banner17

O amcaların elini öpüp çayını içmedinse…

Bizim çay ocağının bir adı yok. Buraya gelen üniversite öğrencileri ‘Nostalji’ diyorlar. Biz de ‘Dayılar’ derdik..

O amcaların elini öpüp çayını içmedinse…

 

İstanbul Fatih Kırmasti Mahallesi At Pazarı Meydanı. Bir kahvehane, daha doğrusu çay ocağı. Küçücük bir yer. İçerisine ancak üç masa sığacak kadar… Kırmızı tuğladan binasına, masalardan sandalyeye, yerlerdeki karodan duvarlara her şey geçmişteki gibi. Sımsıcak, abartısız… Bir adım ilerisindeki, iki adım gerisindeki gürültülü hayatın, hengâmenin aksine sessizliğin hâkim olduğu, sessizliği yalnızca hal hatır sormanın, muhabbetin bozduğu mekân. Etrafındaki değişimlere, hercümerce aldırmadan bir başına yoluna devam eden küçük kahvehane…

Bizim kahvehanemizin daha doğrusu çay ocağının bir adı yokMetin Amca, Dayılar çay ocağı, Atpazarı

Bizim buraya çok sık gidip gelmeye başladığımız ya da buradan hiç çıkmadığımız zamanlarda etrafta oto yedek parçası satan dükkânlar ve tamirhaneler vardı. Aslında kahvenin olduğu meydan ve buradaki değişimler bize Türk modernleşmesi ve sosyal hayatımızdaki değişimleri de bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Buraya boşuna At Pazarı denmemiş. Osmanlı zamanında burada at satılırmış. Atların bakımı yapılırmış. Meydanın etrafı ahırlarla çevriliymiş. Atlarla işimiz bitince ya da atlara gerek kalmayınca, her yeri otolar doldurunca oto tamiri yapılan bir yere dönüşmüş. Bugün ise etrafı kafelerle çevrili bir meydan.

Doksanlı yıllarda bir bu kahvehane ve karşısındaki pastane vardı oturulacak mekân olarak. Pastaneden ayçöreği alıp çayın yanında yemenin tadına doyum olmazdı. Şu an buralar kafeteryalarla dolmuş durumda. Eski Kafa, Lena, Derviş Kafe, Bab-ı Yaren Kafe, Dersaadet bunlardan bazıları.

Bizim kahvehanemizin daha doğrusu çay ocağının bir adı yok. Buraya gelen üniversite öğrencileri “Nostalji” diyorlar. Biz de “Dayılar” derdik. Dayılara gittik, dayılardan geldik.  “Dayılar”ın kadim bir hikâyesi var. 1934 yılında Erzincan Kemaliye’den göçüp gelen bir Anadolu insanı etraftaki esnafa çay vermek için açmış burayı. Çayı, kahvesi çok sevilmiş. Uzak yakın her yere çay getirip götürmeye başlamış.

Metin Amca, Dayılar çay ocağı, Atpazarıİnsana dair iyi şeyleri paylaştığımız, iyi şeyler öğrendiğimiz bir ocaktı orası

Şu an burayı üç kardeş birlikte işletiyor: Süleyman Amca, Mehmet Amca, Metin Amca… Bir de arada bir büyük kardeşleri Halis Amca gelirdi Erzincan’dan. Amcalar, içine üç masa sığacak bu dar yere dünyaları sığdıracak kadar geniş bir gönlün, terbiyenin sahibidirler. Anadolu insanına özgü sıcaklığın, dostluğun… Burası garibanların, yolunu yitirmişlerin, delilikle velilik arasındaki o ince çizgide gidip gelenlerin de uğrak yeridir. Çaylarını içtikleri, içlerini ısıttıkları… İçilen çayların, kahvenin çetelesi tutulmaz. Hesap öderken kaç bardak çay içtiniz diye sorulmaz. Buraya gelip gidenler farkındadır bunların. Hesaplarını fazlasıyla öderler. Herkes tanır birbirini. Bazen farkına varmadan sizin hesabınızı da öder sohbet ettikleriniz. Mekânın müdavimi olmak için bir bardak çay içmeniz yeter. Başka şeye gerek yok. Bir bardak çay sizi bağlayacaktır oraya. Hele yazın içilen o gerçek limonatalar. Katkısız, boyasız… Kahveyi söylemeye gerek yok.

İyi çay, iyi kahve… Hem de öyle pahalı falan değil. Dünyanın parasını ödemezsiniz. Bütün bunlara ilaveten hayır dualarla uğurlanırsız. Bir dua sıcaklığıyla…

Süleyman Amca, Mehmet Amca, Metin Amca… Anadolu’nun bozulmamış insanları. İslam terbiyesiyle yetişen… Hile, hurda nedir bilmeyen… Mekânlarına gelen insanları, özellikle öğrencileri birer emanet olarak gören, onları koruyup kollayan… Hele Metin Amca yüzünüze baktığında kaderinizi okuyacak derecede güçlü hislere sahiptir. Bir kez konuşması yeterlidir sizinle. Bir daha unutmaz.

Bir adı bile olmayan bu yer üniversite yıllarında adeta bizim evimiz gibiydi. Sabah, öğlen, akşam… İnsana dair iyi şeyleri paylaştığımız, iyi şeyler öğrendiğimiz bir ocaktı orası. Kablosuz interneti, dev ekranı, yumuşak koltukları yoktu ama fazlasıyla insanlığı vardı, insan olmaklığı. Size sonsuz teşekkürler Süleyman Amca, Mehmet Amca, Metin Amca…

 

Muaz Ergü bir vefanın, geçmişe saygının ifadesi olarak yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2012, 19:44
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zeki Vatandaş
Zeki Vatandaş - 6 yıl Önce

Ramazanlarda ara ara iftarı orda ederim.Metin amcayla bir kez iftsarda konuşmuştuk,annemin vefatından bahsettim,laf oraya gelmişti. Ve uzun zaman sonra bir kez daha iftara gittiğimde sözleri şok etti: "Annen olsaydı şimdi burda olmazdın."

arda
arda - 6 yıl Önce

diğer kafeler bizim mahallenin sosyetelerine ait..burası duvar dibi. arkadaşla buraya çay içmeye geldiğimizde biraz da hurma alırız bazen..abiye de ikram ederiz..hemen ikimize kim geldi ? diye sorarak bakar..(hac veya umre'den getirdiğimizi sanarak)Ayrıca bir kere de simit yemiştik ve mekanın hürmetine o soğuk mermer masayı temizlemeye başladık ki resimdeki o ismini bilmediğim abi bilgeliğini konuşturdu ve : "Bana değil annene yardım et" diyerek lafı yedirdi bir güzel bana :)

ramis akar
ramis akar - 6 yıl Önce

Tamam ama bu haberin asıl kahramanı. Dayıların Veliahtı Hamza hiç haberde geçmiyor...Çook büyük bir eksiklik

isimsiz
isimsiz - 6 yıl Önce

bir keresinde arkadaslarla bulusacagız ama aklıma dayıların yeri diye gelmiyor ve mekanı tarif edemiyorum neyse üç amcalar dedim yanlışlıkla sonradan bizim arkadaslar arasında bu mekanın adı üç amcalar diye kaldı hatırladıkça gülerim:)

Ahmet Eren
Ahmet Eren - 6 yıl Önce

Dışarıdan yiyecek götürebilirsiniz. Domates, peynir, ekmek... (Servet) 'Allah sayınızı artırsın!' gibi toplumsal içerikli bir dua ile uğurlanırsınız. Oradan mezun olursunuz ve film çoktan bitmiştir zaten. Dayılara ve Muaz Ergü'ye selam ve dua ile...

molla leon
molla leon - 6 yıl Önce

Fotoğrafta gözüken Hamza Abi de alem adamdır vesselam. 2 çay söylersiniz, 15 dakika sonra 1 su 1 kahve gelir :)

Nihal Baltacı
Nihal Baltacı - 6 yıl Önce

2008 senesinde bir üniversite öğrencisi olarak tanıdım Nosti'yi... Yurtdan çıkar kahvaltı yapar çay içer orada yaşardık neredeyse ve asla kopamadık hala ordayız... O kadar güzel tarif etmişsiniz ki gözlerim doldu ellerinize emeğinize sağlık...

Faruk Özücanlı
Faruk Özücanlı - 6 yıl Önce

"Allah seni annene bağışlasın." duası hemen hemen her gün duyulabilir. Orta kahve istenildiğinde Hamza abi, artık kimsenin duyup duymamasını da önemsemeyerek sanki dini bir ritüal, ayinmişçesine ortaya mı diye sorar. He, ortaya deriz, sonra hakikaten ortaya, orta kahveleri getirir yanında çeşmeden doldurulmuş soğuk sularıyla. Zamlı sigaralar yakılır ya da ekipten alınır. Ne de olsa kalabalık gidilir oraya.


banner8

banner19

banner20