Göller diyarı Eğirdir

Eğirdir’deki tarihi yapıları incelemeye başlıyoruz. Hızır Bey Camii, Dündar Bey Medresesi, Ayastefanos Kilisesi, Baba Sultan Türbesi, Eğirdir Kalesi, Kubbe Dede Türbesi bölgede incelediğimiz yapılardan bazılarıdır. Faruk Azmi Alpsoy yazdı.

Göller diyarı Eğirdir

Denizli ziyaretimizden sonra Isparta’ya doğru yola koyuluyoruz. Haziran ayının son günleri. Bozkurt, Çardak ve Dinar’ı geçtikten sonra Isparta’ya ulaşıyoruz. Çok sıcak bir hava var. Aracımızın kliması bizi serinlemeye yetmiyor. Bu sebeple daha fazla sıcakla karşılaşmamak için Isparta şehir merkezini teğet geçerek Eğirdir yol ayrımından ilerliyoruz. Eğirdir’in girişindeki yüksek dağların üzerinde büyük harflerle 'Güçlüyüz, cesuruz, hazırız" yazısını görüyoruz. Burada askerlerin komando eğitimi aldıklarının öğreniyoruz. Eğirdir’in virajlı yollarında, hızımızı düşürerek ilerliyoruz. Eğirdir’e girişimizde deniz manzarasıyla karşılaşıyoruz. Bir süre sahil hattında ilerledikten sonra ilçe merkezine varıyoruz. Eğirdir, çarşı merkezinde aracımızı boş bir yere park ederek çalışmalarımıza başlıyoruz.

Eğirdir çarşı merkezi, gâyet sakin bir yer. Salgın devam ediyor. İnsanlar maske takmaya özen gösteriyor. Çarşı içinde az da olsa bir trafik yoğunluğu var. Sokaklar temiz ve bakımlı. İlçenin göl kenarında olması beldenin kıymetini daha da artırmıştır. Göl kenarındaki büfede satılan yöresel ekmekten alıp tadıyoruz. Gözlemlediğim kadarıyla çarşıda çok sayıda yaşlı insan var.  Tekrar aracımıza binip sahil hattından, kemik hastanesinin olduğu bölgeye doğru ilerliyoruz. Seyir terasından tüm Eğirdir seyredilebiliyor.  Bu gözlemlerinden sonra Eğirdir’deki tarihi yapıları incelemeye başlıyoruz. Hızır Bey Camii, Dündar Bey Medresesi, Ayastefanos Kilisesi, Baba Sultan Türbesi, Eğirdir Kalesi, Kubbe Dede Türbesi bölgede incelediğimiz yapılardan bazılarıdır.

Tarihi Hızır Bey Camii

Halk arasında Ulu Camii olarak da bilinir. Burası, yöre halkının toplanma alanıdır. Bölgedeki en eski camidir. Yapının Hamitoğulları yahut Anadolu Selçuklu Devleti döneminde inşa edildiği sanılmaktadır. Miladi olarak 1237 yılına tarihlendirilir. Harim mekânının tavan kısmı ahşaptan yapılmıştır. İbadet mekânında taşıyıcı olarak ahşap sütunlar kullanılmıştır. Caminin harim mekânının kırmızı bir görüntüsü vardır. İlk yapım tarihini ele alan herhangi bir kitabesi yoktur. Mihrap günümüzde tamamen yenilenmiştir. Taç kapısı, Selçuklu taç kapıları formundadır. Taç kapıda iki kitabe vardır. Kapının alt kısmında Fetih Suresi, üstte ise tek satır halinde celi-sülüs yazı kuşağı vardır. İbadet mekânının kuzeyinde kadınlar mahfili vardır. Ayrıca harim mekânda iki katlı bir müezzin mahfili yapılmıştır.

Bir eğitim müessesi: Dündar Bey Medresesi

Medrese, Eğirdir’deki önemli bir eğitim yapısıdır. Şehrin sur duvarlarına bitişik olarak inşa edilmiştir. Yapı eyvanlı ve açık avluludur. Taç kapısı, Selçuklu taç kapıları formundadır. Dündar Bey Medresesi, Hızır Bey Camii ile aynı avlu içerisindedir. Medresenin taç kapısı ve eyvanı üzerinde kitabeler vardır. Medrese kuzeye güney yönünde, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır.  Avlu üç yönden revakla çevrelenmiştir.  Revakları tonozla örtülmüştür. Avlunun ortasında bir havuz vardır. Revakların gerisinde öğrenci odaları yer alır. Sütun başlıkları farklı şekillerdedir.  Bazı sütun başlıkları kuş figürlü, nar ağacı motifi ve palmet motifleriyle süslenmiştir.

Medresenin 11 hücresi vardır. Hücrelerinin bazıları Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmiştir. Medresenin avlusunda yapının eski hâliyle ilgili fotoğraflar sergilenmektedir. Bu medresenin bir dönem hapishane olarak da kullanıldığını öğreniyoruz. Kaynaklar, İbn-i Battuta’nın burada yattığını yazmıştır. Bu civarda Çarşı hamamı ismiyle de bilinen bir hamam vardır. Hamamın soyunmalık, sıcaklık, ılıklık bölümleri vardır. Eğirdir’deki Mevlevihane yapısı günümüzde harap durumdadır.

Eğirdir Gölü ve Yeşil Ada izlenimleri

Eğirdir’e gelinceye kadar burada büyük bir göl olduğundan haberdar değildik. Göller yöresindeki Eğirdir Gölü, ülkemizin dördüncü en büyük gölüdür. Eğirdir Gölü krater göllerdendir.  Gölün bölge çapında kendine has bir turizm potansiyeli vardır. Gölün kuzey güney uzunluğu 50 km’dir. Doğu ve batı uzunluğunda 3 ila 15 km arasında değişmektedir. Göl çevresindeki Gençali, Kanlı Alamut, Karaot, Koca Pınar ve Havutlu Pınarları’ndan beslenmektedir.  Ayrıca gölün kuzey kısmına Hoyran Gölü denilmektedir. Bu gölde çapak, siroz, levrek ve sudak balıklarının yetiştirildiğini öğreniyoruz. Gölün çevresindeki dağlar yemyeşil ormanlarla kaplıdır. Gölün çevresi gâyet sakindir. Göl kenarında bulduğumuz bir yere aracımızı park edip bir süre yürüyoruz. Yol üzerindeki çay bahçelerinden birinde çaylarımızı yudumluyoruz.  Altınkum, Bedre, Halk plajları önemli yüzme yerlerindendir. Bizden başka yabancı plakalı çok sayıda araç var. Sahil boyunca yemek yiyeceğiniz, alışveriş yapabileceğiniz tesisler vardır. 

Yeşilada, Eğirdir’e karayoluyla bağlanmıştır. Ada ismi gibi yemyeşildir. Taş temelli ahşap evleri ve dar sokakları vardır. Yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir. Adalara giden yol, 1970’li yıllarda yapılmıştır. Adadaki evler tuğla çatılıdır. Yeşil adaya giden yolun iki tarafı da sularla çevrilidir. Adadaki eski evlerin yanı sıra yeni yapılan yüksek katlı evler de vardır. Yeşilada özellikle yaz aylarında, yazlıkçıların uğrak yeridir. Kimi kaynaklardan Yeşil Ada’da bir hamamın varlığından söz edilse de biz buna dair herhangi bir emare bulamadık.

Tarihi Eğirdir Kalesi

Dündar Bey Medresesi’nden sonra Yeşil Ada, Eğirdir Kalesi ve Adalar bölgesine uğruyoruz. Aracımızı kalenin yan tarafındaki açık alana aracı bırakıp kalenin giriş kapısının olduğu yere doğru yürüyoruz. Kalenin küçük bir bölümü günümüze ulaşmıştır. Surların yüksekliği 10-15 metre arasındadır. Kalenin alt kısmında ada bölgesine giriş ve çıkışı sağlayan kemerli bir geçit vardır. Kalenin üst kısmındaki manzara muhteşemdir. Bütün ada ayaklarınızın altına serilmiş gibidir. Kalenin üst kısmında bir savaş topu ile bir sütun vardır.

Kale duvarlarında yer yer yenileme çalışmaları yapılmıştır.  Kale surları geçmişte şehri dışarıdan gelen saldırılara karşı korumuştur. Kale duvarlarında yer yer moloz taş, tuğla ve düzgün kesme taşlar kullanılmıştır. Surların kuzeybatısında Devran Dede Türbesi vardır. Bu türbe sekizgen planlıdır. Kitabesi yoktur. İç kısımda bir sanduka vardır. Türbe açık yeşil rengindeki fayanslarla kaplanmıştır. Türbenin pencereleri sivri kemerlidir.

Eğirdir Kalesi’nin kaynaklarda yer alan kitabesinin daha önceden yapılan okunuşu şu şekildedir:  

"Allah-u müfettihü-l ebvab / Ümmare hazihi-l imareti-l mübareket-ü bi emri-l emiri-l âzam-ı feleküd dünya veddin-ı / E'azzallh-ü ensarehu fi senet-i seb’a ve seb’â ve sabla miete.”  (Bütün kapıların fatihi Allah-ü zülcelaldir) (Dine dünyanın mekki feleküddin emir-i azam-ın emriyle şu mübarek imaret tamir edildi. Allah-u zülcelal yardımla aziz etsin.)

Yeşilada’da bir gayrimüslim yapısı: Ayastafanos Kilisesi

Sahile doğru ilerlerken doğu-batı yönünde yapılmış bir taş yapı ile karşılaşıyoruz. Bu yapı bir kilise yapısıdır. Dikdörtgen planlı ve üç neflidir. 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Nefleri ahşap sütunlar ayırmaktadır. Apsis yarım dairesi, dışarıya çıkıntı yapmıştır. Kilisenin kuzey güney ve batı cephede giriş kapıları vardır. Yapı kapalı olduğu için kilisenin iç kısmına giremiyoruz. Kilisenin kapalı olması, yapının yıpranmasına neden olmuştur. Doğu ve batı cephelerinde pencereler vardır.  Kilisenin duvarları tuğlayla örülmüştür. Beden duvarlarında ve pencerelerde kesme taşlar kullanılmıştır. 1998 yılındaki restorasyonda çatı kaplaması, dış duvarları ve ahşap kısımları yenilenmiştir. Aradan geçen yirmi yılda yapı tekrardan dökülmeye başlamıştır. 

Baba Sultan Türbesi

Baba Sultan Türbesi’ni Isparta merkezden Eğirdir’e doğru giderken görmüşlük ve dönüşümüzde buraya uğruyoruz. Türbe yolun sol tarafındadır.  Sahile çok yakındır. Çevresinde çok sayıda ağaç vardır. Yapı, şekil ve görünüş itibariyle Selçuklu dönemi türbeleriyle benzerlik gösterse de Hamitoğulları döneminde inşa edilmiştir. İlyas Bey zamanında İsa Bin Musa adına yapılmıştır. Miladi 1357 yıllarına tarihlendirilir.  Türbenin iç kısmında bir sanduka vardır. Sanduka puşide ile örtülmüştür.

Türbenin kaynaklarda belirtilen kitabesini türbe çevresinde göremiyoruz. Muhtemelen kaybolmuş veyahut da bir müzeye taşınmıştır. Sekizgen türbe piramit bir kubbeyle örtülmüştür. Yapının dört penceresi bulunuyor. Tüm cephelerde yuvarlak kemerler vardır. Türbe inşasında kahverengi ve beyaz taşlar kullanılmıştır. 

Eğirdir ile ilgili gözlemlerimiz şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımızda İstanköy ve Atabeydeki tarihi ve kültürel dokuyla ilgili bilgiler vermeye çalışacağız. Kalın sağlıcakla…

Faruk Azmi Alpsoy

Kaynakça:

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/isparta/gezilecekyer/egirdir-golu

Yusuf ERTAŞ, Hamitoğulları Döneminde Eğirdir Mimarisi

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2020, 15:36
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26