Herkesin rağbet etmediği bir Üsküdar güzeli

Ayazma Camii için İstanbul'un en şanslı camilerinden biri desek yeridir. Yasin Şafak en sevdiği camiyi yazdı..

Herkesin rağbet etmediği bir Üsküdar güzeli

Üsküdar-Salacak'taki Ayazma Camii için İstanbul'un en şanslı camilerinden biri desek yeri. Gerçekten inat edilse dahi nezih kalmaması pek mümkün olmayan bir semtte bulunur. Şehrin o kısmından anayol geçmesi mümkün değildir. Etrafı sanki yüzyıldır öyle kalmış bir mahalle izlenimi verir. Sırtında yeralan okul mesela... Bir bakarsınız ki o mektep de bir mahalle mektebi ve 100 sene öncesinden kalmış.

Orası belki 300 yıldan beridir hep mahalle tanımını haiz olsa da mahalle camisine göre büyükçe bir camidir Ayazma Camii. Mimarı baş mimar Mehmet Tahir Ağa aynı yıllarda peşisıra Beylerbeyi (Hamid-i Evvel) Camii ve Gülhane'deki Zeynep Sultan Camii'ni de yapmıştır. Beylerbeyi'nin denize sıfır oluşu ve biraz daha büyükçe görüntüsü onu öne çıkartır. Zeynep Sultan ise oldukça farklı malzeme ve görüntüye sahiptir.

Beylerbeyi ve Ayazma ise bir parka benzer. Bugün iç avluları, yaydıkları hava ve şehir yaşantısındaki yerleri ise elbette bir başkadır. Ayazma ahalinin yolunun pek geçmediği bir yerdedir ve burası tefekkürün derinlerine dalınacak bir bahçe gibidir. Kışın yerlere dökülen, yazın her yerden fışkıran yaprakları eksik olmaz. Cami yağmurlarda, karlarda bir ayrı güzeldir. Yağmurda yıkınmak halini gayet güzel yaşar çünkü çevresinde ona sıfır, ondan yüksek, onu rüzgara-yağmura kapatabilecek bir yapı yoktur. Cepheden fotoğraflarda görüleceği gibi havadardır.

Bu caminin en güzel yeri bahçesidir. Çünkü kapısı ve duvarı öyle güzel konumlanmıştır ki yoldan görünmez bahçenin için. Ne yoldan geçen, ne bahçede oturan, abdeste koyulan birbirini illa görmek kollamak durumunda kalmaz.

Bu caminin içine ilk kez giren şaşırabilir

Caminin dış duvarlarındaki oymalar, işlemeler dikkat çekicidir. Barok denen modern bir mimarisi olsa da 1800'lere değil 1760'lara aittir aslında. Yani ilk tahmine göre daha eski bir tarihi vardır. Caminin bir farkı giriş merdivenlerinin dikliğidir ve bahçe zeminine göre yerden bayağı bir yükselirsiniz. İçerisi yaz kış her zaman gölgeliktir. Güneşin vurduğu, kavurduğu bir zamanı yoktur. En güzel zamanı kışındır. Hele de karlı günlerin İstanbul'a en yakıştığı yerlerin başında gelir Ayazma Camii ve Ayazma semti...

Istanbulun halveti camilerindendir, sanki kişiyi kendiyle, geçmişiyle bir halvete çeken... Denize sıfır değildir. Ana yolun dibi değildir. Öyle ya kimi camilerde coşku, kimi yerde devletlü ve kalabalık hissiyatı daha baskındır.

Düzgün bir şekilde demir tellerle ayrılmış haziresi vardır. Burası denize göre caminin arka tarafında kalır. Burdan uzanan koridor gibi kısım camiyi dolaşmadan geçiş sağlar. Gene de Ayazma-İmrahor semtinin tabiatı gereği hiçbir zaman buralarda insan kalabalığı olmaz.

Bu caminin içine ilk kez giren şaşırabilir. Şöyle ki, cepheden görüntüsü, avlusu, haziresi ile kapladığı yer, taşıdığı ağır havaya nazaran caminin içi çok büyük değildir. Bu tip camiler azametten ziyade letafetin öne çıkartıldığı bir devrin eseri sanki. Hemen herkesin ayrı sevdiği Zeynep Sultan Camii ile aynı devirde aynı mimarın eseridir zaten. Belki bir zincirin halkası, o zamanın ruhu gibiymiş bu eserler. III. Mustafa devrinin mimari hamleleri arasında anılırlar bu camiler.

Cami semte de ismini verir. Bu mıntıka yani cami ve çevresi Ayazma olarak alınır. Hemen biraz yukarısında ise İmrahor vardır. Orası da orda bulunan İmrahor Camii'yle müsemmadır. İstanbul'un semt isimleri nerdeyse hep camilerle anılan karakteristik bir noktasıdır Üsküdar zaten. Üsküdar onca övülüyorsa en çok da bu kısımları, camileri kastediliyordur muhakkak.

Yasin Şafak yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2019, 09:39
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Emrah
Emrah - 5 yıl Önce

Yakınımızda duran belki de her gün önünden geçip gittiğimiz camilerimiz, çeşmelerimiz..

Sevda
Sevda - 2 yıl Önce

Bir tarihi yapıyı bu kadar duygulu ve hoş içerikli sözlerle anlatmanız, okuyanı adeta mest ediyorsunuz. Bilgileriniz için teşekkürler...

banner19

banner13