banner17

Hanım aldatan bir köşk Mecidiye

Abdülkadir arkadaşımız, güzel ama ruhu farklı bir köşkü, Mecidiye Köşkü'nü bizler için okudu.

Hanım aldatan bir köşk Mecidiye

- (...) Ve sen bunu bir binayı havaya uçurarak mı yapacaksın?

- Bina nasıl bir sembolse, onu yıkma eylemi de semboldür. Sembollere anlam kazandıran insanlardır. Tek başına semboller anlamsızdır ama yeteri kadar insanla bir binayı havaya uçurmak dünyayı değiştirebilir.(1)

Nesebi gayr-i sahihMecidiye Köşkü

Mecidiye Köşkü, Sultan Abdülmecid tarafından Topkapı Sarayı’nın bahçesine inşâ ettirilmiş. 1859 yılında yapımı tamamlanan bina, padişahın istirahat etmesi ve burada yakın konuklarını ağırlaması için düşünülmüş. Köşk, İstanbul Boğazı’na en hâkim noktada olup, yıllardır içinde bir lokanta işletilmekte.

İlginç nokta ise Mecidiye Köşkü’nün mîmârî yapısı incelendiğinde ortaya çıkıyor. Barok tarzındaki Avrupaî mimarî özellikleriyle Mecidiye Köşkü, Osmanlı mimarîsinde devrim niteliği taşıyor. Devrilen şeyle yerine konanı kıyasladığımızda nahoş sonuçlara varıyoruz. İhtişamlı ve asil Topkapı Sarayı’nın bağrında dikdörtgen ve kaba Mecidiye Köşkü, nesebi gayr-i sahih bir velet gibi sırıtmakta. “Kışır üstü Avrupalılaşma felâketinin ilk eseri olan Mecidiye Köşkü, suratındaki barok ve rokoko süslerle, şımarık bir halâyık hâlinde ‘Devlet-i Âliye-i Osmaniye’nin hanımefendisini’ esir etmiştir.” (2)

Mecidiye KöşküMimarın nasılsa…

Bir milletin mimarî anlayışı, o milletin hâlet-i ruhiyesini anlamak için kısa ve etkili bir yoldur. Bina inşâ etmek, asla sadece barınma mekânı oluşturmak değildir. Mimar bir sanatkârdır ve tefekkürle seyreylediği âlemi eserine yansıtır. Nasıl mimarlar yetiştirdiği ise bize, o toplumun tefekkür âlemine dâir ipuçları sunar.

Zarif ama heybetli Topkapı Sarayı, Osmanlı Devleti’nin şahsiyet sahibi ve kendisinin farkında olduğu dönemlere ne kadar aitse, Mecidiye Köşkü de bir o kadar Tanzimat Dönemi’nin sosyal bunalımlarını yansıtmaktadır. Ne olduğunu, nereye gideceğini kestiremeyen, belki de asıl hüviyetinden utanan bir millet ve karşımızda, âbide-i millet bir köşk... Bu iç çalkantının ve ruhsal gelgitlerin sonucu ise, Zeus tapınağına benzeyen Anıtkabir olmuştur.

Mecidiye Köşkü nasıl bir dönemin ürünü?

Mecidiye Köşkü; eğitim alanında dînî–dünyevî ilimler ayrımına gidilerek İslâm tefekkürüne balta vurulduğu, Dolmabahçe Sarayı ve Büyük Mecidiye Camii gibi şahsiyetsiz diğer yapıların borçlar ve israf ile ortaya konduğu, (Abdülhamid Han türbesinin aşağısındaki) II. Mahmut Çeşmesi’nde (3) olduğu gibi Avrupaî sembollerin Osmanlı mimarîsinde ağırlık kazanmaya başladığı bir dönemin âbidesidir.Mecidiye Köşkü

Topkapı Sarayı Osmanlı’nın geniş ufku ise, Mecidiye Köşkü Türkiye’nin güdük fikrî altyapısıdır. Köşk, etrafını saran saraya içten içe gıpta etmekte, onu düşündükçe kendi küçüklüğünü ve soysuzluğunu idrak etmekte; ancak diliyle onu küçümsemekte, ona hakaret etmektedir. Çok güzel bir konumdadır ama bu haliyle hiçbir fonksiyonu yoktur. (4)

Bir ihtimal daha var

Umut va’dedici olaraksa; bina câmiddir, devlet ve millet canlı. Mecidiye Köşkü, Topkapı Sarayı olmaya göz dikemez. Ancak Türkiye, o sarayın ifade ettiği değerlere ulaşmaya azmederse, uzağa uzattığını sandığı elini kalbinin üzerinde bulacaktır. Öyle ya; geriye doğru ilerlenen tek yer belediye otobüsü değildir.

1) ‘V for Vendetta’ filmi, 2005.

2) Necip Fazıl Kısakürek, İstanbul,15 Kasım 1946.

3) Söz konusu çeşmenin üzerinde mermerden bir küre vardır ve küre, Fransız Devrimi’nden sonra “aydınlanma” sembolü olarak batı mimarîsinde benimsenmiştir. Küre, Nusretiye Saat Kulesi (Tophane), Kasımpaşa Camii gibi birçok Tanzimat devri yapısında da kullanılmıştır.

4) Mecidiye Köşkü inşâ edildikten sonra neredeyse hiç kullanılmamış, Sultan Abdülmecid dahi burada sadece bir gece konaklamıştır. Köşk, Osmanlı döneminden hiçbir anı tevârüs ettirmediği gibi, günümüzde de mühim bir amaca hizmet etmemektedir.

Topkapı Sarayı

Abdulkadir Argıllı bir köşkü okudu

Güncelleme Tarihi: 16 Temmuz 2010, 22:03
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20