banner17

Maşallah'a Komşu Geldi: 15 Temmuz Şehitler Makamı

Şehitler Makamı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün Anadolu yakası ayağına Mimar Muharrem Hilmi Şenalp tarafından inşa edildi. Anıtın hüsn-ü hat yazıları hattat Hüseyin Kutlu’ya ait. Şehitler Makamı abidesinin kitabesini ise Abdullah Akın, geleneğimizin mühim marifetlerinden olan tarih düşürme sanatıyla aruz ölçüsü kullanarak Türkçe kaleme almış. Metin Erol yazdı.

Maşallah'a Komşu Geldi: 15 Temmuz Şehitler Makamı

2016 yılı. 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece, Türkiye tarihinin en kanlı ve en uzun gecelerinden biriydi. Motivasyonlarını Fetullah Gülen’in Mesiyanik öğretilerinden alan, sorgusuz-sualsiz bir itaatle varacakları sonuç için her türlü yöntemi meşrulaştıran, kendilerini temas kurdukları her yapının üzerinde ilahi seçkinler zümresi olarak algılayarak narsisizme dûçâr olan FETÖ’cüler, kadın-erkek demeden masum, sivil yüzlerce insanın canına kıydılar. Terör, yepyeni bir şekliyle dünyaya Türkiye’den “merhaba” dedi. Dünya tarihinde eşi ve benzeri görülmemiş bu kanlı isyan, bu kanlı darbe girişimi karşısında Türk milleti tarihi misyonunu bir kez daha icra etti; küfrün ordusuna karşı kıyam durdu, tevhid etti. Müslümanlar tevhid edince neler yapabileceklerini yedi düvele en güzel şekilde gösterdiler. Ulu’l-emre itaatsizlik (Nisa Sûresi 59. Âyet) karşısında millet imanın bir tezahürü olan vatan sevgisiyle ülkesini işgalden kurtardı.

Kilid-i Mülk-i İslam’ın en kilit yeri: Boğaziçi Köprüsü

Ekrem Demirli Hocanın tespitiyle söyleyecek olursak 15 Temmuz “Kilid-i Mülk-i İslam” oldu. Türklerin nefislerinden evla sevdikleri Fahr-i Kâinat (s.a.v) muhabbetli din anlayışlarını şekillendiren isimlerden biri olan Muhammediye müellifi Muhammed Bircan Efendi, bu tabiri Çanakkale için kullanmıştır vaktiyle. Alvarlı Efe Hazretleri ise Erzurum için kullanmış. Ekrem Demirli Hocadan alıntılayarak söylersek “İslam coğrafyasının her parçası vakti geldiğinde kilid-i mülk-i İslam olacak, kilidi korumak İslam ülkesini korumak anlamına gelecekti. Sofya, Bosna, Kıbrıs, Cezayir, Kırım, Bakü, Filistin, Bağdat, Şam! Her bir şehir bir vakit kilid-i mülk-i İslam oldu. 15 Temmuz ülkemizin kilid-i mülk-i İslam olduğu gecenin adıdır. O kilit açılsaydı İslam memleketi düşecek, kilit korunduğunda İslam memleketi istikbale umutla bakabilecekti.” Öyle de oldu.

“Maşallah”a komşu geldi

Son kilid-i mülk-i İslam’ımız olan 15 Temmuz gecesi en kilit yerlerden biri Boğaziçi Köprüsü’ydü. Yapıldığı günden beri bu topraklarda hâkim medeniyet paradigmasıyla çatışan, estetikten bînasib mimarisiyle eleştirilerin en canlı odağı olan Boğaziçi Köprüsü. Medeniyetimizden bîhaber Amerikalı mimar William Brown tarafından yapılan ve misyonunun altında kalan köprü. Gri, ruhsuz, demir yığını, lakin Türk modernleşmesinin en güzide örneklerinden biri. Rahmi Koç’un hanımının özel isteği üzerine (Bkz: http://www.airporthaber.com/kose-yazilari/emin-barin.html) dönemin önemli isimlerinden hattat Emin Barın’ın 1,5 metrelik beyaz taş üzerine kufî hatla yazdığı “Maşallah” ile nazara karşı da korumaya alınan Boğaziçi Köprüsü, 15 Temmuz gecesi şehitlerimizin kanıyla boyandı ve bir dirilişin merkezi, bir ruhun sembolü hâline geldi. Emin Barın’ın “Maşallah”ı yıllardır aradığı ruha 15 Temmuz gecesi kavuştu.

Mustafa Emin Büyükcoşkun ‘un belirttiği gibi “bir yanda modernliğin yarattığı derin çatlaklara, kopukluğa, kırılmalara direnirken diğer yandan da tüm çelişkilerine rağmen onun içerisinde var olma hayatta ve ayakta kalmaya çabalayan, kaybedilmiş kalelerin yeniden kazanımına duyulan arzunun, yitik medeniyete duyulan özlemin simgesi olan Maşallah kitabesine” (Mustafa Emin Büyükçoşkun’un yazısı için bkz: http://www.dunyabizim.com/mercek-alti/769/bogazici-koprusunde-bir-bekci) yeni bir komşu geldi: Şehitler Makamı Abidesi.

Bir abideden fazlası: Şehitler makamı

Şehitler Makamı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün Anadolu yakası ayağına Mimar Muharrem Hilmi Şenalp tarafından inşa edildi. Anıt; eşkenar beşgen bir plan üzerinde, beşgen geometriye sahip bir kubbeden oluşuyor. Kubbenin açıklığı 11 metre, yüksekliği 9,5 metre olarak planlanmış. Kubbeyi oluşturan geometrik kollar milletin birliğine, beraberliğine, tevhide ve kenetlenmeye atıf. Kubbenin bütünlüğü milletin ve devletin bütünleşmesinin remzi. Muharrem Hilmi Şenalp kubbenin 5 köşesinde 5 kemer bulunduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Kemerlerden ikisinin giriş ve çıkış için birer kapı mahiyetinde diğer 3 kemerin, içlerinde 249 şehidin isimlerinin yazılı olduğu kitabeler şeklinde kullanıldı.” Ayrıca kubbenin çevrelediği kademeli mekânın merkezinde Türk-İslam sanatlarının öğelerinden biri olan mukarnasın bir havuz şeklinde kullanıldığını belirten Şenalp şunları söylüyor: "Bu merkez, zamanın, canlı olan her şeyin ve tüm olayların tek bir yere, bir merkeze aktığının ifadesidir. Ziyaretçiler bu merkezin etrafındaki kademelerde oturup gece gündüz her an okunacak salâyı dinleyip şehit isimlerini okuyabilecek, dileyenler Kur’an okuyup dua edebilecek."

Anıtın hüsn-ü hat yazıları hattat Hüseyin Kutlu’ya aittir. Hattat Hüseyin Kutlu anıtın kubbesine “hüveş-şehid” ifadesini nakşetmiş. Şehit isimlerinin bulunduğu kemerlerde “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” meâlindeki Bakara Suresi’nin 154. âyeti ve “İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri.” mealindeki Tâhâ Suresi’nin 76. âyeti yazılı. Kubbenin içindeki başka bir kemerde ise ay yıldız içinde Kelime-i Tevhid işlenmiş. Tevhidi sembolize eden Şehitler Makamı abidesi, Hüseyin Kutlu Hoca’nın ay yıldız içine Kelime-i Tevhid işlemesiyle adeta taçlandırılmış.

Şehitler makamının göz bebeği: Şehitler Kitabesi

15 Temmuz gecesi Türkiye’nin dört bir yanından 250 kardeşimiz şehit düşmüştür. Onların anısına yapılan Şehitler Makamı abidesinin kitabesini İdris Mahfî Erenler mahlasıyla Melâmet dergisi başta olmak üzere farklı edebiyat dergilerinden aşina olduğumuz Abdullah Akın (Kendileri kitabedeki şiirlerinde Mahvî mahlasını kullanmışlardır), geleneğimizin mühim marifetlerinden olan tarih düşürme sanatıyla aruz ölçüsü kullanılarak Türkçe kaleme almıştır. Kitabenin serbest şiir olarak değil, tarih düşürme sanatıyla aruz olarak yazılması şüphesiz çok önemli. (Meselenin önemi için bkz: http://siardergi.com/yazilar/divan-siiri-bizim-neyimiz-olur/363) Bu yolla Abdullah Akın hem yitirmekte olduğumuz sanat, estetik ve musıkîmize bir göndermede bulunmuş hem de son dönemde Garip şiirinden bile daha pespaye hale gelmiş, günlük söyleyişin devrik cümleler halinde kurgulanıp, samimiyetsizce hadis ve âyet referanslarıyla İslamî kılınmaya çalışılarak ayağa düşürülmüş “Türk şiirine taze bir nefes olmuştur. Osman Sururi Efendi’nin pir kabul edildiği tarih düşürme sanatını günümüzde devam ettiren isimlerden olan Abdullah Akın, Şehitler Makamı kitabesinin yanı sıra 83 yıl aradan sonra İstanbul semalarında tekrardan okutulmaya başlanan cuma gecesi salâsına da tarihi düşmüştür:

Geldi “Himmet-i Murâdi” târihi tâm oldu bak
Islambul’a Leyle-i Cuma salâsı okundu

Hicri 1437

Ayrıca Üsküdar Selami Ali Mahallesi’nde yeni yapılan Köstendilli Ali Alâaddin Efendi Camii’ne tarih düşmüş ve Ulus İtfaiye Meydanı Camii kitabesini yazmıştır.

Şükür ki cuma gecesi salâsıyla toplum tekrardan salânın mahiyetini hatırlamaya başlamış ve 15 Temmuz gecesi zamansız okunan salâların işgal anlamına geldiğini çarçabuk kavrayarak meydanlara akın etmiştir. Taceddin Kutay’ın tespitiyle söylersek 15 Temmuz gecesi bizlere, salânın salt bir ilan aracı olmadığını, aynı zamanda bir iletişim-etkileşim aracı olduğunu belletmiştir. Salâlar 15 Temmuz gecesi meydanlarda toplanan binlerce kişiyi “din-ü devlet, vatan-u millet” algısı etrafında motive etmiştir. Salâlar devlet ile millet arasında bir etkileşim aracı olmuş, toplumsal hafızada tekrardan hak ettiği yeri bulmuştur. 15 Temmuz şehitleri anısına inşa edilen Şehitler Makamı’nda da 24 saat salâ okunacak olması hem Fahr-i Kâinat Efendimiz’e (s.a.v.) olan varılmaz, doyulmaz ve vazgeçilmez tazimin tekrarına hem de millet kavramına içkin olan dinin salâsıyla, kelime-i tevhidiyle, şehitlik mertebesiyle, tekbiriyle ülke, millet ve şahsiyet olarak hayatımızda ne kadar mühim bir yer tuttuğunun unutulmamasına vesile olacaktır.

Son sözü Abdullah Akın’a verelim. 15 Temmuz destanını yazan şehitlerimize bir yâdigar olarak bıraktığı kitabenin şiiriyle bitirelim:

Eyâ şehîd-i âlîşân yüzün pertev-nisâr olsun

Îlâ yevmi’l-kıyâme burda nürun âşîkâr olsun

Şu on beş temmuz akşamı kanınla yazdığın destan

Vatan millet için dâim medâr-ı iftihar olsun

Fedâ-yı cân için bir an tereddüd etmedin elhak

Ki kastın oldur elbet dîn ü devlet pâyidar olsun

Senin evsafının medhinde aciz kalmış ol hâme

Şecât bahsinin meddâhı kâdir kirdigâr olsun

Makâmın cennet-i âlâ, Habib-i Kibriyâ yârin

Mekânın kerbela şehidleriyle hem civâr olsun

“Siyâbu sündüsin hudrun” hemîn hil’atına tebşir

“Sekahum rabbuhum” lütfuyla lebin berhudar olsun

Nişânın Kâbe-i ulyâ olur ancak, bu mevki’de

Şehidim hâtırandan millete bir bergüzâr olsun

Gelüb bir ism-i “Hayy” Mahvî olur bünyâdına târih

“Şu âbide azîz şehidler için yâdigâr olsun”

Hicri 1438

Abdullah Akın’ın Şehitler Makamı abidesinin kitabesine bir mühür gibi vurduğu bu güzel şiiri köprüden her geçişimizde hatırlayalım ve şehitlerimiz için Sure-i Fatiha okuyalım. Emin Barın hocanın kufî hattına bakıp hem şehitlerimize, hem abideye hem de Abdullah Akın’ın bu güzel şiirine “Maşallah” demeyi de unutmayalım.

 

Metin Erol

Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2017, 12:45
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20