banner17

Nizip'te sakin ve huzurlu bir kütüphane

Nizip’in merkezinde bulunan ve kendi kuytusunda bekleyen ilçe halk kütüphanesinin merdivenlerinden çıkınca sizleri hoş sürprizler bekliyor. Salih Ağbalık yazdı.

Nizip'te sakin ve huzurlu bir kütüphane

Bir kütüphane tahayyül edin ki bildiğiniz bütün kütüphanelerden farklı olsun ve bu kütüphanenin raflarında kara kaplı kitapların ilk basımları olsun. Mümkün gibi gözükmese de aslında böyle bir yer mevcut. Üstelik öyle bir yer ki şairlerin ve yazarların üretkenliğini diri tutacak bir huzur mekanı adeta. Gaziantep’in Nizip ilçesinde, edindiğim bilgilere göre cumhuriyetin ilk yıllarında yapıldığı tahmin edilen kütüphaneyi diğer kütüphanelerden ayıran birçok özelliği var. Bu özellikleri anlatmadan önce sabahın erken saatlerinde kütüphaneye giderek her ayrıntısını tekrardan gözden geçirdikten sonra sizlere tanıtmak istedim.

Nizip’in merkezinde bulunan ve kendi kuytusunda bekleyen bu kütüphanenin merdivenlerinden çıkıp da sizleri bekleyen sürprizleri gördüğünüzde, size anlatacaklarımın abartı olmadığını anlayacaksınız. Çünkü bir kütüphaneden beklenti, sadece içerisindeki kitap zenginliği değil, insanda kitabın bir ihtiyaç olduğuna dair bilinç oluşturmasıdır. Kütüphanelerin mekânsal özelliklerine önem veren biri için bu böyledir en azından. Bir şehre, ilçeye veya bir kasabaya adım atar atmaz ilk önce kütüphanesine uğrarım, çünkü o kütüphanenin beni beklediğine dair sorumluluğumun olduğunu sezerim ve ilk uğrak yerim olan kütüphane, o yerleşim yerinin kültürünü, toplumsal yapısını en iyi tanıtan mekandır. Raflarındaki kitaplar, içindeki insan sayısının niceliği ve yaş ortalaması o yerleşim yeri hakkında bütün detayları sunar bana. Örneğin kütüphanedeki okurların yaş ortalaması o kentin entelektüel düzeyini yansıtır ve yaşlı okurlar çoğunluktaysa eğer o kent yaşanılabilir bir kenttir, çünkü orası entelektüel birikimin miras olarak aktarıldığı yerdir. Bundan dolayıdır ki ilk kez gittiğiniz bir yerde ilk uğrak yeriniz kütüphane olsun.

Bu kitaplar başka hiç bir yerde yok

Nizip ilçe kütüphanesine gelirsek... Merdivenlerden çıkıp içeriye adım atar atmaz kalker taşından yapılmış binanın duvarlarından süzülen yağmur suyunun yaydığı nem kokusuyla tarihi bir yerde olduğunuzu farkediyorsunuz ve içerideki bir avuç azınlığın mutlu bir şekilde kitaplara odaklandığını görür görmez Abidin Dino’nun resmettiği mutluluk tablosundaki mekanla ilişkilendireceksiniz burayı. İlçe merkezinde pek uğrak bir yerde olmayan Nizip ilçe kütüphanesi, sanki terkedilmişçesine mahzun bir şekilde, sadece bir avuç dost okura bütün gizemini açıyor.

Nizip, fıstık ve zeytine dayalı sanayi kollarının gelişmiş olmasından dolayı yoğun göç almış, kültürel faaliyetlerin asgari düzeyde olduğu ve Antep’in 135.000 nüfusa sahip olan en büyük ilçesidir. Sanayileşmenin yoğun olduğu bir yerde insanların kültürel ve sanatsal uğraşları sanayileşmeyle ters orantılıdır. Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi: “Halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur.” Nizip de tam olarak böyle bir yerdir ne yazık ki. Caddeler boyunca bankalar... Kütüphanenin de yalnız kalması bundan ileri geliyor.

Nizip ilçe kütüphanesi korunması gerekli tescilli kültür varlığı listesinde olduğu için herhangi bir değişiklik yapılmamış, günümüze kadar kütüphanenin ilk yapısı olduğu gibi korunmuş, hatta bir çivi bile çakılmamış. Öyle ki binanın yapısını bozmamak adına kalorifer hattı döşenmemiş, elektrikli sobalarla ısınılıyor. Bina cumhuriyetin ilk yıllarında karakol olarak, daha sonra ise tüccarlar lokali olarak kullanılmış ve 1967’de kütüphane olarak hizmet vermeye başlamış. Raflardaki kitaplara baktığımızda kütüphanenin yaşıyla yaşıt birçok kitabın olduğunu görüyoruz. Çünkü bu kitaplar saman kağıdından, kara kaplı ilk baskılar. Öylesine muhafaza edilmiş ki, kitapların üzerinde isim bile bulunmuyor ve kenarlarına el yazısıyla isimleri yazılmış durumda.

Raflardaki kitaplar demişken, onlara her dokunduğumda aynı heyecanla dokunuyorum ve tekrar tekrar aynı raflar önünde durup kitaplar arasında keşfedemediğim kitap var mı kuşkusuyla tüm rafı karıştırmaya başlıyorum ve tabi ki kara kaplı kitapların ilk basım tarihlerine bakarken, kütüphane müdürü Hüseyin Bey, “Bu kitaplar başka hiç bir yerde yok” diyerek buranın ne kadar seçkin ve ayrıcalıklı olduğunu belirtiyor. Örneğin 1940, 1960 tarihli kitaplara rastlamanız işten bile değil. Kitap rafları kütüphanenin yapısına uygun bir şekilde yapılmış ve değişik bölümlerden oluşuyor. Alman Edebiyatı, Portekiz, İtalya, Fransa Edebiyatı gibi... Diğer raflardaki bölümlerde ise felsefe, din, sinema, teknoloji, doğa bilimleri, ansiklopedi ve sosyal bilimler başlığı altında dizilmiş kitaplar.

Bir dershane gibi hizmet veriyor

Bu kütüphanenin diğer kütüphanelerden ayrılan bir diğer yönü ise, çevresindeki yapıların da aynı özellikte olması ve tam anlamıyla bir ruh taşıması... Çünkü beton yığınları arasında sıkışmış ve bir beton yığını olan kütüphanelerin cezbedici hiç bir yönü olamaz. Burada kitaplara dokunduğunuzda o ruhu hissediyorsunuz ve tarihsel bir derinlikte keşfe çıkıyormuşçasına büyülü bir ortamda hissediyorsunuz kendinizi. Bir de personellerine dair anlatacaklarım sizleri buraya davet edişimin ne büyük anlam taşıdığını ispatlayacak nitelikte:

Kütüphaneye sabah mesaisiyle birlikte gelen öğrenciler bir dost meclisi oluşturmuşlar adeta. Mutfak bölümünde akşama kadar çay ikramı yapılıyor üstelik ve kütüphane ahalisi dışında buraya ilk kez gelen birine karşı müdür beyin dostane tavırları ve çay ısrarı sayesinde gelen kişi de artık buranın bir bireyi oluyor. Kütüphane personellerinden Mehmet ağabeyin sürekli, “çay taze arkadaşlar, çay molası” demesi karşısında buraya müptela olmamanız için bir neden kalmıyor. Kütüphane müdürü Hüseyin Bey'in ise kütüphane ahalisinin ders çalışıp çalışmadığını kontrol ederkenki tavrı bir ebeveynden farksız, çünkü hafta sonları tatillerinde bile öğrencilerin ders çalışması için kütüphaneyi açıyor ve tatilinden feragat ediyor. Bu sıcak ortamda ve bu güzel insanlardan dolayı ders çalışmak ayrıca büyük bir sorumluluk haline geliyor bu yüzden. Öyle ki bir dershane gibi hizmet veriyor ve KPSS’yi veya ÖSS’yi kazanıp da tatile gelenler illa ki bu dost ortamına uğruyorlar.

Bir gün yolunuz Nizip’e düşerse eğer ilk uğrak yeriniz burası olsun. Sabah saatlerinde gelmenizde fayda olacaktır, çünkü poğaça ve çay eşliğinde kahvaltı yapmanız da mümkün kütüphanenin dost canlısı personelleri ve okurlarıyla birlikte vesselam...

 

Salih Ağbalık yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2016, 14:34
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ismail
Ismail - 3 gün Önce

Salih Bey kütüphaneniz ile ilgili yazdığınız yazı gerçekten cok güzel...

banner19

banner13

banner20