Gemisiz bir donanmaya 6 ayda 150 kadırga yaptı

Haliç Tersanesi'ne bir denizcilik müzesi yapılacaksa, bu işe altı ayda yüzelli kadırga yaparak tarihe geçen Bahriye Baş Mimarı Mustafa Ağa'nın mezarı görkemli bir şekilde teşhir ederek başlanabilir. Nidayi Sevim yazdı.

Gemisiz bir donanmaya 6 ayda 150 kadırga yaptı

Birkaç gün önce bir elektronik posta aldım. Ankara’dan araştırmacı yazar Nazan Sezgin Hanımefendi göndermiş. Sağ olsun zaman zaman böyle gönderilerde bulunur. Özellikle tarihi mezar taşlarıyla ilgili arşivinde ne varsa bizimle paylaşır. Bu gelen posta da mezar taşlarıyla ilgili idi. 1966 yılının Ocak ayında yayımlanan Hayat Tarih mecmuasından bir sahife… Tarihçi Reşat Ekrem Koçu tarafından kaleme alınmış. Kadırga mimarı Mustafa Ağa’nın kabrinin milletimiz tarafından hürmetle ziyaret edileceği bir abide haline getirilmesini talep ediyordu. Nazan Hanım, bu dergideki yazıdan hareketle mezar taşı ile ilgili bir araştırma yapmamızı, hiç olmazsa yazının arşivimizde yer almasını rica etti. Evet, söz konusu ecdat olunca, hele bir de ta Ankara’dan bir münevverimiz tarihinin peşine düşmüşse bizim de çok fazla tercih hakkımız olmasa gerek. Hemen çalışmaya koyulduk.

Reşat Ekrem Koçu, bahse konu dergide şöyle yazmış o yıllarda: “1571 Ekim ayında İnebahtı (Lepanto) deniz bozgunundan sonra Türk donanmasının mahvolurcasına ağır gemi kaybı, İstanbul Tersanesinde altı ay kadar süren hummalı bir faaliyet ile tamamen telafi edilmiş, mağlubiyetin ertesi yılı, 1572 deniz seferi mevsiminde, Kapdan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’nın kumandasındaki yeni donanmamız Akdeniz’e çıkarak Türk sancağını gene şan ve şevketle dalgalandırmıştı. Donanmamızın ihyasında en büyük hizmeti görenlerden birisi tersane baş mimarı Mustafa Ağa’dır. Bu zat hayli yaşlı olarak hicri 1007, miladi 1599’da Kasımpaşa’da Divanhane karşısında, metruk bir tekkenin zemin katında, tabir yakışık alırsa, bodrumundadır. Kabir taşında, devrinin namlı şairlerinden Haşimi’nin kaleminden çıkmış manzum kitabesi şudur: “Tarihini tazarru ile didi Haşimi/ Ziba kadırga yapmada gâyet olup seri/ Mevlâ yoluna itdiği hizmet kabûl olup/ Dâim cihânda meskenin ide Hak refi/ Mi’mar-ı Mustafâ idi bu kârhânenin/ Ukbâda Mustafâ’ya Muhammed ola Şefi...

Türabi Baba Tekkesi

Reşat Ekrem Koçu’nun söz ettiği Divanhane, Kasımpaşa Bahriye Nezareti Binası ya da şimdiki adıyla Kuzey Deniz Saha Komutanlığı binasıdır. Kasımpaşa’da Haliç kıyısında yer alır. Turabi Baba Caddesi üzerinde, Cezayirli Hasan Paşa Parkı’nın sonundadır. Yeri gelmişken Divanhane’nin tarihi ile ilgili de kısa bir bilgi verelim. İlki, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından yaptırılmıştır. 1454 senesinden günümüze kadar aynı yerde yaptırılan beş divanhaneden dördü, zaman içinde kullanılmaz hale gelerek yıkılmıştır. Günümüze ulaşan bina, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılan divanhanedir. 1864-1867 yılları arasında, mimar Sarkis Balyan tarafından inşaa edilmiştir. Binada padişahı ziyarete gelen elçiler ağırlanmış, Bahriye nazırları çalışmalarını hünkâr dairesinde yürütmüşlerdir. Tarihte Şark Meselesinin konuşulduğu 1876 Tersane Konferansı ve Musul Meselesi de yine bu binada görüşülmüştür.

Bahsekonu metruk tekke ise 2007 yılında Beyoğlu Belediyesi tarafından kütüphane olarak ihya edilen Türabi Baba Tekkesi'dir. İstanbul tekkeleri ve şeyhleri hakkında kaynak eser olan “İstanbul Hânkâhları Meşâyihi” adlı eserde müellif Tabibzâde Zâkir Mehmed Şükrî Efendi, Türâbî Baba Tekkesi şeyhlerini ve vefat tarihlerini veriyor. Buna göre eş-Şeyh Mehmed Turâbî el-Kâdirî el-Hindî, 18. yüzyılın son çeyreğinde kurulan tekkenin ilk şeyhidir. Tersane-i Amire’de çalışan Osmanlı gemicilerinden olduğu rivayet edilir. Vefatı ise H. 1227 M.1812’dir. Türbede medfûndur.

Bazı kaynaklar tekkenin ilk şeyhi Mehmed Turabi’yi -Tersane-i Amire’de çalıştığından olsa gerek- başmimar Mustafa Ağa ile karıştırmışlardır. Oysaki Mehmed Turabi’nin vefatı H. 1227 M.1812, mimar Mustafa Ağa’nın vefatı H.1007 M. 1599’dır. Mimar Mustafa Ağa, tekke yapılmadan 220 yıl önce vefat etmiştir. Reşat Ekrem Koçu’nun harabe bir tekkenin bodrumunda olduğunu söylediği mimar Mustafa Ağa’nın mezarı, Süheyl Ünver’in Mükrimin Halil Yinanç’tan derlediği bilgilere göre ise tekkenin hemen yanıbaşında bulunan Turabi Baba Türbesi'ndedir.

Mustafa Ağa'nın mezar taşı hâlâ ayakta

Bu bilgiler ışığında günümüzde kütüphane olan Turabi Baba tekkesi ve türbesini ziyaret ettik. İncelememiz neticesinde mimar Mustafa Ağa’nın bahsekonu mezar taşını türbedeki sandukaların arasında bulduk. Bulduk diyorum zira 25 yıl Beyoğlu’nda ikamet ettiğim halde haberim olmadı böyle bir büyüğümüzden. Sandukaların arasına adeta saklanmış. Tekke harap halinden kurtulup kütüphaneye çevrildiğinde mezar taşı da buradan alınıp türbeye nakledilmiş olmalı. Kitabe, metin olarak dönemin edebi üslubunu yansıtmakla beraber form olarak 16. yüzyıl mezar taşı mimarisine pek benzemiyor. Sanırım 18 veya 19. yüzyıllarda metne sadık kalarak mezar taşı yeniden yapılmış. İyi ki de yapılmış. Zira ortada bir bilgi, belge olmadığında mezar taşları tarih boyunca en güvenilir ve yegâne kaynak olmuştur. Bereket versin Mustafa Ağa'nın mezar taşı hâlâ ayakta. Zira aynı akıbeti paylaşan pek çok tarihi mezar taşı kadir bilmezliğimiz yüzünden vaktiyle kaldırılıp bir tarafa atılmıştır.

Bu arada Reşat Ekrem Koçu’nun yukarıda zikredilen mezar taşı manzumesi ile buradaki mezar taşı satır sıralaması arasında farkı vardır. Bizim okuduğumuz şöyle: “Mi’mar-ı Mustafâ idi bu kârhânenin/ Ziba kadırga yapmada gâyet olup seri/ Mevlâ yoluna itdiği hizmet kabûl olup/ Dâim cinânda meskenin ide Hak refi/ Tarihini tazarru ile didi Haşimi/ Ukbâda Mustafâ’ya Muhammed ola Şefi…” (H.1007 – M.1599)

İBB tarafından Haliç Tersanesi'ne bir denizcilik müzesi yapılmak isteniyorsa bu işe altı ayda yüzelli kadırga yaparak tarihe geçen Bahriye Baş Mimarı Mustafa Ağa'nın mezarını görkemli bir şekilde teşhir ederek başlayabilir. Diğer yandan Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nın hemen karşısında yer almasına rağmen denizcilerimiz tarafından dikkate alınmaması, tarihte gösterdiği yararlılığın görmezden gelinmesi doğrusu üzücü bir durum. 2009 yılında M. Burak Çetintaş tarafından hazırlanan “Türk Denizcilerinin Mezar Taşları”, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç'ın himayeleri ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kültür Yayınları arasında kitap haline getirilmişti. Denizcilik tarihimiz açısından pek kıymetli bir eserdir. Ümit ediyoruz bu himaye ve destek, mezar taşlarından geriye kalanlar için de devam eder ve yok olmaktan kurtulurlar.

Denizcilik tarihimiz açısından son derece önemli bu büyüğümüzün mezar taşı sadece araştırmacılar tarafından fark edilmesin. Kitap sahifeleri arasında saklı kalmasın. Bütün milletimiz haberdar olsun değerlerimizden. Hiç olmazsa mezar taşının yer aldığı türbenin önüne mermer tabela üzerine kısa biyografisi yazılarak hatırası yaşatılabilir. Bu şekilde görünürlüğünün sağlanıp teşhir edilmesi gelecek nesillerin geçmişini daha iyi anlamasına vesile olacaktır diye düşünüyoruz. Zira Baş Mimar Mustafa Ağa'nın başarı hikâyesi, inancını yitirmeyen milletlerin ne kadar ağır badirelerden geçse de küllerinden yeniden doğabileceğine muhteşem bir örnektir.

 

Nidayi Sevim yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2015, 17:10
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sadullah
Sadullah - 3 yıl Önce

Abi şu ecdadın yaptığına bak ya. Bizim bu adamları konuşurken bile abdest almamız lazım. Kabri nur dolsun. Allah rahmet eylesin.

sevim nazan
sevim nazan - 3 yıl Önce

Tersanei Amirede mimarlarda çalışırdı. Bundanbizim mimarlar odasının hiç te haberi olduğunu sanmıyorum. Mimarlar odası ideolojik kavgadan böyle işlere eğilebilecek zamanı bulamamıştı. Şimdilerde biraz biraz kendilerini gelip mirasla ilgilenmeye başladılar Basra harab olduktan sonra diyebiliriz. Kıymetli dost Nidai sevim beyin ellerine sağlık. Nazan Sezgin

banner19