banner17

Kemerin üzerinde farklı bir okuma yaptık

Bozdoğan Kemeri’ne çıkan dört maceraperest arkadaş, efsanelerdeki hangi efsunlu güzelle karşılaştı orada?

Kemerin üzerinde farklı bir okuma yaptık

 

Her Fatih semtine girişimde bir bakışım olurdu ona; konumu ve duruşu cezbediciydi. Bir gün, Pazar gününün sakinliğini ve dinginliğini de fırsat bilerek, ikindi namazından sonra arkadaşlarla beraber onunla buluşmaya karar verdik. İşin biraz da tecrübeli kısmında olmuş olmam gerekiyor ki ağır hareketlerle kendisini şöyle bir temaşa eyledik.

Bozdoğan Kemeri bizi bekliyor

Bozdoğan Kemeri

Neden bahsettiğimizi de söyleyelim: Valens Kemeri, yani diğer adıyla Bozdoğan Kemeri. Bizans zamanından kalma olan kemer şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılmış ve daha sonraları Şehzade Camii inşa edilirken Mimar Sinan tarafından da restore edilmişti.

Kemer, Atatürk Bulvarı üzerinde Fatih Camii tarafından Vefa’ya doğru uzanıyor. Biz de kemerin üstüne çıkmak için Fatih Camii tarafındaki alçak kısımlardan yukarıya çıkılabilecek yerlerini kontrol edip gerekli fizibilite çalışmalarını yaptıktan sonra yavaş yavaş çıkmaya başladık.

Kemere çıkmak tecrübeden ziyade aşırı dikkat isteyen bir durumdu. İlk önce Usame, sonrasında Cundullah, sonra ben ve Mustafa Kadir çıktık. Çıktıktan sonra İlk yaptığımız önce çıktığımız yerden aşağıya bakmamız olmuştu zira zor ve meşakkatli bir iş başarmıştık. Sonra Vefa tarafına doğru kemerin üzerinden yavaş ve sakin bir moda ilerledik.

Bozdoğan Kemeri

Alttakilere seslendik: Hey millet, nereye bu gidiş?

Birbirimizle konuşa konuşa ilerlerken daha farkında değiliz mevzunun, Kadınlar Pazarı hizasını geçtik ki bulvarın vermiş olduğu boşluk hissi ile karşılaştık. Ve tabii ki muhteşem bir İstanbul silueti… Bir tarafta Süleymaniye, yanında Şehzadebaşı, kenarda Ebu’l Vefa, karşımızda Galata, ayak ucumuzda Unkapanı, müze ve biraz aşağısında Zeyrek, yanında kilise; arkaya dönüyoruz Marmara Denizi ve gemi trafiği, hemen karşımızda garip mimarisiyle belediye binası ve yedi tepeden bir kaçı.

Bozdoğan Kemeri

Uzaklara bakıyoruz; görebildiğimiz kadar, göremediklerimizle de ilgileniyoruz. Bir ara yoğun insan ve araba trafiğini fark ettik ve “hey millet, nereye bu gidiş” diye bağırmalarımız oldu. Tabi kimse dönüp bakmıyor zira asırlar öncesinden gelen bu soru da yeni değildi zaten.

Sonra bulunduğumuz yerde bulvarın hemen ortasında bir halka kuruyoruz ve çantalarımızdan çıkarıyoruz nevaleleri… Kitaplarımızdan altını çizdiklerimizi, şiirleri okuyoruz. Rüzgâr, trafik ve şehrin sesini bastırmak ve birbirimizi duymak için sesli okuyorduk. Okunan kitap el değiştiriyor. Çantalardan Zarifoğlu, Rimbaud çıkıyor; bir de “Köşe” şiiri çıkıyor; ardından Mezopotamya’ya yazılmış şiirler okuyoruz. Ve o seyirde tarihin değiştiğini hissedebiliyoruz.

Bozdoğan Kemeri

Çıktık ama nasıl ineceğiz peki?

Günün sonuna geldik artık. Çıkmak kadar inmek de zordur bu kemerden… Vefa tarafında kemere en yakın ağacı gözümüze kestirip bir bir atlayıp iniverdik. Yukarı çıkmak için gerekli malzemeler sıralanabilir burada fakat hiç biri değildir bizi oraya çıkaran. Bizim farklı bir okumaya ihtiyacımız vardı. Ve sur da o imkânı verdi. “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes/ ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es” diyelim.

Son bir not düşelim: Kemere çıkacak olan arkadaşlardan ricam çok dikkatli olmaları ve çıktıktan sonra yukarıda güzel bir okuma yapmalarıdır. Bir de ıslak mendil… İndikten sonra üst baş silmek için…

 

Cihat Karaman bir sırdan bahseder gibi yazdı

Bozdoğan Kemeri

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2012, 18:12
YORUM EKLE
YORUMLAR
mansur
mansur - 7 yıl Önce

insanın deli yanları olmalıdır derim ben.. ki zaten vardır ve bunu keşfedebilmektir bütün mesele... aklın sınır uçlarını zorlayan..rutinin dışına çıkan, ezber bozan.. onu tadan inmek ister mi bir daha oradan?..

furkan
furkan - 6 yıl Önce

bende üniversite yıllarımda ilim yayma cemiyetinde kalırken sevgili oğuzhanla sabah namazına büyük camilere giderdik. fatih caminden dönerken bizde kemere çıkmıştık. o erken vakitte orası çok lezzetli olmuştu. bu arada lafı gelmişken belirteyim bir kere sultanahmete gittik, sabah namazında cemaat imam, müezzin, oğuzhan ve benden ibaretti. inşallah şimdilerde artmıştır.

banner8

banner20