banner17

IV. Murat nerde ve niçin içiyordu?

Emirgan'a yolu düşenler İstanbul'un eski güzelliğinin korunduğu bu yerden hayli keyif alırlar ama bilinmesi gereken birkaç ayrıntı vardır.

IV. Murat nerde ve niçin içiyordu?

Emirgan… İstanbul’un yeşil semtlerinden biri… Sahilden Sarıyer’e doğru giderken şöyle bir inip Emirgan’ın çay bahçelerinde, denizle bütünleşerek çay içebilirsiniz. Bahar gelmek üzere... İstanbul’da yaşayanlar baharın cümbüşüne Emirgan Korusu’nda katılabilirler. Kuş sesleri arasında yapılan bir kahvaltıya İstanbul’un bir bölümünün denizli manzarası da eşlik edebilir. O çayın, o kahvaltının tadına doyum olmaz. 

IV. MuratEmirgan'da çaya sinen hüzün...

Lakin kendimizi bu keyfe fazla kaptırmamak lazım. Çünkü bu Emirgan’a Emirgan denmesinin hazin bir hikâyesi var. Sultan IV. Murad’a dek uzanan bir hikâye… Buralar önceleri meşhur tarihçi Feridun Bey’in bahçesi imiş. Sultan IV. Murad, Revan seferinden zafer ile dönerken yanında bir de şehri kendisine teslim eden bir Savefi emiri vardır. Derler ki IV. Murad’ın içkiye müptela olmasına sebep olan işte bu emirdir. 

Sarhoş Emir Gune'nin talihi yaver gidiyor

İsmi Emir Guneoğlu’ydu bu kişinin. Müthiş bir dalkavukluk sergileyerek nice bin kelle uçuran Sultan Murad’a kendini affettirdiği gibi Yusuf Paşa namıyla Halep’e beylerbeyi olarak da gönderilir. Fakat burada ancak iki ay tutunabilir. Halep kadısı gizlice padişaha bir mektup yazarak Emir Gune’nin daima sarhoş olduğunu ve hiçbir iş bilmediğini bildirir. Padişah da Emir Gune’ye emir göndererek kendisini İzmit’te beklemesini söyler.

Orada etek öpen Emir Guneoğlu Yusuf Paşa, padişahla beraber payitahta döner. Kubbe vezirliğiyle taltif edilir. Padişahın en yakın nedimlerinden biri oluverir. Eğlencenin, işretin piri olan Emir Gune, padişahın kendisine bağışladığı Sarıyer’e yakın o geniş bahçede bir köşk yaptırır. 

Emirgan

Yılmaz Öztuna, Osmanlı Padişahlarının Hayat HikayeleriIV. Murat niçin içkiye başladı?

Yılmaz Öztuna, Osmanlı Padişahlarının Hayat Hikâyeleri adlı kitabında der ki: ‘Emir Guneoğlu, padişahı azdırdıkça azdırdı.’ Sultan Murad’ın, içkiyi ve tütünü yasaklayıp bu uğurda nice kelle almış olmasına rağmen bu eğlence meclislerine kendini kaptırmasına sebep olarak da yaşadığı çalkantılı hayatı gösterir. Çünkü sarayda normal bir insanın ödünü patlatacak korkunç iktidar mücadelelerine şahit olmuştur Sultan. Ağabeyi Genç Osman daha 18 yaşında iken Yedikule zindanlarında öldürülmüştür. Bu yüzden Sultan Murad’ın hayat endişesi yoktur. Ölümle haşır neşir bir şekilde büyümüştür. Öyle bir ruh iklimine girmişti ki; ha bir gün eksik ha bir gün fazla yaşamanın ne manası olabilir ki?

Zevk ü safa üstadı bir kâfirin ismi

Böylece köşkün ve bahçenin şöhreti, padişahın buraya sık sık gelmesiyle ayyuka çıkar. Halk bu semte ‘Emirgune’ veya ‘Mirgun’ demeye başlar. Bir süre sonra ‘Emirgan’ ismi meşhur olur ve bu isim halk arasında yerleşerek kabul görür. Öztuna bu bahsi şu cümlelerle bitirir: ‘ Zevk ve sefa üstadı bir kâfir, İstanbul’un Boğaz üzerindeki pırlantalarından birine, asırlar boyu, kendi adını vermişti.’

Çay, kitap ve zor yüzyıllar...

12 yaşında padişah olan, Anadolu’daki ve saraydaki isyanları, entrikaları çok sert ve kanlı bir şekilde bastıran Sultan IV. Murad, daha 28 yaşında iken vefat eder. Rahatsızlanıp yatağa düşmesinde bu içki âlemlerinin çok etkisi olduğu söylenir. İşin doğrusunu Allah bilir. Fakat Emir Guneoğlu Yusuf Paşa’nın bu şerli işte etkisi inkâr edilemez. Emirgan’a yolunuz düşecek olursa ve orada şöyle bir iki saat oturabilecek imkâna sahipseniz, Yılmaz Öztuna’nın ilk baskısı 1969’da yapılmış bu eserini burada okumanızı öneririm. Fakat 12 sultanın yaşamının anlatıldığı bu kitapta, özellikle Genç Osman ve sonrası dönemin hikâye edildiği bölümleri okurken çayın tadının çok acılaşacağını hissedeceğinizi de bilmenizi isterim.

 

 

Mustafa Nezihi İstanbul hasretiyle yazdı.

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2011, 10:18
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
şevket
şevket - 8 yıl Önce

daha netamesiz bir hususta kalem oynatmanızı rica ederim. osmanlı padişahlarına bühtan etmeyelim. onlar evliyaullahtır.

Görkem Evci
Görkem Evci - 8 yıl Önce

Atasoy Müftüoğlu'nun deyimi ile "kutsallaştırılmış tarihin ve geleneğin" eseridir bu söylem. Padişahlar içki içmez, padişahlar günah işlemez (!)... Padişahların dine aykırı davranışları birçok hatırattan okunabilir. Padişahlık dinî bir makam değildir, halife dahi olsa... Zira bu tamamen siyasî bir kimliktir. Bizatihi salatanatın ne kadar İslamî bir yönetim olduğu da tartışılabilir bir mevzudur. Tarihi kutsallaştıranlar "atalarının dinine" tapmak zorunda kalırlar.

banner8

banner20