banner17

İstanbul'da Gözünüzü Gönlünüzü Açacak 10 Nefis Yer İsmi ve Yazı

İstanbul’da dolaşırken aynı zamanda şehrin farkında olmamızın birçok yolu var. Sadullah Yıldız, yüz yıl öncenin İstanbul’unda yer isimlerini bildiren ve binalar için özellik ifade eden levhaları taşıyan nefis tertiplerden 10 tanesini derledi.

İstanbul'da Gözünüzü Gönlünüzü Açacak 10 Nefis Yer İsmi ve Yazı

İstanbul’da dolaşırken aynı zamanda şehrin farkında olmamızın birçok yolu var. Bahar mevsiminde Salacak’ta veya Rumelihisarı tarafındaysak hem baharın hem İstanbul’un ayrıcalığını yaşarız. Sözgelimi Sultanahmet civarında, Cankurtaran etrafında dolaşmak zevkli bir salaşlık sunduğundan, bu da İstanbul’un farkında olacağımız manzaralarla dolu bir seçenektir.

Ancak şehir hakkındaki bütün ipuçları mimozalar veya erguvanlar kadar belirgin değildir; bazı detaylar daha kıyıda köşede kalmış ve onları bulduğumuzda ufkumuzun genişlemesi için önlerinden çok defa geçmemiz gerekmiştir.

Yüz yıl öncenin İstanbul’unda yer isimlerini bildiren ve binalar için özellik ifade eden levhaları taşıyan nefis tertiplerden 10 tanesini derledik. Bunların yanından geçerken geçiverip gitmeyelim, farkında olup hissedelim istedik:

1- Sakin bir vaktini kollayıp Beyoğlu civarında yürüyüşe çıkmış ve İstiklal Caddesi’ne uğramışsanız buralarda oldukça eski bazı hatıraları da seyredebilirsiniz. “Rumeli Çarşısı” 1312 (1894) tarihini taşıyor ve bir hayli Batılı olduğu gözlemlenebilecek formuyla da dikkati çekiyor.

2- Beşiktaş İskelesi’nin ilk defa günümüz belediyeleri tarafından inşa edildiğini düşünenlerdenseniz iskeleye daha sık uğramalısınız. 1329 (1911) tarihli iskelede kufî hatla yazılmış ve ilk etapta çözmesi zaman alabilecek -insan daha komplike bir şeyler arıyor hâlbuki tek kelime- nefis bir “Beşiktaş” yazıyor.

3- Sarayburnu yakınlarında, Kadıköy manzaralı bir mevkide bulunan Four Seasons Otel’in binasının pek de yeni olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü giriş kapısının üzerinde, iki yanında rozetleri olan bir serlevha görürüz: “Dersaadet Cinayet Tevkifhanesi.” Yani burası zamanında bir hapishaneymiş. Kitabe 1337 (1918) tarihini taşıyor.

4- Fatih İtfaiyesi’nde şimdilerde yanına birkaç ek hizmet binası da yapılmakta olan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörlüğü, eskiden belediye teşkilatı anlamına kullanılan ve ilki İstanbul’da 1854’te kurulan şehremanetiymiş. Burası da 1332 (1912) tarihinde inşa edilen “Şehremaneti Fatih Dairesi.”

5- Şehrin en güzel sembollerinden olan İstanbul Üniversitesi ana kampüsünün kapısı zannedildiğinden daha eskilere uzanan bir tarihe sahip. 2014’e kadar üzeri hunharca kapalı duran Sultan Abdülaziz tuğrasının da açılmasıyla ferah-feza bir manzaraya kavuşan kapının ortasında 1282 (1865) tarihiyle “Daire-i Umur-ı Askeriye” ve sağı-solunda Fetih suresinin ilk iki ayeti yazıyor. Osmanlı’nın geç devrinde bugünkü genelkurmay başkanlığına tekabül eden seraskerlik (harbiye nezareti) için oldukça isabetli ayet seçimleridir.

6- Vefa’daki Atıf Efendi Kütüphanesi, adının yazdığı eski hâlinde ne için kullanılıyorsa şimdi de aynı maksada hizmet ediyor: “Darü’l-Kütüb-i Atıf.”

7- Çemberlitaş’tan Ayasofya istikametine yürürken solunuzdaki Atik Ali Paşa Camii’nin dış duvarlarında, duvar rengiyle aynı olduğu için pek iyi kamufle olmuş bir yazı duruyor: “Merhum ve mağfur Küçük Çelebi ruhu içün Fatiha.”

Bu yolu sayısız defa arşınlamış olmama rağmen kitabeyi uzun zaman sonra görebilmiş olmam bana da diğer meraklı kimseler gibi İstanbul’un asla tükenmediğine dair ümit ve heyecan vermişti. Peki, sıkı ağla kaplanmış demir parmaklıklar yüzünden mezarını göremeyeceğiniz bu Küçük Çelebi kim mi? Mezarını göremeyecek olmanız yanıltmasın; kendisi Sultan II. Mustafa devrinin mühim devlet adamlarından biri ve aynı zamanda reisü’l-küttaplık makamının sahibiymiş. Sülalece din ve devlet işlerinde önemli mevkilere gelen bu ailenin bazı fertlerini ziyaret etmek isterseniz buraya buyurun.

8- Ayasofya’nın bugün ibadete açık olan bölümünün giriş kapısı üzerine, burada yeni bir inşaat (mahfil denmesinden sultanın namaz kılacağı bölüm olduğu anlaşılıyor) yaptıran Sultan Abdülmecid için 1265 (1848)’te dört satırlık kitabe eklenmiş. Pek sevimli süsleri de olan bu kitabenin tuğra altında şu ifadeler okunabiliyor:

“Bu vâlâ câmii tamir edip mahfeli binâ kıldı
Şeh-i mâli himem-i say eyleyip tahkim-i bünyâna
Duayı hayra târihim verir bir başka fer-i ziver
Hümâyûn eyleye Hak mahfeli Abdülmecid Han’a.”

9- Üsküdar sahili yakınındaki Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nin giriş kapısı üzerindeki kitabe, Osmanlılar’ın kütüphane girişlerine yazmayı âdet edindikleri Beyyine suresinin 3. ayetidir: “Fîhâ kütübü’n-kayyimeh.”

Sağında “Allah Tebareke ve Teâlâ buyurdu ki” ve solunda da “yüce Allah doğru söyledi” ibarelerinin Arapçaları yazmaktadır.

10- İstanbul’u kuşatmaya gelen sahabe-i kiram arasında bulunduğu rivayet edilen ve Halid bin Zeyd (Ebu Eyyub el-Ensarî) radıyallahu anhın sancağını taşıması sebebiyle halkın ‘Sancaktar Baba’ diye lakaplandırdığı Abdurrahman eş-Şamî hazretlerinin türbesi, kapısındaki kitabe tarihinden (1202-1787) anlaşıldığına Sultan I. Abdülhamid zamanında yapılmıştır.

Gerçi İslam Ansiklopedisi bundan daha fazlasını söylüyor: Sultan I. Abdülhamid türbeyi hem yaptırmış hem de kendi vakfı bünyesine almıştır. Kitabede şöyle yazmaktadır: “Mihmandar-ı hazret-i peygamberî hazret-i Halid’in alemdarı Abdurrahman Şamî hazretlerinin meşhed-i âlileridir.”

Fotoğrafları büyütmek için üzerlerini tıklayınız.

 

Sadullah Yıldız

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2017, 16:47
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hakan
hakan - 2 yıl Önce

Bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederiz.

Fani
Fani - 2 yıl Önce

İzlemeye doymak ne mümkün! Tebrik ve teşekkür ediyoruz.

Yusuf kaplan
Yusuf kaplan - 2 yıl Önce

Bu Kitabevi birde ebed yorumu yakışıyor .bir ustadimiz yardım eder herhalde.?

Ahmet
Ahmet - 2 yıl Önce

Teşeklürler Efenfim.Ayrıca İÜ nün sağında Fetih'in1.solunnda ise 3. Ayeti yazılı.

Tayyar yeşilyurt
Tayyar yeşilyurt - 2 yıl Önce

Tebrik ve teşekkür ederiz

banner8

banner19

banner20