Nurdağı’ndan Anadolu’yu selamlayan değer: Hz. Ukkâşe Türbesi ve Ukkâşe bin Mihsan (r.a.)

Gaziantep ile Nurdağı arasında kahverengi bir tabelanın işaret ettiği kutlu tepeden göğe uzanan minareleriyle Ukkâşe Türbesi ziyaretçilerini bambaşka iklimlere götürüyor.

Nurdağı’ndan Anadolu’yu selamlayan değer: Hz. Ukkâşe Türbesi ve Ukkâşe bin Mihsan (r.a.)

Gaziantep ile Nurdağı arasında kahverengi bir tabelanın işaret ettiği kutlu tepeden göğe uzanan minareleriyle Ukkâşe Türbesi ziyaretçilerini bambaşka iklimlere götürüyor. Bir kutlu yolcuğa çıkmış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Yolculuk dünya hayatını andıran engebeli yolun uzayan kıvrımları arasında başlıyor. Ukkâşe bin Mihsan’ın kabrine ulaştığınızda yüzünüze Hz. Muhammed’in (s.a.v) kutlu devrinden esintiler vuruyormuş gibi hissediyorsunuz.

Arapların En İyi Süvarisi: Ukkâşe bin Mihsan

Mütercim Asım’ın Kamus’unda şeddeli ve şeddesiz olarak geçen “ukkâşe-ukâşe” kelimesinin “hamle eden, sarılan, bağlayan” anlamına geldiği söylenir. Arapçadan Türkçeye geçerken sonundaki müenneslik “te”si atılıp ötresi de dönüşerek “Ökkeş” şeklini almıştır. Özellikle Güneydoğu halkı bu ismi erkek çocuklarına vermektedir. 

Bu ismin meşhur olmasını sağlayan, Hz. Peygamber döneminde yaşamış Ukkâşe bin Mihsan isimli sahabidir.

Mekkeli müşriklerin Müslümanlara işkencelerini artırdıkları dönemde Medine’ye hicret eden muhacirlerden biridir.

Gözü pek, dürüst ve peygamber aşığı olmasıyla bilinir.

Bir savaş esnasında kılıcı kırılmış, bunun üzerine Hz. Peygamber kendisine bir sopa vermiş ve bu sopa şaşkın bakışlar arasında keskin bir kılıca dönüşmüştür. Rivayetlere göre bu kılıca “avn” adını veren Ukkâşe (r.a.), hem Bedir savaşında hem de daha sonra katıldığı diğer savaşlarda bu kılıcı kullanmıştır. 

Savaşlarda kahramanca savaşan bir süvari olarak bilinen Ukkâşe’nin bu yönünü Hz. Peygamber de takdir etmiştir. Bir gün “Arapların en iyi süvarileri bizdedir” deyince, sahabiler onun kim olduğunu sormuş, Peygamberimiz de “Ukkaşe bin Mihsan’dır” cevabını vermiştir.  

Resul-i Ekrem Efendimiz yine bir gün, Allah’a tam teslimiyet ile yönelen yetmiş bin kişinin hesaba çekilmeden cennete gireceğini haber vermişti. Orada bulunan Ukkâşe, “Ey Allah’ın elçisi, beni de onların arasına alması için Allah’a dua eder misin?” deyince Allah Resulü, “Sen zaten onlardansın” buyurmuştu. Bunun üzerine orada bulunan başka biri de aynı istekte bulunmuş, fakat. Hz. Peygamber, “Ukkâşe senden önce davrandı” yanıtını vermişti. 

 

Hz. Muhammed’in Peygamberlik Mührünü Öpen Sahabi

Anadolu insanının Hz. Ukkâşe’yi tanımasını sağlayan meşhur olay ise onun Hz. Peygamber’in sırtındaki peygamberlik mührünü öptüğü yönündeki rivayettir. Şöyle anlatılır:

Hz. Muhammed (s.a.v) hayatının son günlerinde hasta haliyle odasından Mescid-i Nebevi’ye çıkar. Artık dünyadan ayrılma zamanının geldiğini biliyordur. Ashabının karşısına geçince kimin kendisi üzerinde bir hakkı varsa gelip hemen almasını, hesabı ahirete bırakmamasını söyler. Kimseden ses çıkmaz. Ardından sessizliği bozan Ukkâşe (r.a.) olur. 

Ayağa kalkarak, bir savaş dönüşü Hz. Peygamber’in elindeki kamçının kaza ile kendisine çarptığını ve canı yandığını belirtir.

“Kısas yapmalıyız” der.

Mescitte herkes sus pus olmuş, Ukkâşe’ye bakmakta, olayı anlamaya çalışmaktadır. 

Şaka yaptığını zannederler. 

Ashabın Hz. Peygamber sevgisi öyle şiddetlidir ki Hz. Peygamber’e kısas talebi hayret ve kızgınlıkla karşılanır. 

Hz. Peygamber, Ukkâşe’yi yanına çağırarak, kısas uygulanmasını ve aynı şekilde onun da kendisine vurmasını emreder. Ashabdan bazıları araya girip engel olmak istese de Hz. Peygamber izin vermez, Ukkâşe de isteğinden vazgeçmez.

Mescidin içi hüzünle dolmuştur. Herkesin Ukkâşe’ye olan kızgınlığı daha da artmıştır. 

Kamçısını alıp Hz. Peygamber’in yanına geçen Ukkâşe bu kez de,

“Ey Allah’ın Elçisi, siz bana vurduğunuzda benim sırtım açıktı, sizin de sırtınızı açmanız gerekir” der.

Mescidin içinde kızgın homurtular arttıkça artar. Hiddeti içine sığmayan Hz. Ömer neredeyse öfkeyle üstüne atlayacaktır... 

Hz. Peygamber sakince sırtını açar. Ukkâşe elindeki kamçıyla beklemektedir. Peygamberlik mührü iyice ortaya çıkmış, mübarek bedeninin ışıltısı mescidi doldurmuştur. O an Ukkâşe, elindeki kamçıyı yavaşça yere bırakır. 

“Bunu görmek için yapmıştım ey Allah’ın Elçisi” deyip peygamberlik mührünü öper, yüzünü, gözünü sürer.

Herkes rahat bir nefes alır.

Bunun üzerine Ukkâşe’ye, cennette Allah Resulüyle komşu olacağı müjdelenir. O da huzur içinde yerine döner.

 

Türk Edebiyatında Ukkâşe Hikayeleri

Hz. Peygamber’in, adalet duygusunu ve kul hakkını ödeme konusundaki titizliğini ortaya koymak için anlatılan bu hikâye İslami Türk edebiyatında da geniş yer tutmuş, manzum veya mensur çok sayıda “Ukkaşe Hikayeleri”nin yazılmasına kaynaklık etmiştir.

Merhum Mahmud Esad Coşan hocanın “İslami Türk Edebiyatında Ukkâşe Hikayeleri” isimli çalışmasında çeviri yaptığı manzum bir eserde Ukkâşe Hazretlerinin, peygamberlik mührünü öptüğü o an şöyle anlatılır:

“Kamçıyı eline aldı ol kişi 

Ya Resûlallah didi ol gün ki siz 

Bir izâr ile hemin üryan idüm 

Bunu işitdi Resûl-i mu’teber 

Şoyunub bir bir çıkardı donların 

İki yağırnı arasında mühr 

Toptolu oldı mescid içi nûr ile 

Yıldırım şakır gibi şimşek dokır 

Misk-i anberden bigi kokdı arak 

Halk bekülli çığrışur ya müslimin 

Bu ne dün bu gün kıyamet mi 'aceb 

Halk bu resme ditreşür zari kılur 

Hiç bulmazlar bu derde kim devâ 

İlerü geldi Ukkâşe ol zaman 

Kasdile kamçıyı eline aldı 

Halk urur sandılar anı küllisi 

Kamçıyı ardına atdı Ukkâşe hemân 

Sürdi yüzini Resûlün mührine 

Yüzini mührün yüzine urdu 

Ak sakalın kodı mührün üstine

Ya Resûl senden kısâs alan kişi 

Hak Teâlâ âna lutf eylemesün.

Dâyima yiri vehennem olsun.” 

 

Nurdağı İlçesi Ukkâşe Türbesi

Gönlü peygamber sevgisiyle taşan Türk milleti, Ukkâşe bin Mihsan’ı o kadar çok sevdi ki hikayeleri dilden dile dolaştı. Ona ait olduğu bilinen kabri türbe haline getirildi. Çocukları olmayanlar, sevdiğine kavuşamayanlar, gönülleri cefa ile yoğrulanlar, hastalıklardan şikâyet edenler Ukkâşe Türbesini ziyaret edip dualar etmeye başladı. 

Şu an Gaziantep’in Nurdağı ilçesi sınırlarında bulunan türbe, 2021 yılında Gaziantep Valiliği Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından baştan ayağa yenilendi. Göz alıcı bir görünüme kavuşan mekân, yenilenen mescidi ve yapılan çevre düzenlemesiyle yemyeşil bir baş gibi tepeden ovayı izliyor. Huzur ve güzelliğe açılan bu nurlu kapının ziyaretçileri gün geçtikçe artıyor. Her şeyin ötesinde, zirvenin ev sahibi, efsunkâr duruşuyla Anadolu’yu selamlamaya devam ediyor. 

 

Gülşen GAZEL

Yayın Tarihi: 06 Nisan 2022 Çarşamba 13:00 Güncelleme Tarihi: 06 Nisan 2022, 18:32
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Zeynep Nur Küçük
Zeynep Nur Küçük - 1 ay Önce

Kaleminize sağlık hocam. İnşAllah nasip olursa Ukkaşe Türbesini görmeyi çok isterim. Selamlar...

banner19

banner26