Mustafa Özçelik bu şehirde yaşar!

Nureddin Durman Kütahya'dan geçişini bizlerle paylaşıyor..

Mustafa Özçelik bu şehirde yaşar!

Temmuz 1996 

Sabahtı, güneş doğmamıştı. Şehre girmiştik. Önce namaz dedik... Geceleyin otobüste tam üç saat aralıksız şiir üstüne konuşmuşlardı Mürsel Sönmez ile Hüseyin Akın. Türk şiirini mi kurtarmışlardı, yoksa taşrada şair olmakla İstanbul'da şair olmanın farkına mı varmışlardı?

 

Hiç biri...

Fakat bu hararetli konuşmanın zaman zaman bana da bulaşıp göndermelerde bulunmasından olacak ki; uyanarak ve de bakışlarımı dışarıya doğru çevirerek bu iki kişilik seminerin, kazasız belasız sona ermesi için diğer yolcular gibi sessizliğimi muhafaza ettiğim bir gecenin sabahıydı. Güneş doğmamıştı. Daha öncesinden ben konuşuyormuşum gibi bana ters ters bakan adam da sessizdi. İki şair coşkulu bir zaman dilimini yaşıyordu. Şiir bedelsiz olmazdı... Nihayet Kütahya'ya varmıştık: “Kütahya geniş bir ova kenarında birden yükselen Acem Dağı eteklerinde kurulmuştur.” Şehrin böylesi bir tanımı var…

 

Ne iyi!

Evliya Çelebi

Şair Şeyhi.

Sunullah Gaybi. 

 

Biz altı şair; Mürsel Sönmez, Hüseyin Akın, Recep Garip, Arif Dülger, Süleyman Çelik ve ben Melek Girmez Sokağı'nı daha görmemişken Kale'ye doğru yürümüş, Dönenler'de biraz dinlenmiş, sabahın insanı diri tutan havasını teneffüs etmiş, güneşten sonra Kale'ye avdet etmiştik. Kale; şehrin sessiz fotoğrafçısı gibi seyrediyor, karelere alıyor şehri… 

 

Şair Mustafa Özçelik Kütahya'da ikamet etmektedir.

 

“Dünyanın Tenhasında”  bir şiir kitabının adıdır. Bu kitaptaki “Fısıltı” şiiri beğendiğim bir şiirdir. Ritmi, sesi, imgesi oturmuş, kâmil bir şiirdir. Şiirin o kadarıdır yani. En çok o şiir mi sarsmıştır şairini, yoksa şair mi en çok o şiir olmuştur? Belki de “güzel şeylere işaret olsun diye” tek başına kitapta arz-ı endam etmektedir. Belki de “ben seni bekledim” dediği fısıltıdır...  “Farkında mısınız, gülşeninde gülü uyandıran rüzgâr, ay buluta girince mutlu bir tebessümle dağlara çıkar.” 

 

Kütahya Çinileri gerçekten harikadır. İznik ve Kütahya çinileri birer renk cümbüşüdür adeta.. Gezdiğimiz Çini atölyesini unutmak mümkün değil. Genç kızların göz nurunu, ince, sabırlı ve ustalıklı işlemelerini unutmak mümkün değil. Ancak takdir edilir bunlar. Belki de asırlar sonra ilk defa: Yirmi Yedi Temmuz günü bir grup şair, Şeyhi'nin mezarını ziyaret ederek  Dua etti, Şeyhi'yi andı. 

 

Kütahya, Çinisi ve suyu bol bir şehirdir. Tarihi mekânlarını muhafaza edebilirse şehir, kimliğini yitirmez.

 

Ulu Camii.

Takvacılar.

Germiyan Sokağı.

Melek Girmez Sokağı.

Çinili Camii ayrı bir güzellik katıyor şehre. 

 

Nureddin Durman yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 09:39
YORUM EKLE
YORUMLAR
ahmet edip başaran
ahmet edip başaran - 10 yıl Önce

bir kütahyalı olarak, bir kütahya aşığı olarak beni bu yazısıyla
geçmişin asil sayfalarında bir yolculuğa çıkaran nureddin
ağabeye teşekkür ediyorum. sağolsun. varolsun.
kütahya'yı görmeli, görmek ne kelime yaşamalı!

enes malikoğlu
enes malikoğlu - 10 yıl Önce

memleketimi nurettin abi'den okumak ayrı bir zevkmiş

emine şimşek
emine şimşek - 10 yıl Önce

Kütahya denilince ilkin Mustafa Özçelik gelir aklıma.Bir gün 'ellerinde bir demet karanfil'olan o şairi orda ziyaret etmek düşüncesi,duası vardır hep içimde.Bir kahve fincanının çinisine dalmak istemişimdir sonra.Nuretddin Durman'ın kalemimden Acem Dağı eteklerine yaslanmış bu kenti okumak da çok lezzetliydi.

selman ertaş
selman ertaş - 10 yıl Önce

ahmet edip başaran da mı kütahya'lı? bilmiyordum. bende öyle.

MAHMUT BIYIKLI
MAHMUT BIYIKLI - 10 yıl Önce

KÜTAHYA"YI BİR DE AHMET EDİP"TEN OKUMAK İSTERİZ... MÜMKÜNSE EN KISA ZAMANDA...

banner19

banner13