Her mimar cami tasarımı yapabilir mi?

"Biz burada cami mimarisini bir proje yarışma alanı, salt estetik kaygıların öne çıktığı bir yapı üretme faaliyetinden çok farklı bir düzlemde, İslâm’ın sembolü olması sadedinde tevhid'in üç boyutlu mücessem hâli olan bir yapı tasarımından bahsediyoruz." Mimar Mehmet Osmanlıoğlu yazdı.

Her mimar cami tasarımı yapabilir mi?

Bismillahirrahmanirrahim

Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır. (Tevbe-18)

Camiler konusunda söylenecek çok şey var. Tabii camiyi inşa ederken daha işin başında helal para, zulüm karışmamış bir arsa ve halis niyetle işe başlamak en temel kaidelerden…

Öncelikle cami mimarisinin dini içerikler açısından büyük ehemmiyet arz etmesinden dolayı bu projelerin tasarımı Müslüman ve dindar mimarlar tarafından ele alınması kendini zorunlu kılıyor.

Yukarıda belirtildiği gibi Allah-u Teala Tevbe Suresi 18.ayette “Allah'ın mescitlerini imar etmeyi” Müslümanlara yüklüyor. İmar etmekten anlaşılması gereken madden inşasını yapmak olduğu gibi manen de onu cemaatle şenlendirmek ve cemaat bilincine erişmek olmalıdır. Bu da cami mimarisinin salt mimari endişeler ve bir takım teknik kurallarla inşa edileceğinden öte, bir inancın dolayısıyla bir kültür ve medeniyetin tezahürü, ete ve kemiğe bürünmesi, mücessem hale getirilmesini işaretliyor.

Biz burada cami mimarisini bir proje yarışma alanı, salt estetik kaygıların öne çıktığı bir yapı üretme faaliyetinden çok farklı bir düzlemde, İslâm’ın sembolü olması sadedinde tevhid'in üç boyutlu mücessem hâli olan bir yapı tasarımından bahsediyoruz.

Bu da cami mimarisini oluştururken -ne kadar soyutlanırsa soyutlansın- tevhidin yansıması olan bir yapının temaşa edildiği/dışarıdan bakıldığında İslâm inancının ibadet mahalli olduğu idrakini net olarak yansıtması lazımdır. Bu sebeple cami tasarımı yapacak mimarların; mümin, İslâm mimarisini hazmetmiş, İslâm sanatını yeterince öğrenip-anlamış olması ve husûsen namaz kılan biri olarak mekânı yaşayıp-içinde hissederek tasarlaması gerekir. Cami; tasarımcısından başlayarak yapım ve yönetimde yer alan tüm mümin aktörlerle birlikte ona ruhundan geleni yansıtarak kendi kimlik ve özünü yansıtmaya başlar.  

Camilerin bugünkü haliyle gerçek fonksiyonunu yansıtamamasının sebepleri neler olabilir? Bu soruya cevap arayalım.

Camiler geçmişte hayatın merkezinde; idarî, ticarî ve eğitim faaliyetlerinin hemen yanı başında, merkezde yer alırdı. Diğer kamu hizmet binalarıyla yan yana, iç içe bir konumdaydılar. Çünkü şehirler cami merkezli tasavvur ediliyor, tasarlanıyorlar; böylece hayatın mihverinde yerini alıyordu. Ancak günümüzde muasır şehirlerde bu tasavvura pek rastlanmıyor! Plazalar, gökdelenler siluetin baş köşesinde…

Fert ve cemiyete istikamet vermesi gereken bu müesseseler, günün belli vaktinde sadece ibadet için açılıp kapanan bir inkılaba uğramış ve yalnızlaştırılmıştır. Caminin hemen yanı başında ilim merkezi okul (medrese), ruh terbiye merkezi tekke ve ticari ahlâkı inşa eden ahilik teşkilatı benzeri müesseseler vaziyet alması gerekirken, camilerle bu müesseselerin ayrışma süreci yaşanmış ve bunlar birbirlerine zıt iki faaliyet gibi yansıtılmaktadırlar. Böylece camiler diğer kamu kurumlarından uzakta ve post-modern hayata müdahale etmeden giderek sekülerleşen hayata paralel olarak bir yalnızlık içinde bocalamaktadırlar.

Camiler özünde yüklendiği kuşatıcı şemsiyesiyle cemiyetin tüm değerlerini düzenleyici rolünü kaybetmiştir. Camilere yeniden günün ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde yeni fonksiyonlar yüklenmeli, onları hayatın içinde merkezi bir noktaya çekmeliyiz.

Doğrusu camileri besleyen damarlar olan dinî eğitim kurumları da günümüzde cemaat oluşturabilecek, cami müdavimi olacak insan tipini yetiştiremiyorlar. Camilerimiz maalesef yerel kültür, gelenek ve inancımızın taşındığı kurumlar olarak özgül ağırlığını, itibarını, cemiyetteki müessiriyetini kaybederek sıradan bir kamu hizmetine dönüşmenin sıkıntılarını yaşamaktalar.

Bize düşen bu uğurda çalışmak ve yerinden oynatılan taşı yerine oturtmak için seferber olmaktır. Niyet hayır, akıbet hayrolur inşallah…

Allah yardımcımız olsun. Allah elimizi bırakmasın…

Mimar Mehmet Osmanlıoğlu

Yayın Tarihi: 31 Ağustos 2021 Salı 14:00
banner25
YORUM EKLE

banner26