banner17

Kurnasından ne büyük hatıralar akıyor

‘Ayrılık Çeşmesi’ maziyle aramızdaki derin ayrılığı akıtıyor şimdi. Hazin yalnızlığa ağlıyor kurnalar..

Kurnasından ne büyük hatıralar akıyor

 

İnsanla mekân arasında diri, derin bir bağ vardır. Tarihin her döneminde büyük medeniyetler insanla mekân arasındaki bu derin ünsiyeti gözeterek hareket etmişlerdir. Bir ruhu vardır mekânların. Özellikle kadim dönemlerde bu ruh canlı tutulmuş, canlılığını yitirmemesi için gayret edilmiştir. Modern dönemlerde mekânlar sadece gelip geçilen yerler olarak tasarlandığından, insanı kuşatacak bir ruha sahip değildir. Buralarda işinizi görür ve çekip gidersiniz. Modern mekânlara girdiğimizde bir sıcaklığı, bir ruh yakınlığını hissedemeyiz. Soğuktur… Mimari açıdan kusursuz yapılar olarak görülebilir ama ancak o kadardır. İnsan yoktur buralarda. İnsana dair olan da…

Mekân demek aynı zamanda hatıra demektir. Hatırda kalan… İnsanî hislerin yaşandığı mekânlar ancak hatırda kalır. Ayrılık, kavuşma, ölüm, doğum gibi varoluşsal halleri yaşadığımız yerleri hatırlarız. Bugün tamamen mekanik süreçlere eklemlendiğimizden dolayı mekânlar da bu mekanik sürecin parçası gibidir. Bugün mekân olarak ilk akla gelen yerler dev alışveriş merkezleridir sanırım. Buralardan aklımızda kalan tek şey ancak tüketimdir. Harcanan paralar… Kadim zamanlarda mabetler, külliyeler, mahalleler, sokaklar, çeşmeler etrafında toplanılırdı. Buralarda öğrenilirdi, insanlık ve insanlığa dair tecrübeler.

Dünya tarihinde müstesna bir yere sahip olan Osmanlı, insanla mekân arasındaki derin bağı gözetmiş ve sistemini bu temel üzerine inşa etmiştir. Mabetler, külliyeler, çarşılar, çeşmeler bunun en büyük göstergesi olarak göz önünde durmaktadır. Bugün, her alanda rastladığımız aleladelik, basitlik, felsefesizlik Osmanlı kültür ve sosyal hayatında karşılaşılabilecek olgular değildir.

Kurnasından ne büyük hatıraların aktığını fark ediyor muyuz?Ayrılık Çeşmesi

Ayrılık Çeşmesi” Osmanlı’daki insan-mekân ilişkisini anlatabilecek bir çeşme. Nice ayrılıkların, gözyaşlarının, özlemlerin şahidi “Ayrılık Çeşmesi”… Oğlunu, eşini, nişanlısını askere gönderen nice kadınların kederini sinesinde hisseden… Yalnızca kederi değil, kutlu yolculuğa, Hac yolculuğuna çıkanların mutluluğuna da ortak olan… Sürre Alayı’nı büyük bir onurla yolcu eden…

“Ayrılık Çeşmesi” bildiğimiz kadarıyla 1600’lü yıllarda 4. Murat tarafından yaptırılmış. 4. Murat buradan Bağdat Seferi’ne çıkmış. Çeşme, Anadolu Yakası’nda Kadıköy’de Haydarpaşa Çayırı içinde bulunuyor. Yanındaki “Ayrılık Mezarlığı”ndan dolayı bu ad verilmiştir. Zamanında büyük nümayişlerin tanığı çeşme şimdi gözlerden ırak, unutulmuş bir haldedir. Yanından gelip geçen insanlar kurnasından ne büyük hatıraların aktığını fark etmemekte. Sinesinde ne büyük acılar sakladığını bilmemekteler.

Zamanında sefere çıkacak askerler burada toplanırmış. Bir toplanma ve ayrılma yeri. Askerlerin anası, babası, eşi, nişanlısı, arkadaşı herkes burada… Sefere çıkacaklara topluca edilen dualar… Sabrı öğütleyenler… Gözyaşları… Gidenlerin ardından dökülen bir tas su; Sağ salim gelsinler diye… Ve herkes burada ayrılır sevdiğinden, saydığından. Ondan dolayı, onun için “Ayrılık Çeşmesi”dir. Gelenler ayrılık ateşine bir damla su dökmek için gelirler belki de buraya. Bir damla su ayrılık ateşine…

Ayrılık ÇeşmesiHacı olacaklar da yolcu edilirdi buradan

Yalnızca sefere gidecekler uğurlanmaz buradan. Yalnızca askerlere el sallanmaz burukça. Ömürlerinin en kutlu yolculuğuna çıkacaklar, hacı olacaklar da yolcu edilir buradan. Yolcu edilirler imrenilesi bir tevekkülle. Bir sonsuz kervan dizilirmiş buradan. Yola revan olurmuş kervanlar Muhammed’ül Emin’e doğru. Hicaz’a doğru…

Sürre-i Hümayun hazırlanırmış sonra. İmparatorluğun en mahir terzilerinin elinden çıkmış Kâbe örtüsü… Hediyeler… Gönüller, dualar, Peygamberler Şahı’na muhabbet… Payitahttan yükünü alıp yürürmüş kervanlar Mekke’ye, Medine’ye… “Ayrılık Çeşmesi”nden biriktirilen memba suyu ulaştırılırmış cümle hacılara.

“Ayrılık Çeşmesi” maziyle aramızdaki derin ayrılığı akıtıyor şimdi. Hazin yalnızlığa ağlıyor kurnalar. Ne demişti Sezai Karakoç “Çeşmeler” şiirinde: “Benim yalnızlığımdan/ Damıtılmış çeşmeler/ Kurumuş unutulmuş/ Çeşmelerin akışıyım/ İnsanlık içinde.”

 

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2012, 11:12
YORUM EKLE
YORUMLAR
mehmet yıldız
mehmet yıldız - 6 yıl Önce

Ayrılık Çeşmesi Kudsi Erguner aynı adlı kitabında ayrılık çeşmesini anlatırken ayrılığın yalnızca ayrılık çeşmesinden ayrılmak olmadığını bir kültürün nasılda değişime uğrayıp yok olduğunu çeşmeden kopmamızla aydınlanmayla başlayıp modernzimle nasıl kaybolduğumuzu anlattığı bugün artık kaybolan tekke ve tasavvuf geleneğinin nasıl bir gösteri sanatına indirgendiğini anlatırken, diğer yandan tecrübeleri ışığında Doğu ve Batı arasındaki anlam farklılıklarını gözler önüne seriyor.

banner8

banner19

banner20