banner17

Gana'da da protokol varmış!

Afrika her ülkesiyle birbirinden farklı dünyalar göz önüne seriyor. Batı Afika ülkelerinden Gana, bildiğimiz Afrika gibi değil..

Gana'da da protokol varmış!

Afrika yollarını arşınlıyoruz

Gana
(+)

Bir yıl içinde Afrika’nın doğusunda Kenya ve Tanzanya’yı gördükten sonra Batı Afrika ülkesi Gana’yı görmek, Afrika hakkındaki bilgimi ve algımı arttırdığı gibi filin iki bacağına dokunmuş gibiyim. Daha önceden de Mısır ve Fas’taki izlenimlerimle birleşince koca kütleyi tarif etmek için daha fazla kelimem oldu.

Afrika algısının temelinde simsiyah insanlar yatar. O yüzden Kuzey Afrika daha çok büyük Ortadoğu coğrafyasının içinde geçer. Eski tarihçilerin, askerlerin, seyyahların ne dediği önemli olabilir ama daha pratiği günümüzde çok uluslu şirketlerin bakış açısıdır. MENA diyorlar, Middle East and North Afrika, yani Ortadoğu ve Kuzey Afrika. Bir çok çokuluslu şirketin MENA ofisi de zaten İstanbul’da. Dolayısıyla Kuzey Afrika ülkelerini damardan Afrika ülkelerinden saymıyorlar, Afrika’yı tanımak için biraz daha güneye, Sahra’nın altına inmek gerek. Ben light Afrika’yı gördükten sonra damardan olana ulaştım.

Gana

Bir acayip Afrika ülkesi

Bizdeki Afrika algısının önemli bir parçası da açlık ve kuraklıktır. Bu durum daha çok Afrika’nın doğusundaki ülkeler için geçerli. Batı Afrika yeşil, tarım merkezi ve yıllarca Batıya köle olarak götürülmüş güçlü kuvvetli insanların bölgeleri. O kadar güçlü kuvvetliler ki, sık sık kendi aralarında da iç savaşlar çıkarıyorlar, bolca da katliam yapabiliyorlar. Politik çatışmaların dışında ciddi bir kriminal aktivite de var.

Türkiye artık Afrika’da daha etkin

Her şeye rağmen Türkiye’nin “gerçek” Afrika’ya olan ilgisi artıyor. Bu ilginin bir kısmı ekonomik temelde gelişiyor. Ülkemizin sanayisi ve üretimi geliştikçe, malını satmak isteyen insanlarımız iç pazarın yetmediğini, gelişmiş pazarlarda yeterince pay alamadıklarını görüp yönlerini dünyanın riskli bölgelerine de çeviriyorlar.

Gana

Bu ekonomik faaliyete paralel giden diğer bir konu diplomatik yayılma. Birçok Afrika ülkesinde büyükelçilikler açılıyor. Diplomatik bir genişleme var. Bu genişlemenin ve insani yardımın sonucunda Türkiye BM Güvenlik Konseyine üye olabildi. Diğer bir yayılma alanı da Türk Okulları. Bir çok ülkede uluslar arası standartlarda eğitim veren ve bulundukları ülkenin üst düzey ailelerine eğitim veren okullar var. Yeryüzündeki bu işlerle paralel giden “havai” bir açılım da erişimde ve THY’nin doğrudan seferlerinde yaşanıyor.

Tüm bu açılımlardan payını alan Batı Afrika’nın merkezi ülkelerinden biri olan Gana’ya gittim. Yediklerim mi? Söylemeyeyim ama gördüklerimi paylaşayım:

Afrika’da işler rayında gitmez

İki günlük bir Gana programı için havaalanına giderken dersimi mümkün olabildiğince iyi çalıştım. Yolda da okumak için yeterince malzeme stokladım. Biraz erken havaalanına gidip havaalanını işleten şirkette çalışan eski iş arkadaşımı da görmeyi planladım. Havaalanında buluşup bir kahve içtik, eski günleri ve çalışma arkadaşlarını andık. Bir kısım gelişmeleri değerlendirdik ve hiç dedikodu yapmadık, sonra ben boarding için kapıya, o da havacılıkla ilgili bir fuara yetişmek için ayrıldık. Buluşma noktası ile kapının olduğu yer birbirine çok uzak olduğu için geç kalmış insan psikolojisi ile hızla kapıya koştururken anonsu duydum ve çakıldım. İki saatlik rötar var diyordu. Kapıda beklemek yerine geriye dönüp THY elite kartın nimetlerinden faydalanmayı tercih ettim.

Gana

Beklerken bilgisayarımda işlerimi yapmaya çalıştım. Hayatı Reuters ekranında geçen bir iş arkadaşımla konuştum, Gana havalimanında bir kaza olduğunu söyledi. Bu arada gecikmenin dört saat olacağı bilgisini de almış bulunuyordum. Hay aksi, bir bakayım ne olmuş diye Türk gazetelerinin son dakika haberlerine baktım, kazadan bahsetmiyordu. BBC News’in sayfasına baktım, hiç haber yoktu. New York Times’ın sayfasına baktım, orada da bir şey yok. Gana haberlerini arattım, uluslararası basında Gana ile ilgili çıkan en son haberler dünya kupasındaki başarısı ile ilgiliydi. Başka da bir haber yoktu. Dünya çapında haber olmak için savaş, darbe, çok büyük bir felaket olması ya da dünya kupasında çok gol atması gereken bir yere gidiyordum. Giriş hiç fena değil dedim.  Küçük bir kaza olduğu için havaalanı trafiği bir süre durmuş, ama Reuters’in geçtiği haberi kimse ciddiye alıp kullanmamış.

Beş saatlik bir beklemeden sonra yola çıktık, kaptan arayı kapatmak için Nijerya yerine önce Gana’ya, sonra Nijerya’ya gitmeye karar verdi de ızdırabımızı bir nebze azalttı. Gece geç vakit varıp bizi bekleyenlerle buluşup otelimize gittik.

Gana

Gana gerçekleri

Ertesi sabah uyanıp gitmemiz gereken yere doğru yola çıkınca çevremizle ilgili bir fikir de edinmeye başladık. Gana, Batı Afrika’nın en gelişmiş ve istikrarlı ülkesi. Tabi bu ifadeleri “görece” diye almak gerekir. Kişi başına geliri, satın alma gücü paritesine göre 1.500 dolar seviyesinde. 24 milyon nüfus, 36 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük meydana getiriyor. (Türkiye 72 milyon kişi 750 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip.) Her yıl altı milyara yakın ihracat yaparken sekiz buçuk milyar doları aşkın ithalat yapıyor. Cari açık veriyor, yani cepten yiyor. Tipik bir az gelişmiş ülke olarak hammadde satıyor, mamul madde alıyor ve açık veriyor.

Gana

Yolları geçerken diğer arkadaşlarıma “ya ben bu manzaraları Kenya ve Tanzanya’dan biliyorum, aynısı” diyorum, diğer bir arkadaşım atlıyor Senegal de aynen böyle diyor, başkaları da başka yerlere benzetiyor. Neyse ki Sahra altı Afrika’nın büyük oranda benzer olduğuna karar verip olayı sonlandırıyoruz.

Diğer bir çok ülkede olduğu gibi burada da trafik ciddi bir sorun. Yani trafik çilesi sadece İstanbullu fanilere mahsus değil. İstanbul’da yerin altındaki alternatif yetersiz olduğu için çile çekilirken, Gana’da yolların şeritleri yetersiz olduğu ve her yol şehrin merkezinden geçtiği, çevreyi dolanan bir yol olmadığı için sorun var.

Gana

Gana’da da ‘iş’ var

Şehir merkezindeki küçük bir yolculuktan sonra, Gana, Nijerya, Togo ve Benin ülkelerinden gelen katılımcıların olduğu iş forumuna katılmak için kongre merkezine gittik. Kendi aramızda “bizde olsa bir folklor ekibi kapıda olur” diye espiri yaparken içerde bizi geleneksel danslar yapan bir ekip karşıladı. Güzel ülkemizden uzakta olabiliriz ama geleneklerimiz çok da uzak değil dedik. Eksiklik zurnadaydı. Geleneksel dansları yapanların sadece davulları vardı.

 

Sürpriz, açılışta oldu. Bir papazın duası ile iş forumu açıldı. Misyonerlere saygı duyduk. Hem sömür, hem dinini değiştir, kolay olmasa gerek. Duadan sonra dört ülkenin milli marşlarını dinledik. “Netekim” buralarda da böyle bir adet varmış. Ses sisteminin facia olması, konuşmacıların resmi söylemleri bizi sıkmıştı ki Nijerya’nın eski devlet başkanı sahne aldı. Forum’un “keyneote speaker”i idi, yani şeref konuşmacısı, ama Malezya’dan gecikmeli geldiği için programın ortasında dan diye salona girdi, davullar çalındı, o sırada teknik bir sunum yapan adam şaşırdı kaldı.Olusegun Obasanjo

Bir acayip (eski) devlet başkanı

Başkan ve bir başka kişi kürsünün yanında bulunan platformdaki masaya alındılar, bu arada ev sahibi ülkenin ticaret ve sanayi bakanı gitti. Programı olduğu için mi gitti, gelen eski devlet başkanı ile yan yana gözükmemek için mi gitti, platformdaki yerini bir başkasına kaptırdığı için mi küstü anlayamadım. Eski devlet başkanı, bölge ekonomisinin entegre olması için 1975’te kurulan ve tıpkı Avrupa Birliği ülkelerinin kuruluş mantığında olduğu gibi bölge ekonomilerini entegre ederek büyümeyi ve refahı artırmayı hedefleyen ECOWAS birliğinin geldiği yerin sıfır olduğunu söyledi. 

Eski devlet başkanına dikkat kesildim. Olusegun Obasanjo ilginç bir adam. Eski bir general, iki defa Nijerya devlet başkanlığı yapmış birisi. Afrika’nın bir çok sorununa müdahil olan, tüm önemli batılı liderlerle resimleri de olan renkli bir kişi. Çok komik bir üslupla durumu anlattı. Bir çok sıfatı var, ama özellikle “şef” olduğu söylendi, o da “çiftçiliği” de ekledi. Her şeyi yaptıktan sonra, anayasa kendisine izin vermeyince ve anayasayı da Mecliste değiştiremeyince 2007’de devlet başkanlığından ayrılmış ve kendini tarıma ve Afrika barışına adamış. Resim yapmayı bilmiyor galiba.

Gana

Çeşitli Gana kurumları ile görüştük. 20 km otoyolu, 2000 km asfalt yolu ve 14 bin km toprak yolu olan bir ülkede off shore petrol bulunmuş. Kıyının yakınlarında buluna petrol gelirinin %50’si hükümete kalacakmış. Bunlar iyi haberler. Ayrıca Obama’nın eşi de Gana kökenli olduğu için Amerikalıların da ilgisi iyiymiş.

Gana’ya gitmek gerek, gitmeden iş olmaz!

Sabah forum, öğleden sonra da çeşitli kurumları ziyaret şeklinde ilk günümüzü tamamladık. Akşam da büyükelçimizin ev sahipliğindeki yemekte ağırlandık. Yemekte Gana’nın önemli kuruluşlarının temsilcileri ile de tanıştık. Bir çok uluslu şirketin genel müdürü ile çok keyifli bir muhabbet oldu. MIT masteri olan genel müdür ile bir çok konuyu konuşma şansımız oldu. Yemekten sonra Türk girişimcilerle tanıştık. Türkler Gana’da ticaret yapıyorlar çoğunlukla, bit tane de deterjan üreticisi var. İnşaat yapmak için gelmiş olanlar da var ama daha arsa işlerini çözmeye çalışıyorlar. İnşaatçıların kafaları feci karışık. Ah bir arsa işleri halledilse, buradaki garibanların da lüks bir hayatı şehrin bir tarafında yaşama şansı olacak. Bir Çorumlu da ilk Türk lokantasını açmak için gün sayıyor. Yaklaşık 200 Türk varmış, dörtte biri bile başarılı olsa kendileri ve Türkiye için inanılmaz büyük başarı olacak.   

Gana

Şehir gelişiyor ama aynı zamanda kendi içinde de büyük bir ayrımı yansıtıyor. Villaların olduğu mahalleler de var, insanların yapay kulübelerde yaşadığı mahalleler de. Doğal olarak AVM’si de açılmış. Şehrin ilk AVM’si olan Accra Mall, İstanbul’daki büyüklerden ziyade daha mütevazi, araziye yatay yayılmış bir yer. Bana Keşan’daki Kipa’yı hatırlattı.

Afrika’nın her şeyi farklı

AVM kültürü her yerde aynı. Uluslararası markalar, büyük bir süpermarket, çoğunlukla giyim, kozmetik, beyaz eşya mağazaları ve yiyecek içecek bölümü. Sinema salonu yoktu, belki o da yakında açılır. Tek fark, mağazaların da önüne tezgah açılmasıydı. Lise yıllarımda Tahtakale’de walkmen aldığım Kayserili elektronikçiler geldi aklıma, hem işhanlarında dükkânları hem de sokakta tezgahları vardı. Ama AVM içindeki “mağaza önü tezgah” yeni bir konsept.

Akka’nın 30 km doğusundaki bir serbest bölgeye gitmek için şehirden ayrıldığımızda Gana ile ilgili algımız daha da genişledi. Düz ve verimli tarım ovaları uzanıyor. Ülkenin en yüksek noktasının 800 mt civarında olması da ülke coğrafyası hakkında fikir veriyor. Ama şehir dışındaki yaşam çok daha zor. Yerleşim yerlerinin hali harap.

Dönüp son görüşmemizi de yaptıktan sonra dükkânların kapanış saatine yakın hediyelik eşya almak için alışverişe çıktık. Deyim yerinde ise kendimizi arabaya zor attık. Çok turistin olmadığı bir mevsimde, üstelik günün son saatinde bir minibüs dolusu adam pazara heyecan getirdi. Herkes bir şeyler satmaya çalışınca da kaotik bir durum çıktı. Dükkânda pek bir şey almadım, oradaki arkadaşları bırakıp minibüse geldim, bir arkadaşımız küçük bir davulu 10 dolara aldı, ben daha büyüğünü istedim, bir önceki minik ve hatıra davul yerine çok daha büyüğünü 15 dolara aldım. Ama pazarlık görülmeye değerdi.

Otelde son bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra iki günlük Gana izlenimleri ile Türkiye’ye döndük.

 

 

Mustafa Mente, Afrika’ya daha fazla gitmeli, dedi

mmente[at]gmail.com

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2010, 21:46
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20