Kudüs'e Gidin

Kudüs’e gidin. Bırakın Kudüs sizi iyilerle buluştursun, kendinizle karşılaştırsın ve sizi size anlatsın. Terk etmek zorunda kalışınızın burukluğunu yaşatsın. Ercan Babacan yazdı.

Kudüs'e Gidin

Kudüs’e gidin.

İçinizde Kudüs’e gitme arzusu doğduktan sonra mutlaka Kudüs’ü ve tarihini okuyun, araştırın, izleyin. Tarih kitaplarından mı okursunuz, aktüel yayın organlarının gündem sırası geldikçe bastırdığı eserlerden mi araştırırsınız, seyahat blogları, dergileri veya internet sitelerinde yayınlanmış gezi yazılarından mı artık ne bulursanız okuyun. Yetmedi video yayınlayan sitelerden belgeseller, tanıtım filmleri, yine gezi anlatıları vs. ne görürseniz izleyin. Notlar alın, sık kullanılanlara ekleyin ve sıkça bakın. Hatta sizden önce gidenlerden sorun soruşturun ve iyi bir hazırlık yapın.

Ve Kudüs’e varmadan önce Kudüs için hazır olduğunuzu hissettiğiniz anda okuduğunuz, bildiğiniz, izlediğiniz, dinlediğiniz her şeyi bir an unutun ve bırakın bir de Kudüs kendisini size anlatsın.

Bırakın dinlerin-kültürlerin coğrafya üzerindeki etkilerini bizatihi kendisi üzerinde size yaşatsın Kudüs. Bırakın Kudüs; feryad-ı gamla sizi dolaştırsın ve nasihat etsin. Sokak tabelaları gelip geçenleri hatırlatsın, tarihe direnen taşları lal olmuş diller gibi konuşamasın ama çok şey hatırlatsın. Peygamber sohbetleri yankılansın dar sokaklarında. Zeytin ağaçları yapraklarını kıpırdatmasın, dikkatiniz dağılmasın. Durup dinleyin Beyti Makdis’deki esen yeli; kadim vakıaları anlatsın. Gelecek ümmetlere seslenişlere kulak verin de kulaklarınız çınlasın. Nutkunuz tutulsun, boğazınız düğümlensin, gözyaşınız kurusun da Kudüs’ü görmeden gözleriniz kapanmasın. Çıplak ayaklarınız peygamberlerin ayak tozlarına bulaşsın, bastığınız toprak hafızanızı zorlasın ve dertlensin derdiniz de gittiğinize değsin.

Semavi dinlerin geniş özetidir Kudüs

Semavi dinlerin geniş özetidir Kudüs. Her konunun başlığı sanki budur der gibi işte 144 dönümlük harem-i şerifiyle Mescid-i Aksa.

Gubar-ı payine almam cihânı Yâ Resûlallah / Değişmem muyine heft asumanı Yâ Resûlallah” (Ayağının tozuna cihânı verseler, almam Yâ Resûlallah / Saçının bir telini, yedi kat göğü değişmem Yâ Resûlallah) diyenler için Hacer-i Muallâka burada. Mescid-i Ömer veya Kıble Mescidi azameti ve adaletiyle yanı başında… İlk kıblemiz, ilk göz ağrımız, vazgeçemediğimiz ama yetim kalmasına acınası halimizle tahammül etmeye çalıştığımız haremimiz; Kudüs coğrafyasında. Semasındaki boşluğu bile kıskandığımız kutlu beldeden vaz mı geçtik yoksa. Hayır, tabi ki… Davud aleyhisselam orada, o gür sesiyle ne der sonra. Ya Allah için mübarek kılınan beldede beytullah inşa eden Süleyman aleyhisselam asasıyla bizi kovalarsa. Nebi Musa bir şenlik edasıyla sürekli yürüse Kudüs’e de belki karşılaşırız zamanı aşan manalarda. İsa aleyhisselam’ın doğduğu topraklar burada. Ya biz oradayken inip gelse yanımıza! Hazreti Meryem validemiz Zeytin Dağı’nın sırtlarındaki Rabiatül Adeviye’yle ahretlik mi yoksa. “Lailahe illallah İbrahim Halilullah” tevhidi haykırışımızı yazmışız surlara, İbrahim aleyhisselam çok yakın buralara. İshak aleyhisselam’ın, Yakup aleyhisselam’ın, Sara validemizin yolunuzu gözlediği el Halil; sınır bu topraklara. Velhasıl Kudüs coğrafyası, nice peygamberin uğrak yeri oldu asırlarca…

Bir Hz. Ömer geçti buralardan bir de Selahaddin-i Eyyübi adaletleriyle, tarih unutmadı onları Mescid-i Aksa’da. Nureddin-i Zengi’nin rüyasıydı belki ama Selahaddin-i Eyyübi kondurdu minberi oraya. Yedi düvel birleşip çullandılar haksızca. Öksüz ve yetim kaldı yıllarca; yaktılar, yıktılar ve katlettiler fakat kaybettiler Osmanlının adalet kılıcı karşısında. Ecdat; imarını imanına eşdeğer gördüğü bu mübarek topraklara gözü gibi baktı ve vakfetti müslümanlara…

Bırakın Kudüs sizi iyilerle buluştursun

Fitnenin o coğrafyada kaldırılamadığı yıllarda kaybettik Kudüs’ü. Ve o fitne ateşi Kudüs’ü de yüreğimizi de derinden yaktı. Bir asır geçti kanayan bir yara gibi ama sızısı hiç dinmedi. Aklımıza her düştüğü anda iyileri hatırlayıp kötülere buğz eder olduk. Kudüs’ü bir bilinç olarak görüp farkına varmaya çalıştık. Anlamaya çalıştık, bilmediğimizin farkına vardık. Zeytin Dağı’ndaki son bakışın hüznüyle bir gün kavuşmanın özlemini duymaya çalıştık.

Kudüs’e gidin.

Bırakın Kudüs sizi iyilerle buluştursun, kendinizle karşılaştırsın ve sizi size anlatsın. Terk etmek zorunda kalışınızın burukluğunu yaşatsın. Kavuşmakla ayrılmak arasındaki hüzünlü dönenceyle aklınıza takılsın. Fikrinizde hayat bulsun da özgürlüğüne kavuşsun.

 

Ercan Babacan

Güncelleme Tarihi: 22 Ocak 2018, 14:29
YORUM EKLE

banner19

banner13