İsrailli tv'ler tanıdık geldi(!)

Ramazan Yılmaz'ın Kırgızistan seyehatinin son kısmını yayınlıyoruz.

İsrailli tv'ler tanıdık geldi(!)

İslamın anahtarı ile..

KırgızistanGece olunca Bişkek caddelerini adımlamaya başlıyorum. Yanımda Manas Üniversitesi’nden okuyan kardeşlerimden Alişar var. Hayalet binaların arasından geçerken Sovyet Döneminin baskılarını iliklerime kadar hissediyorum. Kaldırımlardaki asırlık çınarlar zamana meydan okurcasına dimdik ayaktalar. Kaldırımlar dökülen yapraklarla kaplanmış. Yapraklar, bu coğrafyanın acılarını unutamayan asırlık çınarların her sonbaharda döktükleri gözyaşları. Lenin heykeli büyük bir kibirle Alatoo meydanına gelen insanları karşılamaya devam ediyor. Aradan geçen zamana rağmen, sosyalist zulmün, yerini kapitalist sömürü düzenine bırakması Lenin heykeline ayakta duracak kuvveti veriyor olsa gerek. Avrupa’nın doğusunu “Good Bye Lenin” aksisedalarıyla terk ederken, Orta Asya’da hala ayakta duruyor olması sizi ümitsizliğe sevk etmesin. Zihinlere vurulmuş mühürleri İslam’ın anahtarlarıyla açan nesiller yetişiyor Orta Asya’da. Rabbim kalemlerine kuvvet versin, sözlerini tesirli ve bereketli kılsın.  

 

KırgızistanKendi isteği ile zulme katılmak(!)

Özenle işlenmiş bir ideolojinin ürünü olan Dostluk Anıtı’nın önüne geliyoruz. Anıt Kırgızistan’ın Rusya’ya katılmasının yüzüncü yılı anısına yapılmış. Emekçilerin kardeşliği özenle işlenmiş. Anıt’ın önündeki kitabenin söylediğine göre, Kırgız halkları kendi arzu ve istekleriyle Ruslara katılmışlar.  

 

Aytmatov romanlarından bir film

Alatoo meydanında ilerledikçe göze hoş gelen, estetik yapılarla da karşılaşıyoruz. Bunlardan biri eski bir kütüphane. Ardından bir sinema salonunun önüne geliyoruz. Hangi filmler gösteriliyor diye merak edip içeri giriyoruz. Amerikan ve Rus yapımı filmlerin posterleri karşılıyor bizi. Aralarında Cengiz Aytmatov’un eserinden sinemaya uyarlanmış bir filmi görmekse oldukça hoşumuza gidiyor.  

 

İsrail'e bağlı tv kanalları

Söz sinemaya gelmişken diğer medyalardan da bahsedelim biraz. Kırgızistan’da 2008 yılında 50. yılını dolduran Kırgız Devlet Televizyonu KTR’nin dışında ülke genelinde yayın yapan dört özel televizyon kanalı bulunmakta. KTR Kırgızca ve Rusça yayın yaparken, özel televizyon kanalları Rusça yayın yapmaktalar. Bu özel televizyonların İsrail şirketlerine ait oldukları konusunda bilgiler edindik. Başta devlet radyosu olmak üzere ülkede Rusça ve Kırgızca yayın yapan birçok radyo kanalı da bulunuyor. Çok sayıda yazılı basın organının bulunduğu Kırgızistan, basın ve yayın özgürlükleri konusunda gelişme göstermekte ve diğer Orta Asya ülkelerine nazaran bu konuda oldukça iyi bir durumda.  

Kırgızistan

Rusça konuşma statüsü!

“Bişkek’te herkes Kırgızca bilir ama çoğunluk Rusça konuşur” diye duymuştuk. Rusça konuşmak kimilerine göre toplumsal statünün yüksek olduğunun bir ifadesi. Gittiğimiz sinema salonundan bizi gören insanlar, benim bölgeden biri olmadığımı anlayınca bizimle konuşmak istiyorlar. Rusça sorularını Alişar’ın Kırgızca yanıtlaması onların da sonunda Kırgızca konuşmalarını sağlıyor. Kendi kimliklerine bağlı olan gençlerin sayılarının günden güne artması, yakında bu tabloyu tersine çevirecek inşallah.  

KırgızistanGecenin ilerleyen saatlerinde tekrar evimize dönüyoruz. Kırgızistan’daki bu son günümde, sabah namazının ardından Alişar’la yeniden sokaklara bırakıyorum kendimi. Bu kez Tarih Müzesi’ne gidiyoruz. Üç katlı müzenin 2. katı Sovyet dönemine ayrılmış. Mark ve Engels karşılıyorlar bizleri. Marks dünya proleterlerine seslenmeye devam ediyor. Lenin ise bir meydanda toplanmış halklara yönelmiş, ısrarla bir şeyler anlatırken tasvir edilmiş. Koltuk değneğiyle zor güç ayakta duran bir adam da Lenin’i dinleyenler arasında. Dünya proleterleri sömürülmeye devam ediyorlar anlayacağınız.  

   

Bozüy çadırı!

3. kata çıkıyoruz. Kırgız milli kültürünün örneklerini incelemeye başlıyoruz. Bu kısmın hemen girişinde “bozüy” adı verilen çadırlarla karşılaşıyoruz. Kırgız geleneğinin en önemli eseri olan bu çadırlar, kıldan yapılma ve kışın sıcak, yazın serin bir ortam sağlıyor oluşuyla ün kazanmışlar. Bozüy’lerin en önemli özellikleri ise çatı kısımlarında yer alan, “tündük” adı verilen daire şeklindeki kısmın Kırgızistan bayrağındaki 40 kollu güneşin üzerinde bulunmasıdır. 40 kollu güneş ise Manas Destanı’nda yer alan 40 Türk boyunu simgeler. Burada ayrıca, geleneksel kıyafetler, kilimler, işlemeler, el sanatları ve Kırgız aydınlarının hayatlarına dair eseri de görme imkânı buluyoruz.  

Tarih Müzesi’nde çıktıktan sonra ise rotamızı Tokmok’a çeviriyoruz. Burada 11. yüzyıl’dan kalma Burana kulesini göreceğiz. İpek yolu üzerinde bulunan Burana kulesi, Karahanlılar döneminde hem minare hem de gözetleme kulesi işlevlerini görmüş. Burana kulesine çıkıyoruz ve kendimizi bir yanda Tanrı Dağları’nın, diğer yanda uçsuz bucaksız ovaların seyrine bırakıyoruz.  

Gözlerimizi ertesi güne açtığımızda, kalbimizde Kırgızistan’dan çok uzaklarda olmanın verdiği hüzün ve yapmış olduğumuz güzel şeylerden dolayı hissettiğimiz mutlulukla uyanıyoruz. Fatih Camii’nin avlusunda tefekkür ederken, Bişkek’teki İslam toplumunun bize İslam davasının mukaddesliğini bir kez daha öğrettiğini daha iyi anlıyoruz. Kendine dönüyor Kırgızistan, kendine dönüyor Orta Asya. El ver uzak diyara, ümmet zincirinin halkarına katıl sen de…

 

Ramazan Yılmaz gitti, gördü, yazdı, bitirdi.

Yayın Tarihi: 12 Temmuz 2009 Pazar 17:45 Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2010, 18:37
banner25
YORUM EKLE

banner26