Isparta'da ‘Mevsimden Mevsime’ fikir yolculuğu

Ayşenur Ünal, bizler için Isparta’da Bekir Sağlam öncülüğünde düşünce tarihi üzerine çalışmalar yapmak amacıyla başlatılan ‘Mevsimden Mevsime’ projesini yazdı.

Isparta'da ‘Mevsimden Mevsime’ fikir yolculuğu

Sürekli konuşulan, sürekli bir şeylerden şikâyet edilen ve fakat omuzlanılması gereken yüke hep seyirci kalınan günlere geldik. Ve belki de hep böyleydi. Zaman, konuşanları ve eyleyenleri ayıran soylu bir hızar. Olagelen şeylere yeterince dertlen(e)meyişimizle dilimizde sözcükler eskir ve çürürken bazen bir yanlışı, bir aksaklığı eliyle düzeltmeye niyetlenenlerin varlığına şehadet sadra şifa oluyor. Isparta'da Bekir Sağlam böyle isimlerden.

Kendisini öz şekilde tanımayanlara nasıl anlatabileceğimiz mevzusu bizi aşsa da ona dair tek ve yalın bir tabir kullanalım; tam bir gönül insanı. Belki kendisini bizden daha yakından tanıyan İsmail Demirbaş'tan Bekir Sağlam hakkında bir portre yazısı okumak ufuk açıcı olabilir. Şimdilik ifade edebileceğimiz şekliyle Isparta'nın emekli imamlarından ve fakat daimi önderlerinden olan Bekir Sağlam hoca, Diyanet Radyo'da "Peygamber İkliminden", Diyanet TVde ise "Kıssaların Dilinden" adlı programlarının yanı sıra şehrinin insanları, bilhassa da talebeleri için mesai harcayan, ilerleyen yaşına rağmen genç kalan heyecan ve azmiyle bizleri kendisine hayran bırakan müstesna bir şahsiyet.  Ve bir derdi var. Zihnî savrukluk yahut düşünce bulanıklığı olarak kavramsallaştırabileceğimiz bir şeyden bahsediyor Bekir hoca. "Acaba düşünce zeminimiz ne kadar sağlam? Hayata, fikre dair temel meselelerin ne kadarını, ne kadar doğru anladık/anlıyoruz? Kendi düşünce geleneğimiz ve Batı düşünce geleneğinin mahiyetine vakıf mıyız? 21. yüzyıl insanları olarak insanın düşünce serüvenin hangi merhalesinde yer almaktayız? İçinde bulunduğumuz bu merhalenin toplumsal hayattaki karşılığı neler olabilir?" gibi birbirinden değerli soruları var.

Bireysel okumalarla giderilemeyen ve dahi belki bu tarz okumalarla daha da karışan zihinlere yol açan bir sürece isyan ediyor Bekir hoca. "Hâl böyle diye şikâyet edip duracak da değilim ya kardeşim" diye ekliyor. Zihnen berraklaşmak, temel konuları derinlemesine kavramak ve böylece sağlam bir düşünce zemini oluşturmak idealini açıklıyor. Berrak ve net bir düşünce zemini olmaksızın, bilgi eksiklikleri/yanlışlıkları yüzünden kaos içre zihinlerden sağlıklı şeyler bekleyemeyeceğimizi ifade ediyor. Bekir hoca enfes ses tonu ve harika Türkçesiyle bunları anlatırken benim hatırıma vaktiyle içimde yankı bulmuş bir Ali Göçer dizesi düşüyor: "Çöplüğe dönen bu belleği ben istemedim". Ve Bekir hocanın ne denli haklı olduğunu anlıyor, kalabalık ve bulanık zihinlerimiz için bu berraklaşma arayışını ziyadesiyle isabetli buluyorum.

Dersler üç aylık periyotlarla yapılacak

Çare olarak üç aylık periyotlarla yapılmaya başlandığı için "Mevsimden Mevsime" şeklinde adlandırılan bir okuma süreci planlanıyor. Böyle bir bağlamda temel konular belirlenecek, bu konulardaki en temel eserler katılımcılar tarafından okunup tahlil edilecek ve en nihayetinde konuya hakim bir hocanın mevzuya ilişkin katılımcılara yapacağı dersler ile pekiştirilecek, deniyor. "Mevsimden Mevsime"nin ilk oturumunu kaçırmanın hüznü ve Bekir hoca tarafından ikinci oturum için Isparta'ya davet edilmiş olmanın mutluluğu ile yola çıkıyorum. Elimde Prof. Dr. Ahmet Cevizci ve Prof. Dr. Kasım Küçükalp hocalar tarafından hazırlanan "Batı Düşüncesi/ Felsefî Temeller" adlı çalışma. Aynı başlığın 22-23 Haziran günleri beşer saatlik derslerle bizzat Kasım Küçükalp tarafından ele alınacak olmasının çok büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum yolda.

Hafta sonu yapılan derslerde bu düşüncemin katmerli bir karşılığını buluyorum. Kasım hocanın alanındaki yetkinliği göz doldurucu.  Dersin yapıldığı atmosfer de bir hayli tatmin edici. Bir yanda Isparta'da okuyan lisans, yüksek lisans öğrencileri ve çeşitli alanlarda hocalarımız, diğer yanda benim gibi davet üzere derslere iştirak etmeye gelmiş Türkiye'nin muhtelif yerlerinden ilim taliplileri.  Bekir hoca aracılığıyla bu denli farklı insanın fikrî bir derdin merkezde olduğu bir gayeyle bir araya gelebilmiş olmasının ne kadar değerli olduğunu düşünüyorum etrafıma bakıp. Gerek ders esnasındaki gerekse ders aralarındaki samimi havanın etkisiyle yakaladığım huzuru ve o andan öncesinde tanımadığım birileriyle yan yana namaz kılmanın, aynı sırada ders dinlemenin verdiği lezzet sayesinde dinimin kardeşlik mefkûresini yaşıyorum bir taraftan.

Böylece Bekir hocanın ders başlamadan evvel bu derslere ilişkin kurduğu şu cümleleri tatbik edildi sayıyorum derslerin ardından: "Bu dersler ile yapmayı arzuladığımız şeylerden biri de çağımızın önemli sorunlarından biri olan bireyselleşmeyi karınca kaderince ortadan kaldırmak. Gittikçe bireyselleşen, kendi kabuğuna, dünyasına çekilen insanlar haline geldik. Oysa insan sosyal bir varlık olarak diğer insanlarla yaşayacağı güzel birlikteliklerde huzur buluyor. Bizler, böylesine kaliteli zeminlerde bir araya gelerek kardeşlik iklimleri yakalamalı ve yaşamalıyız."

İlk derste 19. yüzyıl aydınları konuşuldu

İki gün boyunca yapılan derslerin ilkinde giriş olarak 19. yüzyılda Batı aydınları tarafından tahkiye edilmeye başlanmış felsefe tarihinin oluşumuna ilişkin bir değerlendirme yapıyor Kasım Küçükalp. Derslerde izlediği metot de-konstrüksiyon. Bu metodu şöyle ifadelendiriyor; metni sökmek, metni oluşturan unsurları derinlemesine kavradıktan sonra metni, metnin dışladığı, görmezden geldiği unsurlarla birlikte ele almak. Bu yöntem sayesinde dersler kalıplaşmış söylemlerin ve daimi anlatıların dışına taşarak onları aşan bir hüviyete bürünüyor. Küçükalp hocanın konuya hâkimiyeti, birikiminin zenginliği bir yana ele aldığı meselelere bakışındaki özgünlük derslerin her anını diri bir ilgiyle takip etmeyi kolaylaştırdı. Genel ve karakteristik hatlarıyla Batı düşünce tarihine ve bu tarihin ortaya koyduğu belli başlı kavramlara yukarıda ifade ettiğimiz dekonstrüktif yaklaşımla açıklık getiren Küçükalp'in söyledikleri içinde benim için en önemli vurgu; "Bugünün Müslümanlarının en büyük problemi epsitemolojik değil ontolojiktir"  tespitinde karşılık buldu. Klasik Batı düşüncesi ve modern Batı düşüncesi arasındaki farkları ele aldığı oturumda ise klasik düşünürlerce düşünce eylemi bir hakikat arayışı iken modern zamanlarda düşünce eyleminin hakikati belirleme, hakikatin kriterlerini ortaya koyma şeklindeki değişimini iyi anlamanın ehemmiyetini izhar edecek şu başlıklar, zihnime not ettiğim çok kıymetli değerlendirmelerden/tekliflerden oldu; "Varlığımıza hakikati sevdirecek bir oluş biçimi"  ve "Hakikati belirlemeye değil hakikate ait olmaya varlığımızı adamak" .

Kasım Küçükalp hocanın felsefeye dair getirdiği iki bütüncül tanımı da buraya not düşelim bu bağlamda. Felsefe, soyut akıl fırçasıyla, zihin tuvaline hakikat resmi çizmektir. İkinci tanım ise bu tanımın bir tamamlayıcısı ve dahi daha sarsıcı bir ifadesi gibi: Felsefe, beşeri insan aklının hakikatin ağırlığı karşısındaki konfor arayışıdır.

Derslere dair bunları söylemekle iktifa edelim. İlgilileri için beyaz haber, yakın bir zamanda internet üzerinden yayınlanacak olan derslere kolaylıkla ulaşmanız kabil. Zor olan, varlığın eskimeden eskidiği bu haz ve hız çağında, var olmak konusundaki kararsızlığımızı yenip varoluş sorumluluğumuzla dolaysız yüzleşmek. Bu anlamda bize iki gün boyunca boyutsuz ufuklar açan Kasım Küçükalp hocaya, beni Isparta'da misafir eden kıymetli kardeşlerime ve en çok da "Anadolu'yu böyle çalışmalarla yeniden bir irfan mektebi haline dönüştürmeliyiz" diyerek 'Mevsimden Mevsime' ile kendi şehrinden yola koyulan ve yola davet eden o arif kimseye, Bekir Sağlam hocaya minnet; bana bu imkânı veren Rabbime şükran hissiyle ayrılıyorum Isparta'dan. Bir sonraki oturumun bahsi olan Bilim Felsefesi üzerine olacak dersler için şimdiden içimi saran heyecan ve merak ile de niyaz ediyorum, Allah'ım bereketlendir!

Ayşenur Ünal

Güncelleme Tarihi: 28 Haziran 2019, 12:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Kökmen
Ali Kökmen - 3 hafta Önce

Anadolumuzun Güller Diyarının böylesine güzîde bir platformda, böylesine güzel bir haberle yer alabilmiş olmasından duyduğum memnuniyeti ve başta Muhterem Bekir Sağlam Hocamız ve haberin yazarı değerli Hanımefendinin teşekkürden çok daha fazlasını hakettiklerini bir Ispartalı olarak ifade etmek isterim. Umalım Anadolumuzun diğer şehirlerine örnek olsun bu gül kokulu gayretler..

banner19

banner13