banner17

İstanbul'u yeniden keşfetmek için

İstanbul'un İlkleri ve Enleri isimli kitabı okumadıysanız henüz İstanbul'u tam tanıyamamışsınızdır.

İstanbul'u yeniden keşfetmek için

İstanbul’u çok kaynaktan okuyoruz. Ama Süleyman Faruk Göncüoğlu’nun kaleminden okumanın tadı başka. İstanbul’u bizlere anlatmaya devam eden Süleyman Faruk Göncüoğlu, İstanbul’un İlklerini ve Enlerini bir kitapta topladı. İlk basım 2004 yılındaydı, üçüncü baskısı geçen yıl Ötüken’den çıktı. 2700 yılı aşkın yazılı ve tahminle 8000 yıllık tarihiyle üç büyük medeniyet ve imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul, ilkleri ve enleriyle de okurunun merakına cevap vermekte.

İstanbul’u okumaya çalışırken, İstanbul’a bir de “ilk”ler ve “en”ler ekseninden bakmak gerekir. Göncüoğlu, bu kitabı  “Tanıdıkça sevilir, sevildikçe de sahip çıkılır” düşüncesiyle hazırlamış ve İstanbul’un unutulan değerlerine doğru yolculuğa çıkmayı hedeflemiş

İlk üniversite

Okudukça birşeyler daha öğrenmenin heyecanıyla satırlarda kaybolduğumu hissettim. İstanbul’daki ilk üniversite,  27 Mart 425 tarihinde Bizans İmparatoru  II.Theodosius tarafından “Auditorium” adıyla açılmış. Okulda 31 profesör görev almış.

İlk kuşatma

İstanbul Osmanlılar tarafından fethedilinceye kadar 29 defa kuşatılmış. İlk kuşatma ise, M.Ö. 340-339’da Makedonya Kralı II. Philip tarafından yapılmış. Müslümanların ilk kuşatması ise, Hz. Osman (r.a.) zamanında Şam Valisi Muaviye emrindeki Müslüman ordu tarafından miladi 665 tarihinde gerçekleşmiş.

İlk sur dışı namazgâh

İstanbul’un kuşatıldığı günler, Fatih Sultan Mehmed, Otağ-ı Humayununu Okmeydanı’nda kurmuş olduğu yeri, Okçular Tekkesi olarak vakfetmiş. Burada da bir namazgâh kurdurmuş. Bu namazgâh, Fatih’in gemileri Haliç’e indirdiği vakit, şükür secdesine kapandığı namazgâh olduğundan önemi büyük. Lâkin bu yer, 1990 başlarında halı saha yapılmak için belediye tarafından yıktırılmış.

Anemas Zindanı
Anemas Zindanı

Bilinen ilk hapishane

İstanbul’da bilinen ilk hapishane, Ayvansaray semtinde yer alan Anemas Zindanı imiş. Zindana adını veren Anemas, Arap asıllıdır. 1107 yılında İmparator Aleksios'a karşı suikast tasarlarken yakalanan Anemas'a, gözlerine mil çekilerek kör edilme cezası verilmiş, buraya hapsedilmiş ancak imparatorun kızının yardımıyla kurtulmuştu. Soylu zindanları olarak bilinen Anemas'ta ayrıca birçok imparator tutuklu kalmış.

Fetih sonrası kurulan ilk Osmanlı semti

Bugün Tarihi Yarımadanın en önemli kavşak merkezlerinden biri olan Saraçhane, Osmanlı İstanbul’unda kurulan ilk semt olmasının yanında, Fatih ilçesinin temellerinin atıldığı ilk semt olma özelliğini taşır. Saraçhane, Unkapanı ile Yenikapı arasında, Şehzadebaşı’na uzanan aksta yer almakta.

İstanbul isimleriyle de farklı, en çok ismi olan şehir!

Evliya Çelebi’ye göre, İstanbul’a Latinler “Makedonya” , Süryaniler “Yankoviçe”, Yahudiler “Vizendovina”, Frenkler “Konstantiniye”, İranlılar “Kayser-i Zemin” gibi isimler vermişler. “Byzantion” ise, İstanbul’un tarihini başlatan isimdir. Ermeni kaynaklarda, “Istanbol” yazmaktadır. İbn-i Batuta, “Astanbol” olarak bahseder kaynaklarda. Osmanlı Döneminde isimler çoğalmıştır. “Dersaadet, Deraliye, İslambol, Der-i Devlet, Asitane gibi”...

İstanbul’un en mucid şeyhi

Üsküdar Özbekler Tekkesi şeyhi olan Hezarfen Edhem Efendi, doğramacılık, marangozluk, hakkâklık, mühürcülük, aharcılık, mürekkepçilik gibi pek çok işle uğraşmış. Kendisinin bizzat imal ettiği üç beygir gücündeki buhar makinasını sandala monte ederek Üsküdar Balaban İskelesi’nden Paşalimanı İskelesi’ne gidip gelmesi pek meşhurmuş.

Dünyanın en sağlam tarihi camisi

Süleymaniye Camii bir külliye içinde değerlendirilerek inşaa edilmiş, İstanbul’un en önemli eserlerindendir. Süleymaniye Camii mekânında matematiksel bir çözümle karşılaşılmaktadır. Kubbeyi taşıyan ve “Taks-i Kisra’ya” benzetilerek kendilerine “Kudret Kemeri” adı takılmış dört büyük askı kemeri altında, kıble aksında yarım kubbelerle birleşen güçlü bir bütünlükle karşılaşılmaktadır. İstanbul depremlerine karşı Mimar Sinan tarafından hazırlıklı olarak inşaa edilmiştir.

Şile Deniz Feneri
Şile Deniz Feneri

İstanbul’un en büyük deniz feneri

Türkiye’nin uluslararası standartlardaki en büyük deniz feneri Şile’de bulunmaktadır. Sultan Abdulmecid’in saltanat yıllarında, Karadeniz sahillerinde seyreden gemilere rota feneri olarak “Fenerler İdaresi” tarafından 1858-1859’da yaptırılmıştır. Deniz seviyesinden 60 metre yüksekliğe yapılmış, 19 metre yüksekliğindedir. Fenerin ışığı her türlü hava koşullarına karşın 20 mil uzağa kadar ulaşabilmektedir.

İstanbul’daki sayısız “ilk ve en” leri yazıya aktaramasam da bir kaçını paylaşmış oldum. İlgilenenler ve merak edenler Süleyman Hoca’nın bu kitabını okuyarak İstanbul’u daha farklı bir gözle keşfedebilirler.

 

Seza Nur ilklerin şehrinden bildirdi

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2011, 22:14
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Abdullah Ermenek
Ali Abdullah Ermenek - 8 yıl Önce

Aman bu kitabın tesbihinin ipi kopmasın. Yoksa ansiklopedik bilgilerin her biri alıntılandığı kitaplara dağılır gider...

banner8

banner19

banner20