banner17

İslam'ın Doğu Afrika'daki İlim ve Kültür Merkezi Harar

Etiyopya’nın Harar şehri, İslam dininin beş kutsal şehri arasında yer alan bin yıllık geçmişe sahip bir yer. Hararlılar İslami hayat tarzlarını da devam ettiriyor. Fatma Yıldız yazdı.

İslam'ın Doğu Afrika'daki İlim ve Kültür Merkezi Harar

Etiyopya’nın Harar şehri, İslam dininin beş kutsal şehri arasında yer alan bin yıllık geçmişe sahip bir yer. Hararlılar İslami geleneği de hâlâ devam ettiriyor. Bu kadar kutsal bir şehir oluşunun bir çok nedeni var elbet. Hz. Peygamberin (sav) kızı Rukiye’nin ve sahabilerin Habeşistan’a yapılan ilk hicret sırasında burada belli süre ikamet etmeleri, Bilal-ı Habeşi’nin aslen Hararlı olduğu iddiaları, İslamiyet’in bu bölgelerden Doğu Afrika’nın iç kesimlerine yayılması (kılıç zoru ile değil, İslami okullar vesilesi ile Harar’da eğitim gören öğrencilerin diğer bölgelere gitmesi neticesinde) ve nihayetinde de pek çok evliya ve ulemaya ev sahipliği yapması gibi nedenler şehrin kutsiyetini arttırıyor.

Aralarında selamı yayan Hararlılar

Harariler içine kapanık bir toplum ve onların kültüründe kendi etnik toplumundan kişilerle evlilikler yaygın. Bu durum, Harar toplumunun içlerine kapanık olma özelliklerinin temel sebebi olarak görülüyor. Bunun yanında, Harariler Müslüman bir topluluk ve bu etnik grup, bünyesinde İslamiyet’in bütün güzelliklerini sergiliyor adeta. Nasıl mı? Şehrin caddelerinde gezinen Harariler genellikle birbirlerini tanıyor ve tanımasalar bile birbirlerine güler yüzleriyle selam vermeleri, hadis-i şerifle emrolunan selamı kendi aralarında yaydıklarını göstermesi açısından dikkate değer.

Diğer özelliği de şu ki, başkent Addis Ababa gibi değil Harar; her köşe başında, cadde boyunca mescitleri, büyük camileri görmek mümkün. Ezan-ı şerifin yankılanışını duymak huzur verici. İnsanların ezan okunur okunmaz camiye koşmaları da şehrin güzelliğini ortaya çıkarıyor.

Harar evlerinde ilme verilen değer

Harar insanı kadar geleneksel Harar evleri de çok dikkat çekici. Bu evler, İslam’ın şartları düşünülerek inşa edilmiş ve evlerin içerisinde İslami yaşayış göze çarpıyor. Örneğin, avlu içine yapılmış bu evlere ayak bastığınızda, duvarlardaki renkli ipliklerle el emeğiyle yapılmış sepetler, çeşitli ev araç gereçleri şehrin kültürel izlerini yansıtıyor. Bunun yanında, 5 ayrı bölmeli, her bir grubun oturma kısımları ayrı olup ahşaptan imal edilmeyen, eskiden evlerimizde var olan sedire benzeyen oturma yerleri ve düzeni mevcut. Bunu ilginç kılan nedenler var.

Birincisi, bu, İslam’ın 5 şartı olmasından mülhem. İkincisi, Hararilerin geleneklerine göre, kadınların, erkeklerin, misafirlerin, yaşlıların ve çocukların yerlerinin ayrı oluşunu yansıtıyor. Bu vaziyet farklılaşmayı beraberinde getirmiyor, aksine ev ahalisini ve toplumu onore ve teşvik ediyor. Şöyle ki, ev ahalisinden veya misafirlerden Kur’an-ı Kerim bilmeyen ve İslami şartları özümsemeyen kişiler yerde oturmayı hak ediyor inancı var. Ama öte yandan âlimlerin, hafızların evde oturdukları yerler ayrıcalıklı ve özelikle bu tür kimseler en üst köşede. Hafız olan kişiler çocuk bile olsa bu üst köşede oturtuluyor. Bahsedilen kültürden anlaşılacağı üzere ilim, irfan sahibi olan kişinin evdeki oturma düzenindeki yeri farklı oluyor. Bu durum, toplumun gençlerini ve çocuklarını bilgi edinmeleri konusunda ve İslamiyet’i en iyi şekilde bilerek özümsemeleri açısından teşvik ediyor. Aslında toplumun ilime verdiği değeri göstermesi açısından da ipucu veriyor.

Evin tavanı doksan dokuz ince tahtadan oluşuyor

Evdeki oturma düzeninden başka, ahşap çiçek oymalı kapılarının iç üst kısmında sedire oturduktan sonra rahatlıkla görülebilecek olan, ince uzun tahta parçalar da bu kültürün güzelliğini sunması açısından önemli. Eğer o tahta parçasında bir halı katlanarak bulunuyorsa o evde evlenecek yaşta bekar bir kız olduğu ve istenebileceği anlamına geliyormuş ve o halıların miktarı da evdeki bekar kızların sayısına göre değişiklik gösteriyormuş. O eve misafirliğe gelen kişi, kapının yukarısındaki tahtalara bakıp bekar kızların varlığını anlıyor ve oğluna kızı istiyormuş.

Bunun yanında, evde bir de balayı odası var. Yeni evlenen çift o odada kalıyormuş ve kadınla eşinden başka hiç kimse o odaya giremiyormuş. Fakat salona bakan bu odanın küçük bir camı var. Ablasını veya kızını merak eden, kızın ailesinden kişiler o camın önüne geliyor ve o küçük camdan kızlarını veya ablalarını ziyaret edip görebiliyor fakat asla yeni gelin dışarı çıkamıyormuş. Yaklaşık altı ay o balayı odasında kalan çiftler, süre dolduktan sonra evin diğer odasına geçiyormuş. Buradaki amaç, yeni gelinin evine ve eşine çabuk uyum sağlamasıymış.

Evin tavanı ise Allah’ın doksan dokuz ismine ithafen doksan dokuz ince tahtadan oluşuyor. Bu yüzdendir ki, geleneksel Harar evlerinin tavanına bakıldığında Allah’ın isimleri ile kuşatılmış gök kubbenin altında olunduğu hissi veriliyor adeta.

Okuma alışkanlığının da yüksek olduğu bir yer Harar

Harar sokaklarında ise, kız çocuklarının da erkek çocukları gibi okullara gittiğini ve bu yüzden kız öğrencilerin okula gitme oranının yüksek olduğunu görmek mümkün. Ayrıca, Harar’da bulunan kültür müdürlüğü kütüphanesi öğrencilerin tercih ettiği mekanlardan. Bu demek oluyor ki, okullaşma oranının yanında okuma alışkanlığının da yüksek olduğu bir yer Harar. Aslında bu şehir, tarihte el yazma eserlerinin yazıldığı, basılıp yayıldığı İslam’ın Doğu Afrika’daki bilim ve kültür merkezi olarak da karşımıza çıkıyor.

Harar’da Osmanlı-Türk algısı

Hararilerle politik, sosyo-kültürel ilişkiler 16. yüzyıla dayanıyor. Portekizlilere karşı Osmanlıların Adal hükümdarı İmam Ahmet’e vermiş olduğu destek hâlâ daha Hararlı insanların hafızasında. Bunun yanında 19. yüzyılda Sultan İkinci Abdülhamid’in Etiyopya kralı Menelik’ten Etiyopya ve Harar Müslümanlarına karşı daha hassas davranılması ve ibadet özgürlüğü verilmesi hususundaki nazik isteği de Hararlıların gündeminde. Ama en çok Rauf Paşa’nın Harar’a gelmesiyle İslam dinine katkısı ve Osmanlının buradan ayrıldıktan sonra Harar’ın Hristiyanlarca işgale uğradığı unutulmuyor.

Harar’da Osmanlı-Türk algısı böyle, fakat Harariler, son zamanlarda TV’de gösterilen Türk dizilerinin Türk algısını olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Çünkü onlar bu dizilerin, gerçek Türk-İslam geleneğini, kültürünü, tarihini ve aile yapısını yansıtmadığını düşünüyor. Fakat Türkiye’de şu anda vizyondaki tarihi dizilerin Türk algısını değiştirip yeniden olumlu yönde etkilediğini de ilave diyorlar.

Harariler, İslami hayat tarzını modern zamanda da sürdürmeyi başarmış nadir toplumlardan. İslamiyet’i şehrin her yanında hissetmek mümkün. İçten ve misafirperver insanların, kültürlerinin ve yaşayışlarının sergilendiği bu güzel şehir herkes tarafından bilinmeli.

Harar'daki kültürel eserlerden ve gündelik hayattan fotoğraflar, foto galerimizde: http://www.dunyabizim.com/foto/10965/etiyopyanin-ilim-ve-kultur-sehri-hararda-gundelik-hayat

 

Fatma Yıldız

Güncelleme Tarihi: 18 Nisan 2018, 18:27
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20