banner17

İstanbul'un 2 temeli ne durumda

Yahya Kemal İstanbul'un iki temelinden bahseder Aziz İstanbul kitabında. O iki temel neler, onlara ne oldu?

İstanbul'un 2 temeli ne durumda

İstanbul’a layık mıyız?

AyasofyaBirçoğumuzun sadece ikinci mısrasını bildiğimiz Hayali’nin bir beyiti var: “Cihan-ârâ cihan içindedir ârâyı bilmezler / Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler” Ne zaman İstanbul’a gitsem, dilime bu sözler takılır. İstanbul’da yaşayan insanların çoğunun yaşadıkları şehrin değerini bilmediklerini düşünürüm. O yüzden İstanbul’da ikamet eden bir arkadaşıma, İstanbul’u gezerken İstanbullu gibi gezmemesini tavsiye ediyorum. Denizi ilk defa gören biri gibi bakmalı boğaza. Martının birçok insana çirkin gelen sesini, ilk defa duyuyormuş gibi dinlemeli. Aksi takdirde suyun tarifini yapamayan balığın durumuna düşer insan.

Bir şarkının sözlerinde şu mısralar var: “sen bize layıksın biz de sana İstanbul”. İstanbul’un bize layık olduğuna eminim de biz ona layık mıyız acaba?

Devletin iki manevi temeli nedir?

Yahya Kemal, Aziz İstanbul adlı kitabında yer alan Ezan ve Kur’an başlıklı yazısının son kısmında şöyle yazar: “Gezintilerimde bir hakikat keşfettim. Bu devletin iki manevi temeli vardır: Fatih'in Ayasofya minaresinden okuttuğu ezan ki hâlâ okunuyor. Selim'in Hırka-i Saadet önünde okuttuğu Kur'an ki hâlâ okunuyor! Eskişehir'in, Afyonkarahisar'ın, Kars'ın genç askerleri siz bu kadar güzel iki şey için döğüştünüz!"

AyasofyaTemellerden ilki sallantıda!

Evimizin salonunda kocaman bir Ayasofya fotoğrafı var ve üzerinde Arif Nihat Asya’ya ait, “Ulu mabed, neye hicrana büründün böyle, / Fatih’in devrini bir nebzecik olsun, söyle!..” mısraları yazıyor. İstanbul’u görmek nasip olmadan önce asmıştım. Fotoğraf bana, Fatih Sultan Mehmet’in daha çocuk denecek yaşta Ayasofya’nın kubbesine bakarak İstanbul’un fethini düşlediği zamanları hatırlar ve hicrana bürünmüş Ayasofya’nın haline üzülürüm. Dua ediyorum, en kısa zamanda minarelerinden ezan duymak nasip olsun diye.

Ayasofya’yı ilk gördüğümde gözyaşlarımı tutamamıştım. Dış cephesinin, evimizde asılı fotoğraftan bir farkı yoktu ama ya iç kısmı? İçerisine ayakkabılarımla girmekten çok rahatsız olmuştum. Atamın mezarının üzerine basarak geçiyormuşum gibi hissetmiştim. İbadete açık olmasa da benim gözümde orası hala bir camiydi. Ayasofya’ya minareler eklenmesiyle sanki Konstantiniye şehadet getirerek Müslüman olmuş ve İstanbul olma yolundaki ilk adımını atmıştı.

Fatih Sultan Mehmet
Fatih Sultan Mehmet

Fatih’in bedduası

Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya Vakfiyesi’nde Ayasofya Camii ile alakalı vakfın şartları ve vakfın vazifelerini belirttikten sonra şöyle bir bedduaya yer veriyordu: “Kim, Allah'ın Kitabı'na ve Resûlullah'ın Sünneti'ne muhalefet ederse, Allah ve Resulü'nün haram kıldığını helalleştirmeye çalışırsa, Müslüman kardeşinin vakıflarını bozmaya, hayırlarını tahrib etmeye ve hasenatını iptal eylemeye gayret gösterirse ve mü'minin hayır müesseselerini fonksiyonsuz hale getirmeye taarruz ederse, artık Allah'ın gadabı ile dönmüş olur; son durağı ve oturağı Cehennem'dir; Cehennem ne kötü bir varılacak yerdir; Allah onun hesaba çekicisi, azabın en azgın olanlarıyla azaplandırıcısı ve ikabın kanunlarıyla cezasını vericisidir…”

Hırka-i Saadet
Hırka-i Saadet

Şükür; ikinci temel sağlam!

Biraz önce de yer verdiğim gibi, Yahya Kemal devletin ikinci manevi temelinin 5 asır önce, Yavuz Sultan Selim tarafından başlatılan bir uygulama ile Hırka-i Saadet önünde okunan Kur'an-ı Kerim olduğunu belirtiyor. Belli bir dönem kesintiye uğramış olsa da hamdolsun Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emanetler Bölümü'nde 12 hafız tarafından kesintisiz 24 saat Kur'an okunmaya devam ediliyor.

İstanbul’u kaybetmemek için sizin bir katkınız var mı?

Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler
Hırka-i Saadet Dairesi ve Kutsal Emanetler

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fetheder etmez imarına başlamıştır. Çocukluğundan beri İstanbul’u alabilmek için en ince ayrıntıları planlayan Fatih’in, fetihten sonra aklını kurcalayan başka bir sorun vardır: İstanbul’u nasıl elde tutabilirim? Bu konuyu hocası Akşemseddin Hazretleri'ne danışır. Akşemseddin Hazretleri, Fatih Sultan Mehmet’e mâna sultanlarından biri olan Cemâleddin-i Halvetî Hazretleri’ne gitmeyi ve ona danışmayı tavsiye eder. Cemâleddin-i Halvetî Hazretleri’nin tavsiyesi çok manidardır. Evvela Fatih’e, hiç ayrım yapmadan insanlara merhamet ve adâletle, bütün yaratılmışlara da şefkatle muamele etmesini öğütler. Böyle davranırsa nebîler ve salihlerle haşrolunacağını söyler. Sonra da Müslümanların ağzından her gün İstanbul semâlarına, Peygamber Efendimizin Hadîs-i Şerîflerine uyarak 70.000 Kelime-i Tevhid (Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah) yükseltilmesi gerektiğini, bu şekilde İstanbul’un kıyâmete kadar elimizde kalacağını söyler. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un imarında medrese ve tekke yapımına öncelik verir.

Siz, İstanbul’un kıyamete kadar elimizde kalması için günde kaç kelime-i tevhid okuyorsunuz?

 

Meryem Uçar, Ankara’dan, İstanbul için Kelime-i Tevhid’ler okuyarak yazdı.

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2011, 11:07
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20