banner17

İstanbul Nağmedar'dan keşfedilir

Nağmedar, sohbet edebileceğiniz, kitap okuyabileceğiniz, çaylarınızı yudumlarken musiki dinleyebileceğiniz bir yer.

İstanbul Nağmedar'dan keşfedilir

Dedemiz Fatih davacı olursa ne diyeceğiz?

Panoramaİstanbul’a yerleşeli çok kısa bir süre oldu. Mesaim dışındaki zamanlarda İstanbul’u keşfe çıkıyorum. İş yerim 19 katlı bir apartmanın (artık gökdelen denmiyor) 14. katında. Mutfak penceresinden Panorama ve surlar görünüyor. (Hatta başımı pencereden çıkarıp sağa doğru çevirirsem boğazın bir kısmını da görebiliyorum.) Bir önceki hafta, mesai bitimi surlara gittim. Gitme kararımı arkadaşlarıma söylediğimde, gitmemem konusunda uyardılar ama görmek isteğim galip geldiğinden uyarılara kulak asmadım. Surları yakından gördüğümde aklımdan geçen şu oldu: “Ah Fatih dedem. Senin toplarla zor yıktığın surları torunların nasıl da sahipsiz bırakmış. Bizden davacı olursan nasıl savunacağız kendimizi.” NağmedarSurların her bir taşını koruma altına almamız gerekirken nasıl da kaderine terk etmişiz.

Geçen pazar günü de Panorama 1453 Fetih Müzesi’ne gittim. Başkaları anlatırken biraz abarttıklarını düşünüyordum ama gördüğümde bırakın abartmayı eksik anlattıklarına kanaat getirdim. Zaten öyle anlatılacak gibi bir yer değil. İlk şoku daha merdivenleri çıkarken gökyüzüyle karşılaşınca yaşadım. Sonra fethin canlandırılışını görünce inanın başım döndü. Fotoğraf çekmek istedim ama elim titrediği için bir türlü çekemedim. O kadar gerçekçi ki barut kokusu genzimi yaktı. Yapan ne güzel yapmış. Ellerine sağlık. Allah razı olsun. Bence Panorama’yı görmemek bir İstanbullu için değil, bütün halkımız için bir eksiklik. Keşke oraya gelenler fethin ve İstanbul’un değerini anlayıp İstanbul’u biraz sahiplenseler.

Kütüphane niyetine Nağmedar

Panorama’dan baş dönmesiyle çıktıktan sonra etrafı biraz daha dolaşayım istedim. Türbe gibi bir yer dikkatimi çekti. Kapıdan girer girmez küçük bir bahçe karşıladı beni. Bahçenin içinde 3-4 tane mezar ve laleler. Bahçe kapsından sonra asıl mekana girmeyi sağlayacak kapının üzerinde Abdülbaki Paşa Kütüphanesi (Nağmedar) yazıyor.

Nağmedar

“Kütüphaneyse tam benim mekanım” dedim girdim içeri. İçeride de 4-5 kişi çay

içip sohbet ediyorlar. Bilirsiniz kütüphanelerde sohbet edilmez. Burası nasıl kütüphane diye düşünürken baktım raflarda da toplasan yüz kitap ya var ya yok. Kitapları incelemeye koyuldum. Kitap sayısı az ama çok kaliteli kitaplar vardı. Gözüme ilk takılanlar Mesnevi şerhleri, Divan’ı Kebir, Fuzuli... Duvarlarında ünlü neyzenlerin fotoğrafları ve padişah III. Selim’in bir portresi. Boydan boya divanla döşenmiş. Ortada da tabureler var.

İçeriyi iyice inceleyim derken yakından bir ezan sesi duydum hemen kalktım. Avlusundan içeri girerken tabeladan caminin Merkezefendi Camii olduğunu öğrendim. Daha önce adını çok duymuştum. İlk defa görmek nasip olacak diye sevinirken hevesim yarım kaldı. Cami restore ediliyordu. Erkeklerin namaz kılmaları için çadır kurulmuş. Kadınlara caminin hemen yanında bulunan ev (aynı zamanda vakıf yeri olarak kullanılıyor) tahsis edilmiş. Camiyi görmek restoresi bittikten sonra nasip olacak inşaallah. Namazdan sonra tekrar kütüphaneye gittim. İçeride oturanlardan birine mekânla ilgili birkaç soru sordum. Bu arada çay ikram edildi. Bir yandan çayımızı yudumlayıp bir yandan da sohbet ettik. Nağmedar’ın tek görevlisi olan çaycıyla da biraz sohbet ettim.

Çay eşliğinde musiki

NağmedarNağmedar’ın tarihi hakkında biraz araştırma icab etti. Burası zamanın Maraş Valisi Abdülbaki Paşa’ya türbe olarak yapılmış ama paşa fazla ihtişamlı bulmuş yapıyı. Önceleri sıbyan mektebi olarak kullanılmış. Daha sonra da depo olarak hizmet vermiş. 1970’li yıllarda da çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaya başlamış. Zamanla da ne yazık ki birçok eserimiz gibi kaderine terk edilmiş. Ta ki 2007 yılına kadar. 2007’de İstanbul Valiliği İl Özel İdaresi’nden alınan fon ile restore edilmiş. Okuduğum kaynakta aslına uygun restore edildi yazıyor ama tavan süslemelerinin üzeri kapatılmış gibi geldi. Belki de bana öyle gelmiştir.

İlk gidişimde cumartesi günleri saat 15.00’te musiki dinlenebileceğini öğrendim ya bu hafta iş çıkışı gittim. Bir saat önce oradaydım. İçeride on kişi ya var ya yoktu. Biraz tereddüt ettim girmekte çünkü hiç hanım yoktu. Selam verdim çaycı dağıtan beyefendiye. Beni tanımış olacak ki: “Gelmez olur mu? Bir çok hanım geliyor da sana denk gelmedi. Sen otur gelirler” dedi. Oturdum. Zamanı değerlendirmek için açtım kitabımı. Çay ve kitap… Bir saat okudum. Bu arada bütün divan ve tabureler doldu. Türk sanat musikisiyle dolu bir saat geçirdik. Şükrü Türkmen söyledi. Yasin Özçimi Ney üfledi. Yüce Gümüş ud çaldı, Tolga Üsküdarlı da kanun. Malum bahar geldi. Grup, dinleyenlere doyumsuz bir bahar konseri verdi. Kütüphane yani diğer ismiyle Nağmedar, oturup sohbet edebileceğiniz, kitap alıp okuyabileceğiniz, çaylarınızı yudumlayabileceğiniz (ücretsiz ) ve en önemlisi Zeytinburnu Belediyesi’nin her cumartesi düzenlediği fasılları (saat 15.00’te) dinleyebileceğiniz tarihten kopup gelmiş bir mekân.

 

 

Meryem Uçar gezdi ve tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017, 12:22
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20