İslam medeniyetinin rüya şehridir İstanbul

Sadettin Ökten, Türk Edebiyatı Vakfı’nda yeni çıkan ‘Yahya Kemal’in İstanbul’u ve Devamı’ kitabı etrafında konuştu..

İslam medeniyetinin rüya şehridir İstanbul

 

20 Mart Çarşamba günü Türk Edebiyat Vakfı’nda konuşmasını dinlemek üzere Sadettin Ökten Hoca’yı bekliyorduk. Sadettin Hoca konuşmasına başlamadan önce vakıf başkanı Servet Kabaklı, kendisinin Yahya Kemal şiirine dair olan anısını paylaştı. Gençliğinde Ahmet Kabaklı’nın doldurduğu bir şiir kasetine sahip olan Servet Bey; kasetteki üç şiiri de Kabaklı Hoca’nın okuyuşu ile öğrenmiş, hatta bir toplantıda okurken anın heyecanı ile de aruzu dört yerde kaçırmış. Kendisi günün anlam ve önemine nazaran şiirlerden biri olan ‘Aziz İstanbul’u bu vesile ile bizlere takdim etti.

Yahya Kemal, İstanbul’un resimlerini çektiği bir albüm hazırlamış

Servet Bey, Yahya Kemal’in şiirini okuduktan sonra kürsüye çıkan Sadettin Ökten; kendi tabiri ile Yahya Kemal’in yolundan yürümüş, ayak izlerini onunkiler ile çakıştırmış fakat şair olamamış bir büyüğümüz. Ona göre Yahya Kemal, İstanbul’un resimlerini çektiği bir albüm hazırlamış ve bu albümü de şiir diliyle ifade etmiştir. Ökten’e göre bir objeyi şiirle ifade etmek zordur. Şiirde hayal, duygu ve aşk gibi somut olmayan birçok mesele hayat bulur. Bu duyguların yanı sıra bir medeniyeti şiirle ifade etmek ise en zor olanı olmasına rağmen Yahya Kemal bunu başarmıştır. Hoca’ya göre Yahya Kemal’in İstanbul’da fotoğrafını çektiği ve şiir diliyle anlattığı medeniyet İslam medeniyetidir.Sadettin Ökten, Yahya Kemal'in İstanbul'u ve Devamı

“Medeniyet; zengin parametrelerin ortaya çıktığı sosyal ve siyasal ortamlara ihtiyaç duyar” derken şehri kastediyordu Sadettin Ökten. İlk medeniyet Bağdat’la ortaçağ şehrinde, ardında kardeşleri Granada ve Şam’da ortaya çıkar ve 1200’lü yıllardaki Moğol istilasından sonraki 200 senenin ardından 1453’te de İstanbul için medeniyet şehri olma yolunda adım atılmıştır.

Medeniyet deyince anlaşılması gereken İslam medeniyeti İstanbul’da tecelli etmiştir fakat Hoca’ya göre İstanbul’un bugünkü halkı bu durumdar bihaberdir. Bu büyük medeniyetin tecelligahının bulunduğu resim bir kül tabakası altındadır ve sadece günümüz insanının elleri vardır bu tabakayı kaldırmak için. İşte o tabakayı elleri yanarak kaldırmaya gönüllü olacaklardır Hoca’ya göre resmin görünen yüzünün ötesini anlayacak olanlar.

Başka bir şehre nazaran İstanbul’un resmini çekmek daha zordur çünkü İstanbul çok büyük bir medeniyet birikimine sahiptir tüm yıkıntılara rağmen. Ökten’e göre Yahya Kemal’in resmini çektiği İstanbul teslim alınmış bir medeniyetin, terk edilmiş statik İstanbul’udur ki ilerde bir gün ünlü yazar Edmondo de Amicis’in deyimi ile “rüya şehir” olacaktır bu harap ve terkedilmiş medeniyetler beşiği.

Hoca’ya göre rasyonel bir bakışla, dış aklın hükmü ile açıklanamayan İstanbul, akla da tezat oluşturmayan bir güzelliğe ve muntazamlığa sahiptir. İstanbul bakımsız, hakir ama sefil olmayan bir şehirdir fetih zamanında ve Yahya Kemal bu İstanbul’un resmini asilce ve usulca bir ustalıkla çeker. Her şair sokakta çamur görür fakat o yerdeki harap hazineyi değil, hazinenin de evvelini görür demektedir Sadettin Bey.

Menderes İstanbul’a dokundu, İstanbul da Menderes’e

Tanzimat’tan günümüze modernite ve post-modernitenin, kapitalizmin İstanbul insanını yavaş yavaş nasıl değiştirdiğini de açıklayan Sadettin Ökten; herkesin elinde olan bilgisayar ve cep telefonlarından, Özal döneminde ülkemize giren ve yurtdışında fakir halkın yemek yediği fast-food zincirlerinden İngilizcede karşılığı ‘göğü tırmalayan’ olan gök ‘delen’lerden bahsetti. Fakat esas sorun Menderes döneminde yaşanıyordu. Hendeseye göre cetvel ile İstabul’un güzelim organik dokulu sokaklarına dokunan Menderes, iyi niyetinin kurbanı oluyordu.

oSadece metro, sokak ve belediye ile bir yerleşmeye ‘şehir’ denmeyeceğini ifade ettikten sonra, bu bağlamda Ankara’nın bir şehir olup olmadığının tartışabileceği fikri ile bizi bir hayli şaşırttı fakat açıklamaları çok mantıklıydı çünkü çıkmaz bir sokağı dahi yoktu Ankara’nın.

Yozlaşmanın çok daha önceden başladığını vurgulayan Ökten, James Watt buhar gücünü kullanmasa idi sanayi devriminin olmayacağını da söyledi. Kendisine göre İslam medeniyetinin en çetin sınavı idi sanayi devrimi. Ve medeniyetimiz yavaş yavaş köşeye sıkışmıştı.

Dönemin fakir dahi olsa incelik sahibi konut kullanıcıları, estetik kaygılarını seccade örtüleri detaylarında dahi nakış nakış işlerken, günümüz gencine “kaç adet şalın var” dendiğinde tahmin etmeye 20’den başlanıyorsa bu noktada sorun vardı. Çareyi ise istiğna ve kanaatte, çözümü de fazla tüketmemekte ve sınırı doğru çekmekte aramak gerekirdi Sadettin Bey’e göre.

Son tahlilde İstanbul hâlâ medeniyetin merkezi idi ve eski kolay kolay unutulmuyordu. Kimlik arayışında olan genç neslin kimliği yeniden inşa etmesi bekleniyordu ve bunu sadece İslam âlemi değil tüm dünya arzulamaktaydı çünkü Hoca’ya göre dünyada merhamet kalmamıştı.

“Ümmet-i davet olanlara nazaran ümmet-i icabet olan bizlerde hâlâ imanî bekâret ve selam gözü hoşgörüsü var ve Allah’ın izni ile ümitli olmakta fayda var.” diyerek konuşmasını tamamlayan Ökten, seminerin sonunda yeni çıkan kitabını da imzaladı.

Ötüken Neşriyat’tan çıkan Yahya Kemal’in Rüzgârıyla Düşünceler ve Duyuşlar adlı kitabın ardından devam niteliğinde çıkan Yahya Kemal’in İstanbul’u ve Devamı adlı kitapta Sadettin Bey özellikle tarihî yarımadaya yoğunlaşıyor. İlk kitapta semtlere ayırdığı bölüm başlıklarının altında Yahya Kemal şiirlerini tahlil eden Ökten, ikinci kitapta daha ayrıntılı ve titiz bir çalışma ile bu tahlile devam ediyor.

 

Fatma Betül Demirel haber verdi

Yayın Tarihi: 01 Nisan 2013 Pazartesi 15:16 Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2015, 10:15
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
zeynep
zeynep - 9 yıl Önce

Sahip olduğumuz her şey gibi İstanbul'da yaşamanın güzelliği de, infak gerektirir. Bunu yapan Fatma Betül Hanıma teşekkürler... Uzaklarda olsak da, İstanbul esintisini bize kadar yollamış sağ olsun.

banner19

banner26