banner17

Hem Şecâ'at Hem Sahâvet Ehli idi Gazi Süleyman Paşa

Âşık Paşazâde’nin de 'Gaziler geçdi kâfir mülkine hoş/ Nice kâfir sarayın etdiler boş/ Çün Rûm Eline kim geçdi Süleyman/ Gaziler ıbrığı hep oldı mücüş' diye söylediği gibi Gazi Süleyman Paşa, bu toprakların kapısını açan iyi adam, Rumeli'nin fatihi, en çok eser bırakan şehzade. Cihad Meriç onun kabrini ziyaretini ve Bolayır gezisini yazdı.

Hem Şecâ'at Hem Sahâvet Ehli idi Gazi Süleyman Paşa

Bir Osmanlı şehri Hayrıbol’da (Hayrabolu) dost ziyaretindeyiz. Elhamdulillah. Buradan nasipse Bolhayır'a (Bolayır), Rumeli'nin fatihi Şehzade Gazi Süleyman Paşa'yı ziyarete gideceğiz. Hayrabolu, Doğu Trakya'da Osmanlı izlerini sürdüğümüz üs merkezi oldu, dostumun tayini iki bin on dört yılında bu beldeye çıkınca şehirle de dostluk kurduk. 

Daha önce fırsat bulup yazamadığım seyahatlerimizde ilk olarak Edirne- Uzunköprü-Enez hattını Meriç nehri boyunca gezdik. Aynı zamanda bu hat soyadımın ve atalarımın izini bulma yolculuğuydu. Meriç'in batı tarafından geçince aile ilk olarak Uzunköprü ilçesinin Türkobası köyüne yerleşmiş. Edirne, külliyeli şehir, Osmanlı'nın uç başkenti ve kızıl elmanın elimizde kalan parçası. Edirne'nin tarihi dokusu malum, yolculuk boyunca ilçelerde de Osmanlı eserleri görmemiz bizi şaşırtmadı. Bu toprakların tapu senedi külliyeler ve camilerdir. Bazıları tekrar imar edilse de hâlâ metruk durumda olanlar var. Acil el atılması gereken eserlerden en önemlisi, Enez'de kiliseden dönüştürülen kale içindeki Fatih/Fetih Camii.

İkinci yolculuğumuzda Vize- Kıyıköy-İğneada-Kırklareli rotasını izledik. Bu yolculuk tarih ve doğa ağırlıklı seyahat idi. Cehennem şelalesi, cennetten bir köşe olmasına rağmen derin bir vadi içinde olduğu için bu adı almış. Köy yollarından kainatı temaşa ederek ilerledik, vakit geldi namaz kıldık, namaz sonrası cami cemaatiyle köy kahvesinde muhabbet eşliğinde çay içtik. Aslında hepsi tek tek ayrıntılarıyla yazılmalı; fakat hayatın kaleme/kelama sığması zor ve sıcağı sıcağına yazılmazsa bekleyen yazı kütüphanesine düştüğü için bir daha yazılması da düşük ihtimal. Şehirlerin de üzerimizde hakkı olduğu için fırsat bulmuşken bu yolculuklar için kısa notlar düşüyorum. Ayrıca bu rotalar üzerindeki şehirler İstanbul'dan günübirlik veya bir gece konaklamalı gezilecek yerler. Bozulmamış güzelliklerimizin, değerlerimizin izini sürenler çok. Bazıları için ibret vesilesi, bazıları içinse tahrip edilecek, ranta dönüştürülecek meta. İnsanoğlu imar etmeyi bildiği gibi, bulduğu her güzelliği bozmasını da iyi biliyor. Bir şehre rant çivisi çakılmayagörsün, iyi olan ne varsa çatlar. Kısaca vebal büyük.

Tekirdağ da bizim

Son yolculuğumuz sabah namazı vakti Tekirdağ'dan başladı. Sabah namazı geç kılındığı için Hayrabolu'dan Tekirdağ'a yetişmemiz zor olmadı. Rüstem Paşa Camii ve Küliyesi tadilatta; fakat bu tadilat revaklardaki o muhteşem vavları görmemize mani değil. Hani imza diyoruz ya, işte imza! Tekirdağ da bizim. İmza da bu külliye ve yakınındaki çarşı ve diğer tarihi camiler. Kim bilir kaç eser de yıkıldı. “Batı Trakya'yı ve Balkanları terkettik, Doğu Trakya'yı da mı terk ettik” sorusu buralarda biraz zaman geçirince akla gelen ilk soru. Son zamanlardaki güzel imar faaliyetleri artarak devam etmeli.

Osmanlı öncelikli olarak Marmara bölgesi ve Balkanlar merkezli devlettir. Nasıl ki Anadolu Selçuklu'yu anlamak için Konya'ya, İç Anadolu şehirlerine bakmamız gerekiyor, Osmanlı'yı anlamak için de Marmara ve Balkanlara bakmalıyız. Bu nedenle bu toprakları ihya edersek biz de ihya oluruz. 

Tekirdağ'dan Bolayır'a bilinen yol Malkara - Keşan hattı, bu hattı daha önce gittik ve hepsinde imza mevcut. Seyyahların usulünce gitmediğimiz yolu tercih ediyoruz: Uçmakdere Köyü -Şarköy- Bolayır. Sahil kasabalarından doğayı temaşa ederek yola devam ettik. Özellikle Uçmakdere köyü, içinde soluklanacağımız, pınarlarından su içebileceğimiz kendini muhafaza etmiş köylerimizden.

Gazi Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye ilk ayak bastığında namaz kılıp dua ettiği yer

Âşık Paşazâde’nin de hakkında “Gaziler geçdi kâfir mülkine hoş/ Nice kâfir sarayın etdiler boş/ Çün Rûm Eline kim geçdi Süleyman/ Gaziler ıbrığı hep oldı mücüş” dediği gibi Gazi Süleyman Paşa, bu toprakların kapısını açan iyi adam, Rumeli'nin fatihi, en çok eser bırakan şehzade. Belki de birçok sultandan fazla eseri vardır. Gazi Süleyman'ın cihad şuurunu, şehirleri ve insanı imar gayretini iyi tefekkür etmeliyiz. Bolayır'da önce Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın kabrini ziyaret ediyoruz. Sade ve mütevazı bir türbe. Hüseyin Cemil'in dikkatini Gazi'nin atının mezarı çekiyor. Namık Kemal de vasiyeti üzerine Şehzade'nin yanına defnedilmiş. Bu kabrin bulunduğu yerin önemini anlatacağım. İngilizlerin Çanakkale savaşında ilk topa tuttukları yer olduğuna göre gavur için de önemli. Biz unutsak, biz vazgeçsek onlar unutmuyor ve düşmanlıktan vazgeçmiyorlar.

Bolayır'ın içinden yola devam ederek bu topraklardaki ilk kalemize geliyoruz. Çimbi / Çimpe (Tsympe) kalesi uzun yıllar kışla olarak kullanılmış ve terk edilmiş, sahipsiz, himmet eli bekliyor.

Şimdi bulması daha zor bir yeri keşfedeceğiz. Radar istikametinde yola devam ediyoruz ve sol tarafımızda Namaztepe. Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye ilk ayak bastığında namaz kılıp dua ettiği yer. Namaztepe'yi daha sonra da tefekkür mekanı edinmiş. Gazi Süleyman sadece fetihleriyle değil, diğer Osmanlı sultanlarında olan bu manevi tarafıyla da bilinmeli. Sultanlar Hırka-i Şerif yanında yatmış, imar ettiği caminin köşesine halvet ve itikaf yeri ayırmış, kimi böyle özel tefekkür mekanları edinmiş. Osmanlı'yı aziz yapan, bu değerlere sahip çıkmasıdır. Namaz Tepe'de ben, dostum Cenk Hoca ve sekiz yaşındaki oğlum Hüseyin Cemil ile namaz kıldık. Hüseyin Cemil buradan geçerken inşaallah bugünü ve kadim geçmişimizi hatırlayıp iki rekat namaz kılıp ümmet için dua edecektir. İşte bunca kelamın derdi de bu. Bir insanda farkındalık oluşmasına vesile olabilirsek ne ala.

Şunu da belirtelim, Namaztepe dört beton sütundan daha fazlasını hak ediyor. Aslına uygun yeniden yapılmalı. En azından dört mermer sütuna bir kubbe kondurulmalı ve tarihi yazılmalı. Anayoldan itibaren tabelalarla insanlar buraya yönlendirilmeli. Aynı durum Gazi Süleyman'ın kabri ve Çipni/Çimpe kalesi için de yapılmalı. Kayıtlarda Bolayır'da imaret gözüküyor; fakat hiç iz yok. Kısaca yapacak çok iş var. Çanakkale şehitleri için Gelibolu'ya gelenler bu toprakların fatihini mutlaka ziyaret etmelidir. Şehit olmadan önce kıldıkları namaz oturuşunda gördüğümüz 57. Alay’ın yiğitlerini, Gazi Süleyman Paşa'nın alperenleriyle birlikte tanıyabilir ve yeni nesillere tanıtabiliriz.

Bir insanda bu kadar iyi özellik toplanır mı?

İyi adamlar defterinin baş kahramanlarından Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın aziz hatırasını yazmayı uzun süredir planlıyordum, bugüne nasipmiş. Turasan Bey ve Gazi Abdurrahman'dan sonra onu yazmamız anlamlı. Kronolojik tarihi de uygun. Orhan Gazi'nin yiğit komutanları bu dünyadan göçünce yiğitlik makamı boş kalır mı? Karesioğulları Beyliği’nde yetişen ve bölgeyi iyi tanıyan Evrenos Bey, Hacı İlbeyi, Ece Bey ve Gazi Fazıl Bey yeni dönemin yiğit alperenleri. Zaten Batılı tarihçilerin ve onların müridi bizim tarihçilerin anlamakta zorlandığı Osmanlı başarısı bu cihad ruhunda gizli. Osmanlı beyliği adaleti tesis eden, zalime haddini bildiren bu ruh ile tüm yiğitleri, âlimleri, arifleri, ahileri kendine çekmesini bilmiştir. Yoksa o gün Batıya değil de Doğuya yönelseydi, kardeş kavgasında kaybolur giderdi. Bugün zalimlerin bizi kendimizle meşgul etme sırrı da burada aranmalıdır.

Hem şecâ’at, hem sahâvet ehlidi/ Hem siyâset, hem riyâset ehlidi/ Hûb evsâf ile mevsûf idi/ Şöyle kim eltâf ile ma’rûf idi” (Ahmedî) Bir insanda bu kadar özellik toplanır mı? Şecâat, sahâvet, siyâset, riyâset... Hakkında yazılan beyitlerde bu özellikler yazılmış. Kaynaklarda geçtiğine göre yaşadığı zamanda olduğu gibi sonraki yabancı tarihçileri bile kendine hayran bırakacak bir duruşa sahip. Gazi Süleyman aslında sultan gibi hareket ediyor; fakat Orhan Gazi sağ olduğu için bu ünvanı kullanamıyor. Bir kaza sonucu erken vefatı, belki de gizli suikast, tarih kayıtlarına adını şehzade olarak geçirmiş. Sultan olmadığı için kronolojik tarih onu yeterince önemsememiş. Hakkında müstakil araştırma kitabına rastlamadım. Birkaç akademik çalışma var. Salih Pay Bey'in makalesi gayet güzel, istifade ettik, kitaplaşır ve genişletilirse daha da güzel olur. (Şehzade Gazi Süleyman Paşa / Salih Pay. Yrd. Doç. Dr. http://uludag.dergipark.gov.tr/uluifd/issue/13482/162857

Yanına yiğitleri toplayacak iyiliğe liderlik vasfı

Âşık Paşazâde’nin “Süleyman geldi dünyaya Süleyman/ Ki kâfir devlerine vermez aman/ Bırakdı velvele kâfir Eline/ Ki Türkün oldı bu devr ü zaman” diye tavsif ettiği Gazi Süleyman Paşa'nın hayatına ilgi duymamı sağlayan, kaynaklarda geçen ancak ilk nerede, ne zaman okuduğumu unuttuğum, beni en çok etkileyen iki konu var. Kabrinin Bolayır'da bir tapu senedi gibi durması ve yanına yiğitleri toplayacak iyiliğe liderlik vasfı. İyiler var; fakat iyiliğe liderlik yapacak adam nadir yetişiyor. Vefatı sonrası gelenek olduğu üzere o zamanın baş şehri Bursa'ya sırlanması gerekiyor; fakat vasiyeti üzerine imaretinin yanına defnedilmiş. Vefatı ardından Orhan Gazi'nin de erken vefatı Haçlıların iştahını kabartır. Murad henüz gençtir; fakat gavurun bilmediği Murad Hüdavendigâr abisi yanında yetişmiş ve Süleyman Gazi'nin alperenlerine emanet edilmiştir. Kısaca asker bir miktar geri çekilmek zorunda kalsa da Gazi Süleyman'ın kabrini çiğnetmez. Çanakkale savaşlarında aynı ruh yine gavurun ayağını o topraklara bastırmaz. Biiznillah bastırmayacak ve o ruh her daim küllerinden yeniden doğacaktır; çünkü mayamız ve aslımız budur.

Bu topraklar cihad ruhu ve dua ile alındı. Şehit kanları ile bedeli ödendi. Rabbim bu güzel vatanı muhafaza etsin. İçimizden iyiliğe liderlik yapacak güzel adamlar çıkarsın. Amin.

Ben iyi adamlar ve mekanlar defteri tutmaya devam ediyorum, gençlere böyle defterler tutmalarını tavsiye ederim.

Trakya gezisinden fotoğrafları fotogalerimizde bulabilirsiniz: http://www.dunyabizim.com/foto/10503/bir-trakya-gezisinden-fotograflar 

 

Cihad Meriç

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2017, 17:52
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20