Her yerde salavat getiriyorlar!

İran Ümmet için Dindar Nesil programından ilginç izlenimler ile döndü Burak Gültekin.

Her yerde salavat getiriyorlar!

 

İran, çocukluğumdan beri ilgimi çeken bir ülke olmuştur. Üniversite yıllarımda her on arkadaştan dokuzunun ilk görmek istedikleri ülkeler arasında Fransa, Amerika, İngiltere varken ben kendi kendime ‘Batı hayranı arkadaşlara inat, eğer fırsatım olursa ilk olarak İran’a gideceğim.’diyordum. Çünkü Batının bir yüzü insana değer veriyor görünürken diğer yüzünde gördüğü her insanda gözlerinde dolar işareti yanan insanları görüyoruz. Tarih boyunca komşuluğumuzu ve kültür alışverişimizi düşününce İran’a bu samimiyet daha da artmıştır içimde.

Müslümanca Uyanış Gençlik Konferansı için İran’da bulunduğumu programın ayrıntılarını önceki haberlerimde yazmıştım. Şimdi ise İran’da gördüklerimden bahsetmek istiyorum.

Tahran’dayımTahran İran

Tahran’da havaalanına indiğimde çok da yabancılık çektiğimi söyleyemem. Çünkü hemen her tabelada Farsça’nın yanında İngilizce anlamı da yazıyordu. E canım ne var bunda Türkiye’de de var diyeceksiniz. Gerek İran gerek Çin gibi Latin alfabesi kullanmayan devletler dünyayla iletişimlerini koparmamışlar. Arap harflerini kullandığımızda da, Latin harflerini kullandığımızda da altına İngilizce anlamını yazılıyorsa dünyayla iletişimimizin güçlenmesi için Latin harflerine geçtiğimiz iddiasının komikliği ve temelsizliği bu noktada kendini gösteriyor.

İnsanların çoğu Azeri Türkçesi, İngilizce, Farsça, Kürtçe gibi dillerden bir kaçını az da olsa bilir. Eğer karşınızda Azeri Türkçesi konuşan biri varsa onu İngilizce dinlediğinizde daha iyi anlarsınız. Türkiye’de korku senaryolarında çokça geçtiği üzere otobüslerde kadın ve erkekler ayrı yerlerdedirler. Metrobüs tarzı otobüslerde ön bölümde kadınlar arka bölümde erkekler varken normal otobüslerde arka bölümde kadınlar ön bölümde erkekler oturur. Otobüs duraklarında kadınlar ve erkekler için ayrı bekleme yerleri var. Hemen hemen her üç taksiciden biri Türkçe konuşmayı biliyor. Onun için iletişim kurmada çok da sıkıntı yaşamazsınız. Türkçe konuşmayı bilmeyen bir taksiciyle bir yerden bir yere giderken İbrahim Tatlıses’in ‘Mavi Mavi’ şarkısını açıp kendisi de eşlik etti. Öyle de sevimli insanlar anlayacağınız.

Taksi ile dolaşınMeşhed, İmam Rıza Türbesi

Tahran İmam Humeyni Havaalanı’nın şehir merkezine uzaklığı 50 km. Taksilerin ucuz olduğunu duymuştuk. Para sistemini çözünce tahmin ettiğimizden de ucuz olduğunu gördük (tabi bu 2 günümüzü aldı). Tahran’ın hatırı sayılır derecede bir trafiği var. Şehrin nüfusu yaklaşık 15 milyon kadar. Havaalanından itibaren şehri incelediğinizde öncelikle varoş bölgeler karşılıyor sizi. Bir an Tahran’ın tamamının böyle olduğu hissi kaplıyor içinizi ama öyle değil. Bizi götürdükleri otel şehrin lüks sayılabilecek yerlerindendi. Konakladığımız Azadî Otel Şah zamanında Hilton Otel iken devrim sonrasında devlete geçmiş.

Kaldığımız bölgedeki gördüğümüz polis arabaları bile son model Mercedes idi. İşin kötü tarafı ezan sesi bile çok uzaktan geliyordu. Ezan okunmuyor mu diye sorduğumuzda caminin buraya uzak olduğu ve şehrin elit bir yerinde olduğumuzu öğrendik.

Asgari ücretle tatil yapılabilir

İran’da para birimi olarak İran riyali kullanılıyor. Genel hesaplayacak olursak 5 Türk Lirası yaklaşık 40bin İran Riyali yapıyor. Bununla da Türkiye’de 5 liraya alabileceğinizin birkaç katı yiyecek alabilir veya Türkiye’de taksiyle 15 liraya gideceğiniz yolu 3-4 liraya gidebiliyorsunuz. Siz taksiciye parayı verirken içinizden az olduğu düşüncesi geçse de taksici, yabancı olmanızdan mütevellit size zaten fazladan söyleyip pazarlık yapmanıza karşı hazırlıklı bir halde fiyat söylüyor size.

‘Hicab’dan aynı şeyi mi anlıyoruz?Tahran'da pazar yeri

İran’ın bir çok yerinde ‘Hicab, İran kadınlarına Allah’ın hediyesidir.’ türünde afişler olsa da İranlıların örtünme tarzları bizden çok farklı. Kadınların dışarı başörtülü çıkmaları zorunlu. Ancak bunu bir süre sonra esnettiklerinden ötürü olsa gerek büyük çoğunluğu gelişi güzel şal takıp bunu da başının yarısı açık şekilde başlarına örtmüşlerdi. Bu tabloya uzun süre şahit olunca ister istemez ‘Allah’ım Türkiye İran olmasın’ diye geçirdim içimden. Bizde de bu konuda olumsuz örnekler çok fazla olsa da bu kadar kötü değil çok şükür.

Nargile bizim ortak kültür ürünümüz olduğu için en çok İran nargilesini merak ediyordum. Tahran’da Derbend’in nargilesini çok övünce biz de Derbend’e uğramadan Tahran’ı gezmiş sayılmayacağımıza kanaat getirdik.

Duayla başlayan uçak yolculuğu

İran’da İran’a ait havayollarıyla 3 kez seyahat etme şansım oldu. Burada en çok hoşuma giden ise uçağa bindiğinizde hostes konuşmaya başlamadan önce bir besmele ve ardından duanın gelmesiydi. Otel görevlilerinde olduğu gibi hosteslerin de başörtülü üniformaları vardı. İranlıların sloganı da alkışı da salavat idi. Salon programlarında Peygamber Efendimiz’in adı anıldığında veya salondan biri ayağa kalkıp ‘seyyidina salavat’ diyerek bağırdığında tüm salon yüksek sesle salavat getiriyordu. Tabi sesli salavat olayı sadece salonla sınırlı değildi. Yola çıkarken, uçak kalkarken, durup dururken yani aklınıza gelen her zaman hep bir ağızdan salavat getiriyorlardı.

İran’ı müziklerinden bilmekTahran'da güneş doğuyor

Benim için İran, müzisyenlerinden ötürü ayrıca merak ettiğim bir ülkeydi. Niyaz, Muhsin Namjoo, İrfan, Mohsen Mizazade, Rastak Ensemble, Mamak Khadem gibi dinlediğim yirmiye yakın müzisyenin yaşadığı (kimileri İran’da yasaklı tabi) ülkeyi kesinlikle görmeliydim. Tahran sokaklarında gezerken kâh Niyaz’ın Hejran’ını kâh Mohsen Namjoo’nun Zolf Bar Bad’ını içimde hissederek dinlemek tarifi zor hislerdendi.

Ahmedi Nejad sadece siyasi bir lider mi?

İran’da İmam Humeyni ve Hamaney’in resimleri her bir yanı süslerken Ahmedi Nejad’ın esamesi bile okunmuyordu. Dünyadan İran’a bakıldığında Ahmedi Nejad’ın karizmasının daha önde olmasına rağmen İran’da imamların daha ön planda olmasına şaşırmadım değil. İran’ın sistemi de anlayabildiğim kadarıyla biraz karışık. Mesela vergiler Ayetullah adına toplanır ve onun izniyle harcanır. Bunun içerik ve kapsamını tam anlayamamış olsam da türbelerin aşırı derecede şatafatlı olmasını buna bağlamak hiç de zor değil. İnsanların imamlara olan aşırı ilgisi işin raydan çıkmaya başladığını da göstermiyor değil. Geçtiğimiz haftalarda İmam Humeyni’nin İran’a geliş yıldönümünde Humeyni maketinin uçaktan inip insanları selamlaması bunun en bariz örneği.

Velhasılı kelam İran’ın nazar boncuğu sayılan İsfahan şehrini gezemeden gelmiş olmak içimde ukde olarak kalmış olsa da İran, insanlarıyla, kültürüyle, tarihiyle bize yakın bize has özellikler taşıyor. Özellikle İran’dan korkanların ve İran’a karşı muhabbet besleyenlerin İran’a gidip döndüklerinde birçok yargısının değiştiğini/değişeceğini görecektir.

 

Burak Gültekin gezdi, gördü, yazdı.

 

 

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2012, 01:27
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ferhat Yılmaz
Ferhat Yılmaz - 7 yıl Önce

Bizi Bilgilendirdiğin için teşekkürler Gültekin :D

Kadir
Kadir - 7 yıl Önce

yaa asım abi. sana seni şikayet ediyorum. dünyabizim yazılarında sigara ve nargile propagandası yapılmasına,bunlara özendirici ifadelerin kullanılmasına, bir ülkede -bir de ortak kültürümüzmüş- nargile en iyi nerde içilirin anlatıldığı cümlelere izin veriyorsun. Şi-Ka-Yet-Çi-Yim! (asım abinin cevabı: Vallahi sigara denen şeyden hiç hoşlanmam. Sigarayı bırak, çay bile sevmem. Edebiyatından da hoşlanmadığım gibi nefret bile ederim. Ama neylersin ki insanlar ararala serpiştiriyorlar böyle mevzuları.. Naparsın.. )

m.e.t.
m.e.t. - 7 yıl Önce

İRAN'a bu sene şubat ayında gittim. heryerde salavat falan getirilmiyor.Gezen arkadaş dini bi programa gitmiş o yüzden izlenimleri bu şekilde olsa gerek.Isfahan'ı da gördüm görülmesi gereken güzel bir şehir herkese tavsiye ederim :)

banner19

banner13