banner17

Korkma ben müslümanım!

Nijerya, Allah'ın mükemmel yarattığı tabiat ve insan ile insanın eliyle tahribatın el ele olduğu çok farklı bir ülke.

Korkma ben müslümanım!

Lagos’tan Nijerya’ya

Lagostan çıkıyor olmak şu an yaşadığım sıkıntıları ve yolculuk bitene kadar yaşayacağım sıkıntıları unutmak için fazlasıyla yeterli bir neden. Yine de nankörlük etmeyeyim, Lagos bana İslam’ın üstünlüğünü ve insana kattığı değeri çok ince, derin, edebi ve felsefi düşüncelerde ve eylemlerde ararken onun dünyayı ne kadar yaşanabilir kıldığını gösterdi. Adeta kaçıyorum, şoförüm Mahmut’a ise kurtarıcım gözüyle bakıyorum, beni yeryüzünün en güvensiz yeri, Nijer deltasına doğru götürdüğünü bilmeden…

Nijerya
Nijerya

Devasa ağaçlar, Afrika ormanları

Tasavvuf erbabının hayret makamından bahsettiği şeyin ne olduğunu biraz olsun anladığımı düşünmeme neden olan devasa bir ormanın içinde buluyorum kendimi. Değil insanın, bir farenin dahi içerisine girmekte zorlanacağını düşündüğüm bu ormanın içinde ilerlerken ağaçları boydan boya görmek için başımı arabanın camından çıkarıp gökyüzüne doğru bakmak zorunda kalıyorum. Şehirden bir saat kadar uzaklaştık ve yolumuz kesilmedi. Bu son derece rahatlatıcı.

Sanki bir metropolden değil de dağ kulübesinden cıkmış gibiyiz. Şoförümün neşesizliğinden bir şeylerin ters gittiğini anlıyorum ama Nijerya insana tevekkül sahibi olmayı öğretiyor. Bu insanların her fırsatta dans etmelerinin nedenini anlıyorum sanki. Yaşıyorsunuz, su içmişsiniz ve toksunuz, Malaria ve bilinmeyen çeşit çeşit hastalıklardan birine yakalanmış durumda değilsiniz, tabi ki dans etmelisiniz! Malaria mi dedim ben, sıtmanın diğer adı bu. Eğer annenizden yeni doğmuş gibi günahsız kalmak isterseniz, Nijerya’ya gelip akşam etrafınızı saran bir tül olmadan yatın. Sivrisinekler sizi muhakkak bulacaktır. O incecik iğneleri ile size aslında bugüne kadar geçirdiğiniz hastalıkların ne kadar basit şeyler olduğunu vızıldayacaklardır. 10 gün içinde hala yaşıyorsanız ve durumunuza isyan etmedi iseniz gerçekten manevi şifayı kapmışsınız demektir. Örümcek adam karakterinin çok da hayal ürünü olmadığını anlamış biri olarak etrafınızdakilerden artık sen bir Nijeryalısın iltifatını duyacaksınız. Bu arada sakin Malaria olmayın!

Nijerya
Nijerya

Korkma, ben Müslümanım!

4 saatin sonunda Mahmut’a bu manzaraları hayatımda bir daha göremeyeceğimi bundan dolayı üzgün olduğumu söylemekte iken bir köprünün üstüne çıkıyoruz ve uçsuz bucaksız orman görüntüsü açığa çıkıyor. Kimseciklerin olmadığı bu yerde rükûya giden bir delikanlı görüyorum, bu benzersiz manzara altında yapayalnız rabbinin “huzur”una varan bir delikanlı. İnanılmaz bir mutluluk Müslüman görmek… Güvenli bir bölgede olduğun, soyulmayacağın, başına herhangi bir şey gelse yardım alabileceğin kimselerin olması demek. Artık yol kenarında fare satıcıları, duran bir araba olsa da soysak diye bekleyen mini çeteler görmeyeceğim anlamına geliyor. Ama kimse size Nijerya’da nerede bir cesetle karşılaşıp karşılaşmayacağınızı söyleyemez. Yaralı birisine yardım etmeniz demek, ya hırsızlar ya da polisler tarafından hayatınızın geri kalanında sürekli hatırlayacağınız anılarla karşılaşmanız anlamına gelir. Böyle olunca yolda kalanlar, hastalar, yaralılar…

Şoförüm ancak boydan boya boncuk ve otlarla örtünmüş samanistlerin arasından geçtiğimizde yolunu kaybettiğini itiraf ediyor. Kızmıyorum, tek kelime etmiyorum. Çünkü bu tecrübe için belki de teşekkür etmeliyim. Zaten sorunlar ortaya çıktıktan, olan olduktan sonra, konuşmanın hiçbir şeyi değiştirmeyeceği noktada dırdır eden insanlardan olmak istemedim hiçbir zaman. En çok düşündüğüm şey bu yolculuğun yorgunluğu ve stresinden dolayı zayıf düşebilecek bedenimdeki sıtma mikrobunun yeniden harekete geçip geçmeyeceği ve yiyecek bir şeyler bulabilmek.

Nijerya
Nijerya

Gönlü tok Afrikalılar

Harmatan dedikleri kum fırtınalarının kahverengiye bürüdüğü şehirimsi yerlerden geçiyoruz. Cami göremediğimiz hiçbir yerde durmuyor hatta yavaşlamamaya gayret gösteriyoruz. Sarı bidonlarda benzin satıldığını gördüğümüz bir köyde duraklıyoruz. Kapıdan girmek için başını eğmek zorunda kalacak kadar boyluca yağız bir meczup bayan dilenmek için dizlerini birbirine birleştirip, elerinin içinin boş olduğunu gösteriyor. Şoförüm kendisine 3 adet mandalina veriyor. Dilenci kadın ise birisini alıp diğer ikisini geri uzatıyor, istemez gibi değil, bana bu yeter alın siz yiyin diyor, iki kişi olduğumuzu işaret ediyor. Üç mandalinayı ancak üç kişi yemeli değil mi? Afrika’nın bu ücra köşesinde, bu benim gözümde teknik bir hata, genetik bir bozukluk yaşamış bir canlı görmek demek. İnsanların birbirlerini fiili olarak gerçekten bir et olarak halen yediği ve kanını içmenin insanı güçlü kıldığına kötü ruhlardan koruduğuna inandığı Nijer deltasında bu dilenci bana hayatta salih kul olmamak için sosyal ve fiziki şartların neden olamayacağını, fıtratın her zaman temiz kaldığını, modern şehirlerde Kur’anı saklı sırlar kitabı olarak farklı farklı yorum ve tefsirlerden okuyup, günler ve haftalarca üzerinde ince tartışmalar yaptığım bu şehirlerde yaşantımın ne kadar ikircikli olduğunu gösteriyor. Mahmut’la nutkumuz tutuluyor neredeyse bir saat kadar konuşmuyoruz.

Sonunda anayolu bulan Mahmut, tüm yol boyunca çukurlara girmemek için sürekli ama sürekli direksiyon çeviren Mahmut, biraz sevinçten biraz da kendini affettirmek için muhteşem şoförlüğünü konuşturmaya başlıyor. Hız limiti trafik levhalarının hatta şehir levhalarının olmadığı bu ülkede…

Hristiyan topraklardayız

Bature beyaz adam demek, para demek, şanslı insan demek. Sen onları yüzlerce yıl sömürdüğün için sana her şeyi yapmaya hakları vardır. Tam 7 adet trafik kontrol noktasında durduruluyorum ve tam 7 defa rüşvet vermek zorunda kalıyorum. “Happy chrismas sir!” diyen polislerle eğer normal bir İngilizce ile konuşursanız bittiğinizin resmidir. Pijin İngilizcesi dedikleri kaba bir dil ile, “Havna” (nasılsın) dediğimde rüşvet miktarı on kat düşüyor.

Nijerya
Nijerya

Başkent Abuja’ya girdiğimde kendimi evimde gibi hissediyorum. Artık pis kokuları duymayı unutmuş olan bir burnum da var zaten. Bir gece buradaki evimde sinek sürüleri, böcekler, boy boy örümceklerle ve beni gece kavgalarının bir kaç kez uyandırdığı farelerle beraber konaklıyor ve sabah Maiduguri’ye doğru yola çıkıyorum. Şoförüm Jos’ta Müslüman-Hristiyan savaşı çıktığı için Kano üzerinden gitmeyi tercih ediyor, kuzeye doğru gittikçe bitki örtüsü zayıflıyor. Ama ne zayıflama… Sadece hayranlık seviyenizde ufak bir fark oluşuyor, o kadar. Kaduna’yı (Hausa dilinde: timsah şehri) geçtikten hemen sonra üzerinde yaprak yerine sarı, pembe, kırmızı ve beyaz çiçekler olan iki katlı binalar büyüklüğünde ağaçlarla karşılaşıyorum. Cenneti hayal edemediği için Müslümanları içten içe tiye alan kimseler aklıma geliyor. Gerçi cennet benim için çiçekten, gökyüzünden öte gerçekliğin bahçesi olması hasebiyle güzel, gerçeklikler denizi… Nedense bu ağaçları görünce Risale-i Nur, ardından da Sigmund Freud’un bir kitabı geliyor aklıma, Psikanaliz Derslerine Giriş.

Az önceki paragrafta Jos’ta Müslüman Hristiyan savaşı var dedim değil mi? Yoksa çiçekli ağaçtan mı bahsettim? Nasıl bir tezatlar ülkesidir! Allah’ın muhteşem yarattığı bir coğrafya, insanın bozduğu fıtrat…

23693 

Kur’an’ın hıfzedildiği köy

Yorucu bir yolculuktan sonra Maiduguri’ye yaklaştığımız müjdesini alıyorum. Gece ama Müslümanların yaşadığı bir bölge olduğu için herhangi bir sorun yok. Yakıtımızın bitmek üzere olduğunu fark eden şoförüm Mahmut, zifiri karanlık bir köyde duruyor. Ateş etrafında toplanmış 3-6 yaş arası çocukların ilk önce şarkı söylediklerini zannediyorum. Mahmut, Kur’an ezberi yaptıklarını söylüyor. Bu şekilde köyün pek çok yerinde ezber yapmakta olan çocukların toplandığı ışıltılar ve sesler geliyor. Hayatta kıskanılacak bir şey varsa budur. Kesinlikle bu köyden bir ev kiralamalıyım. Nur yüzlü insanların köyü burası, Maina. Köyün büfesinden birkaç poşet şeker alıyor çocuklara doğru yürümeye başlıyorum. Çocuklardan birisinin ‘batureeee’ (beyaz adam) çığlığı ile çil yavrusu gibi kaçışmaya başlıyorlar, karanlıktan gelen bir ses ile geri toplanıyorlar. 4-5 yaşlarında bir tanesi korku dolu bakışlarla titrek ellerini bana doğru uzatıyor. Poşetleri alır almaz yerine oturuyor, karanlıktan kalın bir ses geliyor “thank you sir”. Bir tanesi daha, bir tanesi daha ve birçok tanesi daha… Bu çocukları nasıl böyle ortada bırakırlar diye ayıpladığım insanlar, karanlık içerisinde ve her tarafta oturuyorlarmış meğer. Oldukça utanıyor ve hızla arabama doğru ilerliyorum. Burada bir ev kiralama ve hafta sonlarımı burada geçirme hedefiyle uzaklaşıyorum, yüreğimde dostlarımdan ayrılmış gibi bir sızı ve apartman dairelerinde oyuncak dolu odalarında annelerinin yatmaya zorladığı yeğenlerim geliyor aklıma. Ne kadar şanssızlar.

Nijerya
Nijerya

Nijerya’da Müslüman katliamı var

Maiduguri, Halepçenin kardeşi, acısı daha yeni bir senelik. Ezan okunduğunda dükkânlara kilit vurulmadan camiye koşulan şehir… Gece olduğundan her 50 metrede bir kontrol noktasında durduruluyoruz. Burası Müslüman bölge, hiç bir asker ‘marry chrismas’ demiyor, rüşvet istemiyor. Beyaz adamı görünce arabamızı da aramıyorlar.

Nijerya yine yapacağını yapıyor. Hayata bakışımı değiştiren iki günlük bir yolculuktan sonra bakalım diyorum, bakalım Rabbim daha neler gösterecek.

(Ucuz bir sorumluluk savması: Jos ve Maiduguri Müslümanlarının çok ciddi sorunları var. Tam Maiduguri’ye girdiğim gün Kano’dan Müslüman avına gelen bir grup ibo, kalabalık yerlere el bombaları atıp sayısını kimsenin hiçbir zaman bilemeyeceği kadar Müslüman öldürüyor ve bir o kadarını yaralıyor. Dünya basınını bırakın, yerel basında dahi bundan hiçbir haber alamıyorsunuz. Mısır’da kilisede bomba patladığını duydunuz değil mi? İlgililere duyurulur.)

 

Burak Uslu Nijerya’dan bildirdi

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2011, 11:05
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Salih
Abdullah Salih - 8 yıl Önce

Afrika'yı araştırmaya çalışan, ilgi duyan, merak edenlerdenim.. Özellikle Müslüman kardeşlerimi.. Sizin gibi oralarda bulunan kardeşlerimizin tecrübelerini bize yansıtmaları gerçekten çok güzel.. Umarım sık sık yazarsınız muhtelif platformlarda.. Ayrıca müslümanların başına gelenlerin medyaya yansımadığı yönündeki yapılması çok ta zor olmayan tahminlerimizi temin etmiş oldunuz.. Allah onları korusun.. Zalimleri ıslah etsin..

Veysel Hüseyin
Veysel Hüseyin - 8 yıl Önce

Bu güzel, samimi, içten Afrika esintisini bizlere ulaştıran Allah’a ve vesile kıldığı sizlere teşekkür ediyorum. Burak Uslu ve Afrikalı kardeşlerimin bozulmamış fıtratlarına arz-ı hürmet ediyorum. Rabbim ferasetinizi ve hayırlarla neticelenen tecrübelerinizi, maceralarınızı artırsın. Bize de oralara gitmeyi kardeşlerimize sarılmayı nasib etsin. Size dua ediyoruz. Allah ev kiralamak istediğiniz o köyün hakikatini, sevgisini, sıcağını bu dünyada değilse cennetinde versin. Selâmetle…

banner8

banner19

banner20