Kahire'nin kalbi: Moez Caddesi ve camileri

Başından sonuna kadar sizi ayrı bir dünyaya sokan, adeta Kahire’nin o hep zihnimizde tuttuğumuz eşsiz kültürel ve manevi ruhunu size yaşatan bir cadde Moez Caddesi. Deniz Baran yazdı..

Kahire'nin kalbi: Moez Caddesi ve camileri

Kahire’nin en eski caddelerinden biri ve eski Kahire deyince akla gelecek ilk yer olan Moez Caddesi’nden bahsedeceğim. Başından sonuna kadar sizi ayrı bir dünyaya sokan, adeta Kahire’nin o hep zihnimizde tuttuğumuz eşsiz kültürel ve manevi ruhunu size yaşatan bir cadde. İçine ilk girdiğimde ılık bir bahar akşamıydı, heyecan ile dinginlik arasında tarif edilemez bir hisse kapılmıştım cadde boyunca yürürken. Daha sonra birkaç kez daha düştü yolum, ancak Moez Caddesi’ndeki kalabalığın kollarına kendimi usulca bıraktığım her seferinde benzer hislere kapıldım yine. Her zaman etkileyiciydi o büyüleyici sokaklardan geçmek.

Muharrem ayı itibariyle Kerbela’yı anıyoruz malum ve aslında Moez Caddesi’nden bahsetmemiz bu bakımdan da örtüşüyor içinde bulunduğumuz dönemle. Zira Moez Caddesi (aslında neredeyse tüm eski Kahire), Kahire’yi Kahire yapan ve devrinin kültür merkezine dönüştüren Fatımiler tarafından imar edilmiş denilebilir. Şii mezhebine mensup bir topluluk olan Fatımiler, haliyle kendi şehirlerinin kalbi olan Moez Caddesi’ne taşımışlar Hz. Ali’ye, Kerbelâ acısına dair ne varsa yüreklerinde. Cadde Hz. Hüseyin Camii ve Türbesi ile selam ediyor gelenlere ve yine Şiiler için oldukça önemli olan Al Hakem bin Emrullah Camii ile veda ediyor. Herhalde bu bile çok iyi izah ediyor anlatmak istediğimi.

Moez Caddesi’nin her adımı tarih

Hz. Hüseyin Camii ve Türbesi, büyük bir meydanın bitişiğinde tüm heybetiyle karşılıyor sizi. Yapılışı 1154 yılına dayanan kadim bir Kahire camisi. Hz. Hüseyin’in Irak ve Suriye’de de türbeleri olmasından ötürü buradaki türbe tartışma konusu ama inanç odur ki Hz. Hüseyin’in kesik başı bu caminin altında gömülüdür. İbn Batuta da Kerbelâ olayından sonra Hüseyin’in başının Suriye’deki Ummayad Camii’nde olduğunu, daha sonra Filistin’e gömüldüğü ancak bir Fatımi yöneticisinin Haçlı seferleri sırasında muhafaza etmek amacıyla kesik başı mezardan çıkarıp Kahire’ye, bugünkü Hz. Hüseyin Camii’nin altına gömdüğünü anlatarak destek veriyor bu inanca. Bize ise bu münazaraya katılmaktan, fazla sorgulamaktan ziyade Hz. Hüseyin’i hissetmek düşüyor kendimizi bu kadar yakın hissetmişken kendisine…

Hz. Hüseyin Camii’nin hemen bitişiğinde Kahire’nin en eski ve turistik mekanlarından olan Khan el-Khalili Çarşısı var. Kahire’nin Kapalıçarşısı tadında diyebiliriz. Asırlar önce ticaretin kalbinin attığı bu çarşıda durum halâ aynı. Onlarca dükkân, restaurant ziyaretçilerin hizmetinde. En güzeli de Mısır kültürüne dair otantik eşyalara, Mısır’a has yeme-içme ürünlerine bu çarşıda ulaşabilmeniz. Dünyadaki birçok otantik mekânın içinin boşaldığına ve otantikliğinin aslında kaybolduğuna şahitlik ettiğim için bunu çok kıymetli buluyorum. Tüm Moez Caddesi bu şekilde aslında ve sizi derin hislere daldıran da halâ bir nebze korunan kadim kültürü soluyabilmeniz cadde boyunca.

Cadde adını 4. Fatımi halifesi Al Moez li-Dinillah’tan alıyor. Birleşmiş Milletler tarafından Ortaçağ dokusunu dünya üzerinde en iyi koruyan yerlerden biri ilân edilen 1 km uzunluğundaki Moez Caddesi’nin her adımı tarih; cadde ve bitişiğindeki sokaklarda birbirinden güzel camiler, konaklar, türbeler vb.den oluşan 55 adet çok önemli yapı var. Bunları tek tek anlatmak imkânsız. Fakat bazen geniş ana cadde üzerinde, bazen dar, tatlı bir sokağın akabinde sizlere kucak açan camilere değinmeden geçmek olmaz. Moez Caddesi’ne ruhunu katan asıl etmen camileri.

Hayatımda gördüğüm en etkileyici camilerden biri

Birçoğu Fatımi eseri olan bu camilerin ilk dikkat çeken özelliği, büyük bir ustalıkla işlenmiş olan mimarileri. İlk gördüğünüz anda sizi kendine hayran bırakan bir sanatla bezeli camilerin içine girince etkilenişiniz daha da artıyor. İslam coğrafyasının birçok bölgesinde rastlanamayacak kadar ince bir mimari… Adeta duvarların her bir kenarı; her bir köşesi bir el sanatı sunuyor. Mescidin içinde hayranlıkla kayboluyor, ayrılmak istemiyorsunuz.
En dikkat çeken camiler ise Hz. Hüseyin, Al-Aqmar, Al Hakem camileri ve tabi Qalawun kompleksi. İlkinden zaten bahsettik, Al-Hakem Camii’nden ise ayrı bir yazıda özel olarak bahsetmek istiyorum, zira benim hayatımda gördüğüm en etkileyici camilerden biri.

Qalawun Kompleksi cami, medrese, türbe ve (yanlış anlamadıysam) eski bir hastaneden oluşuyor. Fotoğraflardan anlaşılabileceği gibi etkileyici bir görüntüye, sade bir görkeme sahip. Sade bir görkem tabiri tezat içeriyor gibi gelebilir ancak Moez Caddesi’nin camilerini özel kılan da bu tabiri tezat olmaktan çıkarmış olması zaten. Kompleks adını Sultan Al-Nasr Muhammed Ibn Qalawun’dan yani kompleksi 1280’de inşa ettiren kurucusundan alıyor. Fatımi harabeleri üzerine kurulmuş yapı, caddedeki nadir Fatımi yapısı olmayan yerlerden biri. Yapımında savaş esiri Moğol askerler çalıştığı Qalawun kompleksindeki türbe, kimilerine göre Taj Mahal’den sonraki en güzel mozole. Ayrıca belirtmek gerekir ki Kahire’nin kalbinde yer alan bu yapı uzun yıllar boyunca İslami etkinliklerin de kalbi olmuş.

Kısaca nispeten daha mütevazı olan Al Aqmar Camii’ne de değinmek gerekirse nam-ı diğer Gri Camii olarak anılan Al Aqmar bir Fatımi eseri. Caminin dört bir yanına işlenmiş, hâliyle Şii esintisi olan sözler dikkat çekiyor. “Şüphesiz ki Allah, Muhammed ve Ali ile!” gibi…

Kuru kuru caddelerde dolaşıp dönmek olmaz

Cadde boyunca onlarca otantik mağaza var. Tahmin edilebileceği gibi tipik süs eşyaları satılıyor çoğunda. Ancak gümüş, bakır ve sedef ustalarından antikacılara, eski kitapçılardan seyyar gıda satıcılarına kadar aranılan birçok şeyi bulmak da mümkün. Benim tavsiyem ise yolunuz düşerse cadde üzerinde ansızın karşınıza çıkıveren, ev yapımı yemekleri ile meşhur olan New Era adlı restauranta gitmeniz. Ardından da hurma ve şeker kamışından yapılan özel şerbetlerle ferahlamanız. En nihayetinde kuru kuru caddelerde dolaşıp dönmek olmaz.

Fatımilerin mistik atmosferi ile imar edilip Memlüklerden Osmanlılara kadar nice kültüre ev sahipliği yapmış olan Moez Caddesi’nin her bir taşı tarih kokuyor, her bir duvar İslam kültürünün o derin hikmeti ile örülmüş sanki. Kendimizden bir şeyler buluyoruz ne olduğunu izah edemesek de. Sadece binalar, yollar değil, çarşı pazar koşturan insanlar da yakın geliyor. O tatlı kalabalığa, yabancılık çekmek bir yana, aidiyet dahi duyuyorsunuz. Belki sizin de, o kalabalığın da aidiyet hissettiği bir kültürün yüzyıllar boyu harmanlanıp hepinizi kucaklaması veriyor bu aidiyeti size. Yolunuzu bir parçası bize ait bu açık hava müzesine düşürürseniz sanıyorum ki siz de aynı hisleri duyacaksınızdır.

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2019, 10:00
YORUM EKLE

banner19

banner13