Kayseri'de Ehl-i Dil'e uğramadan olmaz!

Günden güne artan Ehl-i Dîl Çayevi’nin müdavimlerinin yanı sıra Kayseri’ye gelen edebiyat ve tasavvuf erbaplarının da uğrak yeri olmuştu burası..

Kayseri'de Ehl-i Dil'e uğramadan olmaz!

 

Eskiden beri mahallelerdeki emeklilerin ve işsiz gençlerin oturduğu çay ocakları ve kahvehanelerin önünden geçmemeye gayret ederim. Aslında utanırım. Kendimi resmigeçitte hissederim. Muhafazakâr yetiştirilmemin ve babamın bu tür yerlere hiç gitmemesinin bunda payı pek çoktur.

Anadolu’da oldukça yaygındır çay ocağı, çayevi, çayhane ya da kıraathaneler. Erkeklerin mekânıdır. Zaman zaman buralara özenen kadınlar yenilikçi ataklar ile  “kadınlar kahvehanesi” adı altında yerler açsa da alışılagelmiş bir düzen olmadığından olacak ki devamı gelmemiştir. Kıraathaneler, kahvehanelerden biraz daha farkı olarak müşterilerin gazete, kitap ve dergi okudukları; bulundukları yöreye has şekilde döşenmiş çay ve kahve servisi yapılan yerlerdir. Buralarda çay ve kahve servisini yapan kişilere çaycı veya kahveci demek ise adettendir. Onlar günün her saatinde tavşan kanı çaylarını ve bol köpüklü Türk kahvelerini tiryakilerine servis yaparlar.Ehl-i Dil Çayevi'nde Erkan Oğur

Özellikle hanlarda ve çarşı içindeki merkeze yakın olan yerlerde bulunan çay ocakları bölge esnafına çay, kahve ve benzeri içeceklerin hizmetini yaparlar ve bulundukları yerin vazgeçilmez işletmeleridirler. Osmanlı döneminde kahvehaneler ile başlayan bu gelenek, Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Hatta çay ocakları muhabbet ehli insanların bir araya gelmesiyle “halkın irfan mektebi” haline de gelmiştir.

Kayseri’de de Ehl-i Dil Çayevi var

Malum, çay sever bir toplumuz. Evimizde misafirlikte, yolculukta, muhabbet meclislerinde vazgeçilmez içeceğimizin adıdır çay. Bu sebepten de çay ocakları vazgeçilmezimizdir. Kayseri’de de bu tür çay mekânları oldukça çoktur. Ancak bir yer var ki onun müşterileri kültür ve sanat insanları… Merkezde güzide bir yer…

"Çay, donan düşünce damarlarımızı elbet eritecek bir gün. O zaman geç kaldığımız, ertelediğimiz değerleri bulup çay ocaklarında yeniden demleyeceğiz." diyor Ehl-i Dîl Çayevi’nin sahibi Nart Noyan. Onu ilk defa 2008 yılının ortalarında tanımıştım. O zamana kadar şehrin içinde küçük tabureli kır masaları olan çayevlerine hanımların gittiğini görmemiştim. İlk defa bu haliyle dikkatimi çekmişti Ehl-i Dîl Çayevi. İsmail Adil Şahin’in “öğrencim” diye tanıştırdığı, çokça da şakalaştığı bir gençti Nart kardeşim. Kardeşim diyorum, çünkü onun öyle içten bir “abla” deyişi var ki erkek kardeşimin olmamasının eksikliğini hissetmiyorum yanında.

Yıllarca tasavvuf sohbetlerinde bulunmuş olgun bir gencin bir çayevi çatısının altında, tohumunu çatlatarak filizlenen ve meyveye duran bir ağaç gibi kök salmasıydı burası.  Nart Noyan’ın kocaman ailesiydi müşterileri. Öyle her müşteri gelemiyordu buraya. Edep çerçevesinde olmayanlar barınamıyordu. Milli, dinî, manevi duyguları olan, belli bir toplumsal bilinci oluşmuş genç-yaşlı, bay-bayanların muhabbet yeriydi burası. Çay, amaç değil sadece araçtı. Amaç, kültürel değerlere sahip gençlerin yetiştirildiği bir mekân olmaktı. Karşılıksız vermekti, maddi beklenti gözetmeden manevi getirilerle huzura ermekti.

Kültür sanat adamlarının uğrak mekânı

İlk gördüğümden bu yana çehresinde oldukça değişiklikler yapıldı. O küçük taburelerin yerini banklı masalar aldı. Değişmeyen ise muhabbet denince akla gelen ilk yerin Ehl-i Dîl Çayevi olmasıydı. Belediye başkanlarının, ilahiyat ve edebiyat fakültelerinin öğretim üyelerinin sohbet mekânı olan ve günden güne artan Ehl-i Dîl Çayevi’nin müdavimlerinin yanı sıra Kayseri’ye gelen edebiyat ve tasavvuf erbaplarının da uğrak yeri olmuştu burası. Mesafelerin ayırdığı dostlukların buluşma yeriydi.  Erkan Oğur, Sinan Yağmur, Serdar Tuncer, Bülent Akyürek, Hakan Albayrak ve Ebubekir Kurban bunlardan sadece birkaçıydı.

Ehl-i Dil Çayevi'nde okumalarBir duyuyorum, Göksel Baktagir, Yurdal Tokcan ve İstanbul Sazendeleri Ehl-i Dil'de... Bir duyuyorum, Yeni Şafak gazetesi genel yayın yönetmeni Yusuf Ziya Cömert ve yayın kurulu Ehl-i Dil'de… Bir duyuyorum, TRT kahvehaneler programında Ehl-i Dîl Çayevi’nin tanıtıldığı bir program yayınlanmış.

Binlerce kitap hediye edilmiş müşterilere

Öyle reklam çığırtkanlığı var sanmayın. Tamamen sessiz sedasız bir muhabbetin bereketiydi bu. Bu bereketi perçinleyen bir güzellik de, kutsal kitabımızın manasıyla okunmasını sağlamak için iki bin mealin özellikler genç müşterilere hediye edilmesi. Ve farklı zamanlarda İskender Pala, Nazan Bekiroğlu, Emir Kalkan, Sezai Karakoç vd. yazarların üç bin kitabının da farklı zaman dilimlerinde müşterilere hediye edilmesi… Dile kolay küçük bir çay ocağının karınca kararınca 5 bin kitap dağıtmış olması. Tam da burada bir parantez açarak kendini sorguluyor insan, “Ya ben ne yapabiliyorum yeni nesil için” diye… Yapanlar ve yapmayanlar, yapmaya çalışanlar veya hiç aldırmayanlar arasında bir yere koyuyor insan kendisini.Ehl-i Dil Çayevi'nde İsmet Özel

Neler yapılmıyor ki burada…

Cahit Zarifoğlu ve Sezai Karakoç okumaları 3 senedir devam ediyor Ehl-i Dîl'de... Niyâzî-i Mısrî Okumaları ve “Müslüman şahsiyetler” isimli okumalar için hiç bir maddi karşılık beklenmeksizin gençlere her türlü olanak sunuluyor.

Ehli dil sohbetlerinde Ömer Tuğrul İnançer, Halil Necipoğlu, Sami Aksu, İsmet Özel ve Senai Demirci’yi görüyoruz. Bir bakıyorum, Ehl-i Dil'de hat, tezhip, ebru sergisi açılıyor. Bir duyuyorum, Ehl-i Dîl'den ud, ney ve bendir sedaları yankılanıyor... Bir görüyorum, Efdal Emre ile Niyazi Mısrî Divanı ve Şerhi’nin yazılışına destek olunuyor.

Her varlığın bir kaderi vardır, amenna. Her kaderi yazan Bir’dir, amenna. Bazıları dolu dolu yaşıyor ve yaşatıyor hayatı; kısacık ömrü ile geride iz bırakıyor. Bazıları çok uzun yaşıyor ama kimseler bilmiyor varlığını. Sonrası mı? Ebedî unutulmuşluk… Yok olmak derinliklerde kaybolurcasına… Yok olmak zamanın karanlıklarında bir daha hatırlanmamacasına. Yok olmak ateşlerde kül olmuşçasına…

Şimdi sessiz sedasız bu yürüyüşlerin sonsuzluğa uzanan ayak seslerini duyuyorum. Şimdi gönüllerin ehline uzanıyorum, bir yudum çay ile demleniyorum Ehl-i Dîl müdavimleriyle…

 

Sergül Vural haberdar etti

GYY notu: Çay sevmeyen bir insan olduğumdan mıdır bilmem, çay ocaklarını pek hayırlı bulmam. Çay ocağı hareketlerinden de pek ümitlenmem açıkçası. İnşallah daha sahici mekanlarımıza, tekkelerimize, medreselerimize de kavuşuruz bir gün... Ehl-i Dil'i kırmak için demedik bunları tabii. "90'lı yılların dernekçi dindarları şimdi cafeci oldu ise bunda bir tehlike var sanki" diyesimiz geliyor. Dernekçilik pek iyi bir şey değildi ama cafecilikten daha iyi olduğuna şüphe yok... Yine de "şerefü'l mekan bil mekin" kuralı da başımız üzredir. Kayseri kültürel kuraklığında Ehl-i Dil'i hürmetle karşılıyoruz!

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2012, 17:33
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayşe Kübra Bekâr
Ayşe Kübra Bekâr - 7 yıl Önce

"Sevgi,değerli insanların şiarıdır"kelâmını ziyadesiyle yaşatan çayevlerinden biridir Ehl-i Dîl."Ben gelmedim dâvâ içinBenim işim sevgi içinDostun evi gönüllerdirGönüller yapmaya geldim"diyen Yûnus gönüllü insan Nart Noyan'a selâm olsun.

yhg
yhg - 7 yıl Önce

olduğundan ne kadar da farklı yazılabiliyor bazı mekanlar alenen görüyoruz ki. GYY notunda ne çok haklı. sahici mekanlara ve sahici insanlara ihtiyacımız var. ne çok şiirin katledildiğini gördüm ehli dilde. sevgili genşler tarafından. maalesef.

Faruk Derecikli
Faruk Derecikli - 7 yıl Önce

Kızlı erkekli toplanmaların yapıldığı enternasyonel bir mekana evet mi demeli...ya da ben çok mu yobazca düşünüyorum....kayseride okumuş oraları iyi bilen birisi olarak gyy ye hak vermeden edemiyorum...mücahitler aktivist olunca dengemizi kaybettik..sonuç ortada...

İbrahim ŞAHİN
İbrahim ŞAHİN - 7 yıl Önce

söz sükutun ocağında demlendiği ölçüde dimağ tadı bırakır sanki. Sanki Ehl-i Dil ehl-i'nin muhabbeti gönül olduğu kadar cezbeder yürekleri. Sergül Vural Hanımefendinin tespitleriden éEhl-i Dil" hakkında böyle bir muhabbet sofrası uyandı tahayyülümde. Bunca yıldır neden yolum düşürmedi beni oraya diye hayıflanmadım desem kendimi kandırmış olurum. Dilerim bende dinlendiririm ruhumu bir gün o mekanın müdavimi dostların meclisinde.

ehli sükut
ehli sükut - 6 yıl Önce

yazı için tşkkrlr.zannın atom ve hücrelerinden uzak durun demiyor mu inandığınız Rabbiniz!kişinin ayinesi işidir.Bu adam adam gibi adamdır! merttir ve kapitalist bazı kesimler gibi çayı bir lira yapmaz hiç bir kar gütmez.çaydan para istenmez bu mekanda edebinle çayını içer nasiplenir çıkarsın buradan.karma ortamların yanlışlığından dem vuran kişiler evde inzivada mı? bu kadar mı sağlam değil duruşunuz ki kabukla uğraşıyorsunuz. kızlar varmış yokmuş ne ilgilendirir er olanı...

banner19

banner13