banner17

Kent müzen bile yok ey İstanbul!

İnegöl, bir kent müzesine sahip olmasıyla değme illere taş çıkartıyor.

Kent müzen bile yok ey İstanbul!

“Küçük İstanbul” diye bilinen bir ilçenin, bu namın hakkını veren bir hoş mekânıdır İnegöl Kent Müzesi. Türkiye'nin ilk ilçe kent müzesi olan bu mekân, geçmişini kucaklayıp, naif ve bir şekilde sergilemeye çalışan belediye ve halkın el birliğiyle kente kazandırıldı. 3 yıl (2005/2008) içerisinde en iyi şekilde hizmete açılan müze, halkın bağışladığı “baba yadigarlarıyla” bu başarıya imza atmış görünüyor. Böyle söylüyorum; çünkü İnegöl bereketli ve kesinlikle düzenli, hoş bir şehirdir ancak tarihî eserlerin geleceğe kalması noktasında çok fazla şansı olmamış, biraz boynu bükük kalmış bir ilçe. Bu kanaate İznik'i gördükten sonra vardım sanırım. Adım başı tarihi selamladıktan sonra İnegöl'de, tek tarihî eser olarak neredeyse sadece İshak Paşa Camii ve Türbesi olduğunu görmek her ne kadar beni üzmüş olsa da müze bu derdimize Hızır gibi yetişti.

İnegöl Kent Müzesi
İnegöl Kent Müzesi
İnegöl Kent Müzesi
İnegöl Kent Müzesi
İnegöl Kent Müzesi
inegöl Kent Müzesi
inegöl Kent Müzesi
inegöl Kent Müzesi
inegöl Kent Müzesi
inegöl Kent Müzesi
inegöl Kent Müzesi
Fotoğrafları büyütmek için üzerini tıklayınız

150 yıllık belediye binasını restore ederek müze haline getiren belediye çalışanları 10 Ocak 2009 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın müzeyi hizmete açtığı günü onurla ve gülücüklerle geçirdi.

Gomphotherium cinsi fil fosili de var

Müzeden bahsetmeye nereden başlayacağımı bilemedim doğrusu. Ayrıntılı ve hoş bir çalışmayla ortaya çıkmış olan bu mekâna ayrı ayrı bölümler açılmış ve her birinde hazine değerinde, hatıra yüklü antikalar ziyaretçilerin gözlerine gümüş tepside bir ziyafet gibi sunulmuş. Müzenin zemin katında İnegöl'de şimdilerde kaybolmaya yüz tutan mobilyacılık, sepetçilik, semercilik ve bakırcılık mesleklerinin dükkânları canlandırılmış. Ayrıca zemin katta kişisel sergilere ayrılmış geniş bir salon ve çok amaçlı salon da bulunmakta. Cuma Tepe höyüğü ile on dört milyon yıllık gomphotherium cinsi fil fosilinin anlatıldığı “doğa tarihi” bölümü ile Roma ve Bizans dönemlerinin anlatıldığı bölümler müzeye ayrı bir zenginlik katmış. Orta avlu da kafeterya olarak düzenlenmiş ve ziyaretçilere zamanda yolculuk yaparken dinlenecek bir fırsat sunulmuş.

Çeyiz odasında takıldım kaldım

25 ayrı odası bulunan müze 3 ayrı kattan oluşuyor. Birinci ve ikinci katta İnegöl'ün fethinden itibaren, Osmanlı Devleti'nin kuruluşu, göçler ve göçmenler, sosyal yaşam, anıtlar ve afetler, ilçe halkının geçirdiği zor yıllar, ünlüler ve iz bırakanlar, cumhuriyet döneminde İnegöl ilginç eşyalarla anlatılıyor. Üçüncü kat sağlık, turizm, ipek böcekçiliği, tütüncülük, köy odası, mutfak kültürü, çeyiz odası gibi bölümlerden oluşuyor. Bunlar arasında hiç şüphesiz en çok çeyiz odası ve köy odası dikkatimi çekti. Eskiden gelin odasında bulunanlar, çeyizler, el emeği eşyalar ve köy evindeki o sıcaklık… Küçük bir odada ocak başında bir kayınvalide, gelin ve beşikteki bebeği... Bu manzaralar beni alıp götürdü resmen. Ön binanın üçüncü katında ise İnegöl'ün sosyal, siyasal ve ekonomi tarihinin arşivi araştırmacıların hizmetine sunulmuş.

Ayrıca her odada bir müzik sistemi kurulmuş ve derlenen İnegöl halk türküleri ve halk oyunları eserleri çalınıyor. Sistem çok hoş çünkü yan yana olmalarına rağmen odalardaki müzik sesleri bir birine karışmıyor. Sinema makinesinin o yıllardan esintiler sunuşu, arkasında asılı duran afişler, eski fotoğraf makinesi ve önündeki “İnegöl Hatırası” yazısı, üzerinde “İnegöl” yazan ve İnegöl'de basılan ilk parası, Sarıkamış madalyası, Cumhuriyet döneminde mecliste bulunan ilk on sekiz kadın milletvekilinin birinin İnegöllü oluşu, İshak Paşa'sı, Turgut Alp'i, Oylat Kaplıcaları'nı temsilen koyulmuş olan aslan ağzı, berberi, yemenicisi, fıçıcısı, semavercisi, saatçisi... Hepsi de gerçek gibi. Toplam on yedi adet bal mumundan yapılmış heykelle canlıymışcasına izliyorsunuz tüm odaları. Örneğin gelin odasında “kınayı getir anne” türküsü çalınıyor. Kendinizi o günlerde bir kına gecesine katılmış gibi hissediyorsunuz.

İnegöl’ü üzücü hadiselerle değil, halkının birliğiyle an

Her şeyiyle modern ve popüler bir çizgi çizmeyi başaran, birçok ilden büyük ve gelişmiş olmasıyla dikkat çeken İnegöl'e bu müze çok yakışıyor. Halkın hem merkezden hem de köylerden akın akın antikalarını getirmesi, yüce gönüllülüklerini ortaya koyuyor. Geçtiğimiz günlerde İnegöl'de olan olaylar bu kentin alnını karalamaya yetmez, yetmeyecek. Çünkü etnik farklılıkların yoğun olduğu bir kent olduğu halde burada herkes ırk ve etiket ayırt etmeksizin dirlik ve birlik içinde yaşıyor elhamdülillah. Bir Gürcü bir Boşnak’tan kız alabiliyor. Bir Çerkez bir Arnavut’la aile dostu olabiliyor. Bir Kürt bir Türk’le evlenebiliyor rahatlıkla.

 

Öznur Balık gelişen kentinin müzesinden haberdar etti

Güncelleme Tarihi: 19 Ekim 2015, 13:34
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20