İsfahan'ın Ötesinde Kızıl Topraklar...

Iran'ın İsfahan'ını çoğunuz duymuşsunuzdur ama, İsfahan'ın kuzey batısında, Kerkes dağlarının eteklerindeki Tarihi...

İsfahan'ın Ötesinde Kızıl Topraklar...

Abyane, Kızıl Köy

 

Iran'ın İsfahan'ını çoğunuz duymuşsunuzdur ama, İsfahan'ın kuzey batısında, Kerkes dağlarının eteklerindeki tarihi Abyane Köyü'nü duymamışsınızdır. Bu köy, tarihi eserleri ve yapılarından dolayı, İran'ın en şahsına munhasır köylerinden biridir.

Yöresel ve teknolojinin el değdiremediği (Hem köyün büyük şehirler ve yollardan uzak olması nedeniyle ve hem son yıllarda  Unesco'nun çabalarıya) kırmızı topraktan yapılmış evleri, köyün her bir noktasının inanılmz güzellikte olmasını sağlıyor. Ama sadece mimari değil geleneksel kalmış olan, insanları da öyle. Geleneksel giysileri içinde dolaşan köy sakinleri, fotoğraflarını çeken turistlere alışkın ama tabii bundan herkes memnun değil. 

Resmini çekmeye çalıştığım yaşlı bir kadın kızıyor ve “Pijamanın resim çekilecek nesi var” diyor. Köyde genç nüfus yok gibi, anlaşılan çoğu okumuş ve daha büyük şehirlere ya da yurtdışına yaşamaya gitmişler.

Havası serin ve temiz, doya doya içine çekesi geliyor insanın ama ciğerler şaşırıyorlar Tahran'ın zehirli havasından sonra bu temiz havaya; öksürtüyorlar insanı “bu ne şimdi, yıllar sonra mı aklına geldi bana dumansız hava yollamak” der gibi.

En son yapılan sayımda 500 adet ev olduğu tespit edilmiş Abyane'de. Bu evler Berzeverd adında bir nehrin yukarı kıyısında, dağ eteğine yapılmış ve aşağı taraftaki evlerin düz yapılmış çatısı, yukarıdaki evin bahçesi olacak şekilde dikilmiş. O yüzden uzaktan bakınca kat kat görünüyor bu kızıl renkli rüya köy. Kırmızı toprağın madeni, köyün hemen yanındaki tepeler, bu toprakları çamur yapıp duvarlara sıvamışlar ama en modern mimariye bile taş çıkartacak türden bir netice elde etmişler.

Bir de dağ eteğinde yeteri kadar yer olmadığından, her evin ve ailenin, mağara şeklinde bir ambarları var, köyün bir kilometre uzağındaki tepelerde oyulmuş olan. Hem inek, koyun gibi hayvanları barındırmak; hem de kışlık yiyecekleri ve ihtiyac duyulmayan eşyaları koymak için.

 

Abyane insanları hayvancılık ve bağcılıkla geçiniyorlar, kadınların çoğu geçinmek için yapılan faaliyetlerde erkeklerle beraber çalışıyorlar; hatta ekstra olarak kilim de örüyorlar. Give adında kendileri ve turistler için yaptıkları bir tür geleneksel ayakkabıları da var ama eskiden daha çok revaçtaymıiş. Yıllar boyu inzivada ve şehirlerden uzak yaşamış köylülerin kendine has bir farsça lehceleri var, başka hiç bir yerde konuşulmayan bir lehce bu.

Köydeki en eski tarihi eser, diğer yapılar gibi yokuşta yer almış, “Ateşgede” denilen bir zertüşt mabedi. En önemli yapısı ise, hicri 466 yılında yapılmış olan ağaç minberli Cami. İki tane de ziyaret mekanı var Abyane'nin, Şehzade İsa ve Şehzade Yahya'nın mezarları. Köylülerin dediğine göre şiilerin imamlarından Musa Kazım'ın çocuklarıymış bunlar. Ayrıca Nadir Şah'ın yardımcılarından birinin de evi var.

Fotogaleriye göz atmak için tıklayın


Salome yazdı

 

[email protected]   www.myspace.com/salomerap

 

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 15:29
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali erdem
ali erdem - 12 yıl Önce

sevgili kardeşim, güzel notlar düşmüşsünüz. gözünüze gönlünüze sağlık. ancak bazı kelimelerin yazımına da dikkat edersek daha güzel olacak. yazınızda "ateşgede"ye "ateşkede" demişsiniz. sanırım dikkatten kaçmış. hani bilirsiniz: "gel, gül ahmet çeşmesinden iç gülab gibi" yi "kel, kel ahmet çeşmesinden iç kilab gibi" de okuyabiliriz ki hafazanallah :))
selam ile-Editör: Düzeltme yapıldı. Teşekkür Ederiz. Arkadaşımız oralı olduğu için Türkçe telaffuzu ile Türkçe yazılışını böyle tahmin etmiş ;)

banner19

banner13

banner26