc.ınmilli mücadele yıllarına ait hatıraları.

ahmet cihangir
ahmet cihangir - 7 yıl Önce

sümeyye hanim o bahsettiğiniz bitirme tezinizi nasıl okuyabiliriz veya nasıl edinebiliriz.

Mahmut DÜBÜŞ       BEŞİKDÜZÜ
Mahmut DÜBÜŞ BEŞİKDÜZÜ - 7 yıl Önce

"ALLAH,BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN"

banner19

banner13