İstanbul'u Süsleyen 10 Harika Hadis-i Şerif Hattı

Şehrin farklı yerlerinde zevkle temaşa edilebilecek hadislerin bazıları tarihsel anlamda şöhrete kavuşmuş hikmetli söz olup, hadislerin Resûl-i Ekrem’in mübarek ağzından çıktığının belgesi durumundaki hadis kitaplarında geçmeyebilirler. Sadullah Yıldız, bazısı belgelenerek hadis olan, bazısını ise kaynaklarda bulamadığımız on cümleyi bir araya getirdi.

İstanbul'u Süsleyen 10 Harika Hadis-i Şerif Hattı

Şehrin farklı yerlerinde zevkle temaşa edilebilecek hadislerin bazıları tarihsel anlamda şöhrete kavuşmuş hikmetli söz olup, hadislerin Resûl-i Ekrem’in mübarek ağzından çıktığının belgesi durumundaki hadis kitaplarında geçmeyebilirler.

Bu da onları mealen doğruluktan ayırmıyorsa da hadis olmalarına engel bir konuma getiriyor. Çünkü mealen ve içerik olarak doğru bir söz, hadislerle paralellik taşıyabilirse de ‘hadis’ diye adlandırılamaz. Hadis olabilecek bir söz için çok daha zahmetli engeller aşılmalı, detaylı araştırmalardan yaka kurtarılmalıdır.

Bazısı belgelenerek hadis olan, bazısını ise kaynaklarda bulamadığımız bu on cümleyi hazır bir araya getirmişken hangi kitaplarda yer aldıklarını da birinci elden tetkik etmek istedik ve dayandıkları mercilerle bağlarını ortaya çıkardık. Bilindiği üzere, hadislerin güvenilirliği meselesinde birtakım sınıflandırmalar vardır ve kaynaklarının sağlamlığı kadar sağlam addedilirler.

Fakat tekraren ifade etmek gerekir ki bu durum söz konusu cümlenin Resûlullah aleyhisselama kadar dayandırılabilmesiyle ilgilidir, değersiz olmasıyla değil. Zaten hepsi sultanların ve vezirlerin eserlerinde yer alan bu metinlerin hadis olup olmadıkları iyice bilinmeden yazılmaları da zayıf bir ihtimaldir. Biz kaynağını bulabildiklerimizi yazmış olduk, bulamadıklarımız da bir gün karşımıza çıkarlar herhâlde.

Bu hususta küçük biraderim İnayetullah’ın da araştırması bu yazıya katkı sunmuş oldu, böylece istifadenin sevabına iştirak etti.

İlk olarak Emetullah Gülnuş Sultan’ın hatırasını ziyaret için vapurla Asya’ya geçeceğiz:

1- Üsküdar sahilinin gülü Valide-i Cedid Camii’nin içindeki birkaç enfes hat tablosundan biri olan bu harika eser, aynı zamanda cerbezeli bir hattat olan Sultan III. Ahmed’in insanda ağız açıklığına sebep olacak çalışmalarındandır.

Hicrî 1136/miladî 1723 tarihinde yazılmış levha annelere verilmesi gereken değer hakkındaki meşhur hadistir: “El-cennetü tahte akdâmi’l-ümmehât.” (Cennet anaların ayakları altındadır.)

Her ne kadar ‘hadistir’ ise de kaynaklarda bu söze rastlayamadık; fakat sözün elbette pratikle ve şer-i şerifle tam bir uyum içinde olduğu kısmı yine de geçerli. Sultan III. Ahmed’in böyle bir tabloyu çalışıp kendi annesinin inşa ettirdiği muhteşem camiye astırmış olması da insanın yüzünde hafif bir tebessüme sebep oluyor. İkisinin de kabri pür-nur olsun.

 

2- Salacak’taki Sinan Paşa Camii’ne bundan önce de farklı vesilelerle uğramış (1-2) veya bu Mimar Sinan eserinin civarından söz etmiştik. İki Sinan için de rahmete vesile olsun, sevgili okurun Fatiha’sını cezbetsin diye şimdi de giriş kapısı üstündeki hadis-i şerifi hatırlayacağız.

Esasen hadise dâhil olmayan “kâle ‘aleyhisselâm” (Selam onun üzerine olsun, dedi ki) kısmının da bulunduğu hadisin okunuşu şöyledir: “Efdalü’l-a’mâli es-salâtü fî evveli vaktihâ.” (İşlerin en faziletlisi ilk vaktinde kılınan namazdır.” (Müslim, 252)

 

3- Fatih’in yakın zamanlara kadar ateşin sohbetleri ve muhlis vaazları ile meşhur camisi Nişanca Mehmed Paşa’nın son cemaat yerini süsleyen hatlardan biri de namazın dinle direkt ve temelden ilişkisini vurgulayan, şehrin başka noktalarında da karşımıza çıkabilecek bu hadis-i şeriftir:

Es-salatü ‘imâdü’d-dîn men terekehâ fekad hedeme’d-dîn.” (Namaz dinin direğidir, onu terk eden dini yıkar.)

 

4- Bu hadis-i şerifin (Müslim, 1190) yazılış tarihi üzerinde değilse de Fatih Sultan Mehmed’in devrinde burada olmadığı söylenebilir. Zira bugünkü Fatih Camii, Sultan Mehmed’in inşa ettirdiği değildir. 1766 depreminden sonra cami nerdeyse tamamen baştan yaptırılmıştır, Sultan III. Mustafa tarafından.

Hünkâr mahfili kapısına büyük ihtimalle Sultan III. Mustafa devrinde asılan bu hadis-i şerif, sultanı kapıdan geçip içeri girerken cennette buluşacağı nimetlerle ilgili hoş hülyalara ve bunlara kavuşabilmek için yaşayışında daha dikkatli davranmaya sevk ediyor olmalıdır:

Kâle ‘aleyhisselâm: Men benâ mesciden lillâhi bena’l-lâhu beyten fi’l-cenneti.” (Selam onun üzerine olsun, dedi ki: Kim Allah için bir mescit inşa ederse Allah da ona cennette bir ev inşa eder.)

 

5- Bir ihanet sonucu şehadet şerbeti içmiş, Devlet-i Aliyye’nin muazzam sadrazamlarından olan Sokullu Mehmed Paşa, kendi gibi muazzam bir külliyeyi Sultanahmet’in biraz aşağısında, Kadırga sınırlarında milletine miras bırakmış, daha doğrusu, onun adına eşi Esmahan Sultan tarafından bırakılmıştır.

Camisiyle birlikte günümüze ulaşmasalar da “iki kervansaray, on dört dükkân, fırın ve on beş odayı içeren bina ile birlikte caminin iki imamının oturması için meşruta” (DİA, Baha Tanman) inşa edilen ve yanına medresesi de katılan yapının bugün erkek Kur’an kursu olarak kullanılan medrese binası girişinde şu hadis-i şerif (İbni Mace, 223) yazıyor:

Talebü’l-ilmi ferîzatün alâ külli müslimin ve müslimetin.” (İlim öğrenmek erkek ve kadın her Müslüman’a farzdır.)

 

6- Aynı zamanda kabiliyetli bir hattat olan Sultan III. Ahmed, Topkapı Sarayı’nı sadece bina-oda eklemeleriyle zenginleştirmemiş, duvarlarını da hat eserleriyle tezyin etmiştir. Bunlar harika sarayı dolaşırken ara sıra göze çarpar.

Bir tanesi de “Ra’sü’l-hikmeti mehâfetullah”tır ki Mukaddes Emanetler dairesine giden yol üzerinde görülecek şahane bir sülüs levhadır: Hikmetin başı Allah korkusudur. (Şuabu’l-İman, 730)

 

7- Fatih Camii’nin medreseler cihetindeki türbeye yakın kapısı üzerinde duran bu hadisin burada geçen rivayetini bulamadıysam da kelimeleri aynı olan yakın bir tanesi Taberanî’de geçiyor:

Allâhümme’ğ-fir-lî hatâyây ve zünûbî küllehâ.” (Allah’ım, hatalarımın ve günahlarımın hepsini bağışla.)

 

8- Yapım tarihi 1745 olan Hasan Paşa Çeşmesi, devletin zirvesini temsil eden Sadrazam Hasan Paşa’nın Laleli civarındaki medrese dâhil pek çok hayır eserinden biri ve tam üç hadis kitabesi var.

Yukarıdaki iki tanenin başlarında “kâle ‘aleyhisselâm” (Selam onun üzerine olsun, dedi ki) ibaresi de geçiyor. Bu üç hadisin ilkinin hedefi belli ki çeşme değil, çeşmenin sırtını dayadığı medresedir. Hasan Paşa bu hadisi (Buharî, 5027) yazdırmakla medreseyi niçin yaptırdığını da açıklamış oluyor: “Hayruküm men te’alleme’l-Kur’âne ve ‘allemehû.” (En hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.)

Soldaki hadisle Hasan Paşa bu sefer kendine de mesaj veriyor: “İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât.” (Ameller niyetlere göredir.) Bu hadis Buharî’nin başlangıcında, 1 numaralı hadis olarak geçiyor.

Alttaki hadis (Taberanî ve Ahmed bin Hanbel-Müsned) de şöyle okunuyor: “Mâ raâhü’l-mü’minûne hasenen fehüve 'indallâhi hasenün.” (Müminlerin güzel gördüğü, Allah katında da güzeldir.)

 

9- İstanbul’a çok hizmeti geçmiş büyüklerimizden Pertevniyal Valide Sultan’ın Haliç Köprüsü ayağındaki zarif çeşmesi tombul salkımlarda dizili üzümler ve güllerle süslenmiştir.

Süslemelerin ortasında ise şu hadis yazmaktadır: “Kâle’n-nebiyyü ‘aleyhisselâm: Hayru’l-mâli mâ unfika fî sebîlillâh.” (Malın hayırlısı Allah yolunda infak edilendir.)

 

10- 18. asır ortasında inşaatı Sultan I. Mahmud tarafından başlatılan, onun ömrü vefa etmeyince Sultan III. Osman’ın devam ettirip birkaç senede tamamlattığı Nuruosmaniye Camii’nin avlu arkasındaki medrese giriş kapısı üzerinde -bu alana giriş kapalı olduğundan fotoğraf çekmek de zor- duran kitabe, mekân bağlamıyla ilgili düşünülüp özellikle seçilmiş bir hadis olsa gerektir.

Utlubu’l-ilme mine’l-mehdi ile’l-lahdi.” (Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.)

 

Sadullah Yıldız

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2017, 15:09
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Ök
Mehmet Ök - 11 ay Önce

Allah razı olsun Sadullah bey. Camilerdeki ayeti kerimeleri okuyabiliyorum ama hadisi şerifleri okumakta zorlanıyorum. Benim için çok faydalı oldu. Başka çalışmalarınız varsa sizi takip etmek isterim. mehmetok1974@hotmail.com

banner19

banner13