İslami ilim eğitiminin çınarı: El Ezher

Fatimi Kahiresi'nin ilk ve eşsiz camilerinden olan Ezher Camii, '1000 minareli şehir' diye anılan Kahire’nin en kadim 'minarelerindendir'. Deniz Baran yazdı.

İslami ilim eğitiminin çınarı: El Ezher

Mısır’ı senede ortalama iki kez ziyaret etmemin neticesi olarak, Mısır’a dair çok yazı yazan (belki de en çok yazan) yazarlardan biriyim. Şu ana kadar gezi yazılarından tarihi mekanlara, ünlü medya figürlerden devrime, sanata kadar birçok yazı yazdım Mısır’a dair. Nitekim İslam medeniyetinin baş kentleri arasında yer alan Kahire’nin kadim geçmişinden bugüne ulaşan birçok önemli yapıya da ziyarette bulunup burada onlardan bahsetme imkânına sahip oldum. Ancak nedendir bilinmez, şu ana kadar çoktan hakkında yazmış olmam gereken bir yeri hep sonraya bıraktım: Ezher Camii.

Aslında Ezher hakkında bir yazıyı hep ertelemem garip değildi, zira Ezher Camii’ni hep dışarıdan görüp geçtim; içine girip güzelce gezmek geçen ay Mısır’a yaptığım 5. ziyaretimde nasip oldu. Bunca zaman eski Kahire’nin merkezine inip de Ezher’i hakkıyla ziyaret etmemenin yanında çok da tuhaf olmadı kısaca bu erteleme. Ancak Kahire’nin en kadim caddesi olan Moez Caddesi’nin hemen berisinde, Hz. Hüseyin Camii’nin çaprazında yer alan Ezher’e dair yazı sadece bir gezi, bir mekân yazısı olmayacak. Çünkü kurumsal olarak İslam tarihinin büyük kısmına damga vurmuş, birçok Müslüman hükümranlığa tanıklık etmiş bir eğitim merkezinin tarihi değeri, sıradan bir mekân tanıtımına sığmayacak derecede olacaktır. Ezher, “1000 minareli şehir” diye anılan Kahire’nin en kadim “minarelerindendir”.

989 yılında 35 âlimle eğitime başlanıyor Ezher'de

Ezher Camii, Fatımi Kahiresi’nin eşsiz eserlerinden biridir. Fatımi Kahiresi’nin ilk camiidir. Daha önce yazılarımıza konu olan Hakem b. Emrullah ve Aqmar camileri gibi nice nadide, Fatımi estetiğini yansıtan camilerle aynı bölgede bulunmaktadır. Hatta şahsen Kahire’de en beğendiğim cami olan Hakem b. Emrullah Camii Moez Caddesi’nin bir ucunda, Ezher ise öbür ucunda yer almaktadır. (Yazının ilerleyen kısımlarında bahsi geçecek, bu iki büyük cami arasında tarihte bir rekabet de yaratılmıştır. Konumlanışları da sanki bu hikayeye nispet edercesinedir.) Ezher’in yapım tarihi farklı kaynaklarda 975, 972 ve 969 olarak geçmektedir. Ebu’l Hasan Cevher döneminde yaptırılmıştır. İlginç olan, hepimizin çok iyi bulduğu “Ezher” isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Bir rivayete göre Hz. Fatıma’nın kızı Zehra’dan gelmektedir. Ancak öne sürülen başka iddialar da mevcuttur.

Fatımi halifesi Muiz li-Din Allah dönemindeki general Gawhar, Kahire’yi ele geçirince İsmaili Şiiliğinin bölgede kök salmasına yarayacak bir merkez inşa edilmesini istiyor. Bunun üzerine Ezher Camii yapılıyor ve kaynaklara göre Gawhar, 972 yılı Ramazanı’nda camideki ilk Cuma namazını kılıyor (sanırız 972 tarihi doğru tarih denebilir). 989 yılında 35 âlimle eğitime başlayan Ezher, Fatımilerin bu alana verdiği büyük önem sayesinde o dönemde hızla eğitim merkezi oluyor. Nitekim günümüzde dünyanın eğitime aralıksız devam eden en eski 2. üniversitesi unvanını Ezher’e getirecek yolculuk o zamanlarda başlıyor.

Sultan Baybars Ezher'i eski itibarlı günlerine kavuşturdu

Kendisine benzer bir mimariye ve görkeme sahip olan Al Hakem Camii’nin yapımıyla beraber Fatımi Kahiresi’nin birincil camii olma özelliğini kaybetse de, Ezher, 200 yıla yakın bir süre bölgenin en büyük eğitim merkezlerinden ve camilerinden biri olarak kalıyor. Ancak Selahaddin Eyyubi’nin 1171 yılında Fatımiler’in hanedanlığına son vermesiyle Kahire, Eyyubi Devleti’nin eline geçiyor ve Ezher’in de itibarı bu süreçte düşmeye başlıyor. Eyyubiler’in bölgedeki İsmaili nüfuzunu kırmak için sürdürdüğü Sünnileştime akımının kurbanı oluyor Ezher. İsmaili Şiiliğinin eğitim merkezi olarak inşa edilen cami ihmâl ediliyor ve Eyyubiler’in hanedanlığı sona erip de Memlûkler iktidarı ele geçirinceye kadar bu dışlama sürüyor. Ancak büyük Memlûk Sultanı Baybars, Ezher gibi bir kadim değerin yok oluşuna çanak tutmak yerine tam tersi bir yolu seçiyor ve Ezher’e ihtimam gösterip burasının yeni bir Sünni kimlikle kurumsal itibarını tekrar kazanmasını sağlıyor.

Camiyi elden geçiren ve ona yeni bir çehre katan Sultan Baybars, Al Hakem Camii’nin Fatımiler döneminde birincil cami olmasından beri gerçeklememiş bir şeyi 1266 yılında gerçekleştiriyor ve Cuma namazını Ezher Camii’nde kılıyor. Nitekim bu adımlar sonrasında Ezher de tekrar İslami eğitimin gözde merkezlerinden birine dönüşüyor ve el üstünde tutuluyor. 14. yüzyılın başındaki bir depremde hasar görse de aynı yüzyıl içerisinde onarılıyor. Bu dönemde bölgenin birçok âlimi, talebesi, ekolü Ezher’e geliyor. Ezher’i tekrar İslam eğitim merkezlerinin zirvesine taşıyan şey, birçok ekolü kucaklayışı oluyor. Birçok akımın bünyesinde buluştuğu kıymetli bir düşünce merkezine dönüşen Ezher, adeta ümmet içinde uzlaştırıcı bir ortak akıl işlevi görüyor.

Ezher’i birkaç yüzyıl yöneten devletlerden biri de Osmanlılar oluyor. 1517 yılında Memlûkleri mağlup etmiş olan Osmanlı Devleti’nin Kahire’yi ilhak etmesiyle beraber dönemin padişahı Yavuz Sultan Selim, Kahire’ye ayak basıyor. Burada kaldığı sürenin son haftasında ise Cuma namazını Ezher’de kılıyor. Bu hareket belki de Osmanlı Hanedanı’nın da Ezher’e gereken önemi vereceğine dair işaret olarak algılanabilirse de okuduğum kaynaklara göre pek de öyle olmuyor ve Ezher, Osmanlılar döneminde pek de ilgiye mazhar olmuyor. Memlûkler döneminde el üstünde tutulan cami, 18. yüzyıla kadar eski itibarından uzak bir şekilde yolculuğuna devam ediyor. Ne zamanki 18. yüzyılda Osmanlı Kahiresi içinde kalmış Memlûk elitlerine kökeni dayanan aileler tekrar nüfuz kazanıyor, o zaman tekrar Ezher’i yenileme, ona yeni bir çehre kazandırma gayretleri baş gösteriyor. O dönem camide büyük bir restorasyon gerçekleşiyor.

Asırlar boyunca süregelen yolculuğunda ümmet için çok önemli bir yer teşkil eden Ezher, günümüz de dahil olmak üzere yakın çağda da tarihi önemini sürdürmeyi başarıyor. Napolyon’un komutasındaki Fransız orduları Mısır’ı işgal etmek istediğinde şeyhlerini kurban ederek direnişe katkıda bulunur. Nitekim Napolyon’un Kahire’deki ilk hedefleri arasında Ezher vardır. Fransız işgali püskürtüldükten sonra bölgede Osmanlı’ya bağlı otonom bir vali olarak görev yapan Kavalalı Muhammed Ali Paşa döneminde de Ezher (tüm Kahire gibi) büyük değişimler geçirir. Bilindiği üzere Muhammed Ali Paşa modern Mısır’ın kurucusu sayılmaktadır ve Mısır’da büyük reformlar ve restorasyonlar gerçekleştirmiştir. Ezher gibi bir merkezin bundan nasibini almaması düşünülemezdi ve tahmin edileceği üzere Muhammed Ali Paşa, nüfuzunu sağlamlaştırmak için Ezher’e büyük bir önem vermiştir. O dönemde daha modernist bir zihniyetle Mısır’ı dönüştüren Muhammed Ali Paşa’nın ve dönemin dikkat çeken, yolu Mısır’a da düşen Cemaleddin Afgani’nin etkisiyle Ezher müfredatına matematik, fizik ve Avrupa felsefesi gibi alanlar eklenir. 19. yüzyılda gerçekleşen bu değişiklik sonrası Ezher Camii, günümüzdeki “Ezher Üniversitesi” hüviyetini kazanmış olur bir bakıma.

Arap toplumlarının hayatında belirleyici bir rol oynuyor

1952 yılına gelindiğinde ise Ezher Camii kurumsal olarak önemli bir değişim geçirir. Yaklaşık 1000 yıldır tüm değişimlere rağmen cami bünyesinde sürdürülen yüksek eğitim, bu mekândan ayrılır. Daha doğrusu 1952 Devrimi sonrasında cami-üniversite ayrışma süreci başlar. Ve kurumsal olarak Ezher hâlâ bir bütün olarak görülse de ziyaret ettiğimiz o görkemli yapının dört duvarı arasında sürmüş olan eğitim modern bir üniversite şablonuna dönüştürülerek yeni kampüslerinde yoluna devam eder. Nitekim Ezher Tıp Fakültesi, hemen Ezher Camii’nin yanında yer almaktadır. 20. yüzyıla gelindiğinde, geçirdiği kültürel değişime rağmen İslami ilimler konusunda önemli merkezlerden biri olma özelliğini hâlâ korumakta olan Ezher, bu dönem bölgede yükselen fundemantalizme karşı önemli bir denge unsuru olarak görülmektedir. Aslında günümüzde de “ana akım, mutedil” İslam’ın temsilcisi olarak görülen ve en itibar gören fetva merkezlerinden biri olan Ezher, bilhassa Arap toplumlarının hayatında belirleyici bir rol oynamayı sürdürmektedir.

Peki ümmetin kadim değeri Ezher Camii’nin günümüzdeki vaziyeti nedir? Aslında ben ziyaret ettiğim sırada onarımdaydı ve şantiyeden ötürü pek fazla gözlem yapma imkanım olmadı. Ancak birçok Kahire camisinde olduğu gibi geniş bir avlunun etrafına sütunların üzerinde yükselmiş bir dörtgen yapı şeklinde olan Ezher Camii, avlusuna girer girmez insana farklı bir his yaşatıyor. Avludan görülebilen sütunların üzeri süslerle kaplı ve son derece estetik kubbeler ile birbirinden farklı olan her bir minare etrafınızı sarıyor. Her minarenin farklı olması da aslında hem Kahire’nin hem de Ezher’in tarihini en iyi yansıtan sembollerden biri. Çünkü bu farklılığın sebebi her bir minarenin farklı bir hükümranlık döneminde inşa edilmiş olması. Ayrıca camide farklı devirlerde yapılmış olan eklentiler de mevcut. Kısaca caminin mimarisi dahi bir kültür sentezini sizlere taşıyor.

Ezher şu an bulunduğu yer itibariyle biraz kaotik bir atmosfere sahip, çünkü Kahire’nin en işlek meydanlarından birinin dibinde yer alıyor. Ayrıca bakımsız olduğunu da söyleyebiliriz. Ancak tüm bu kaotik havası dahi bir nevi kendi tarihinin ve Kahire gibi bir “başkentin” dinamizmini yansıttığı için kıymetli diyebiliriz.

 

Deniz Baran yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2015, 10:27
YORUM EKLE

banner19