O camiler güvercinleriyle de güzel

Eskişehir’de ne zaman içimi bir güvercin sevgisi kaplasa Reşadiye Camii’ne giderim.

O camiler güvercinleriyle de güzel

 

Her kuşun ayrı bir gerçekliği ve özelliği vardır ama bazıları daha özeldirler.

Mesela; leylekleri çocukluğumuzdan beri “hacı” olarak biliriz. Öyle öğretmişlerdi büyüklerimiz. Onlar kış aylarına doğru kutsal topraklara doğru göç ederlermiş. Bu yüzden onlara böyle denirmiş. Bu sebeple leylek yuvalarını bozmak ya da herhangi şekilde zarar vermek günah olarak kabul edilirmiş.

Leylekler, her mevsimde sürü halinde gökyüzünde süzüle süzüle göç ederken görmek her zaman mümkün değildir. Şansınız varsa bir evin bacasında yahut bir elektrik direğinde yuva yaparken görmeniz mümkün olabilir.

Peygamber dostu güvercinler

Şahsen benim için bir özel kuş daha var: Güvercinler

Onları özel kılan pek çok husus var. En önemlisi de, Peygamber Efendimiz (sav) hicret ederken gizlendiği Sevr mağarasında onu görmesinler diye mağaranın kapısında yuva kurmalarıdır. Onlar, dostturlar.  Sevgiyi ve sevecenliği temsil ederler.

Mekânları Cami avluları veya şadırvanlardır. Mesela, Eminönü’nde Yeni Cami önündekiler yahut Eyüp Sultan’dakiler hiç unutulmazlar. Onlarla iletişim mi kurmak istiyorsunuz?

Öyleyse o civarda kuş yemi satan birinin yanına gidip yem alıp onlara atacaksınız.

Ezan sesini bilirler. Cami cemaatinin şefkatini hep üzerlerinde hissederler.Reşadiye Camii

Reşadiye’nin güvercinleri

Eskişehir’de ne zaman içimi bir güvercin sevgisi kaplasa Reşadiye Camii’ne giderim. Cami avlusunda bir şadırvan olmadığı için güvercinler, caminin hemen yanı başındaki parkın havuzunun kenarında dururlar. Ya da o civardaki elektrik direklerine, tellerine konarlar.

İlginçtir, Eskişehir’in başka bir camiinde güvercin göremezsiniz. Malum, güvercinleri cami avlularında buluşturan incelik Osmanlı kültürünün bize kazandırdığı bir şey.

Acaba diyorum, burada oluşları caminin adının Reşadiye oluşuyla mı ilgili? Zira, Reşadiye Camii, 1919 yılında Sultan Reşad tarafından yaptırılmış. Daha sonra yıktırılıp yerine ise 1969-1978 yılları arasında şu an mevcut olan cami inşa edilmiş. Durum böyle de olsa caminin adı Reşadiye… Sultan Reşad’ın, bir Osmanlı padişahının adını taşıyor.

Parkın yanı başında yem satan birileri hep bulunur. Büyükler, parkı kirletiyorlar diye şikâyetçi olsalar da çocuklar öyle düşünmezler. Annelerinin eteğinden tutup yem satıcısının yanına gidip bir bardak dolusu yem alıp atarlar güvercinlere.

Çocuk gülüşlerine güvercinlerin sevinçleri karışır. Zamanın dışına çıkarsınız. Bulunduğunuz hali ise ancak, Ziya Osman Saba’nın “Sebil ve Güvercinler” başlıklı şiiriyle anlatabilirsiniz.

Bir şey daha var. Cami önünde iş bekleyen hamallar bulunur, kazandıkları üç beş kuruştan pay ayırıp güvercinlere yem atarlar.

Şimdi mevsim kış. Bu parka yine gelecek güvercinler. Ne çare ki yem satan satıcılar, soğuktan dolayı görünmeyecek ortada. Zaten bu havada park müdavimleri de uğramazlar artık. Peki, biz tokken onlar aç mı kalacaklar? Elbette hayır. Öyleyse bir çaresini bulup onları yemlemek, sulamak gerek. Bakın ezan okunuyor. Güvercinlerde bir telaş. Yere alçalıyorlar, göğe yükseliyorlar. Daireler çiziyorlar. Bir sema halindeler sanki.

Bir şey daha: Caminin arka kısmında vilayet meydanı vardır. Oldukça geniş bir alan… Konacakları ağaçlar da var. Ama güvercinler oraya hiç uğramazlar.

 

Mustafa Özçelik yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2012, 16:26
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13