Frankfurt Fuar İzlenimleri

60 Yıldır düzenlenen bu etkinliğe gitmemek ayıp olur, diye düşündüm. Verdim kendimi yollara...

Frankfurt Fuar İzlenimleri

2008 Frankfurt Kitap Fuarı İzlenimleri

 

 

 

60 yıldır düzenlenen Frankfurt kitap fuarının bu yılki onur konuğu Türkiye'ydi.

 

Fuara sadece Türkiye'den 300'ü yazar olmak üzere 700'ün üstünde sanatçı katıldı ve 250'yi aşkın etkinlik düzenlendi. Etkinlik sadece Frankfurt şehriyle kısıtlı kalmadı..

 

Aslında sadece fuar olarak da düşünülmemeli. Çünkü Frankfurt'taki kitap fuarı vesilesiyle çevre şehirlerde de Türkiye'yle ilgili pek çok etkinlik yapıldı. Sinemadan, resim sergilerine, okuma günlerinden, söyleşilere kadar pek çok etkinlikle Türk kültürü Alman toplumuna tanıtılmış oldu.

 

Maalesef Almanların Türk edebiyatını sadece Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal'den ibaret görmesinin önüne bu fuarla birlikte de geçildiğini sanmıyorum.

 

 

Gerçi Ahmed Hamdi Tanpınar, Nazım Hikmet, Elif Şafak, Cahit Külebi gibi yazar ve şairlerin kitaplarının bu fuar çerçevesinde Almanca'ya tercüme edilmesi bir oranda sevindiriciydi. 

 

Gene de, misalen Türk öykücülüğünün mihenk taşlarından biri olan Rasim Özdenören'in ne bileyim bir "Çözülme"sini, "Kuyu"sunu, benim çok sevdiğim ve tanıdığım kadarıyla; Almanların da seveceğine inandığım, insanı insanı yapan her unsuru mantık ve kalp süzgecinden geçirerek ele aldığı kitabı "Ben ve Hayat ve Ölüm"ü Almanca görmek, daha mesrur kılardı bizleri.

 

 

 

Edindiğim Fuar izlenimleri;

 

Sen busun işte!

 

Fuarı, yayıncı ya da yazar olmadığımızdan dolayı maalesef cumartesi gezebildik. Bu da cuma günü yapılan Rasim Özdenören'in okuma programını kaçırdığımız anlamına geliyordu. Organizatörlere kıza kıza etkinlik kitapçığına göz atarken, İsmail Kılıçarslan'ın "Amerika sen busun" adlı kitabından okuma yapacağını gördük ve hemen etkinliğin yapılacağı kısıma geçtik. Salonun yarısı Almanlarla doluydu. Arka kısımlarda ayakta duranları da görünce sevinmedim değil açıkçası.

 

Almanların daha önce hiç adını duymadıkları bir insanın, kitabından bölümler okuduğu bir programa gösterdiği ilgi karşısında, Türkiye'den gelen arkadaşlar şaşkınlıklarını gizleyemedi. Okunan metin ya da şiir hemen oracıkta simultane tercüme ediliyordu. Artık İsmail Kılıçarslan'ın çok hızlı okuyuşundan mı yoksa başka bir teknik arızadan dolayı mıdır bilmiyorum, tercüme olayında sıkıntı yaşandı. Tabii meraklı Almanların merağı kursağında kaldı ama bizler "İsmail Kılıçarslan Şiiri" dinlemenin keyfini sonuna kadar çıkardık orada.

 

 

Çok renkliydik de; tek rengimiz kırmızı mıydı? 

 

Mottosu her ne kadar  "Bütün Renkleriyle Türkiye" olsa da, bu fuarda kırmızının baskın renk olduğunu söylemek mübalağa olmaz sanırım. Bu yılki Türkiye tafişlerinde tüm renkler kullanılırken, fuarda gözler; biraz mavi, biraz yeşil, biraz sarı, biraz turkuaz.. her rengi aradı. 

 

Özellikle Doğan Yayıncılık, artık paranın gücünden midir bilemem, resmen kendine ayrı bir fuar alanı oluşturmuş. Kendi özel sahnesi, canlı yayın yapacakları bir bölme ve bayağı büyük bir kaç standa sahipdi.

 

Çin'de Müslüman Olmak

 

Beyan yayınları standında Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma hocayla, Çin'deki müslümanlar üzerine çıkardığı son kitabı hakkında konuştuk. Kitabını satın almak istediğimizde, satışın yasak olduğunu; ancak bize hediye edebileceğini söyledi. Kendisi Viyana'daymış, orada Wonder'le irtibatlı bir şekilde derslere devam ediyormuş.

 

 

 

 

Fuara Katıl, Sohbet Et

 

Ali Ural ve Yusuf Kaplan da standlarda denk gelip sohbet edebildiğimiz kişilerden oldu. Ali Ural Beyi en son KAİHL'de yapılan atöyle sohbetlerinin birinde görmüştüm. Kendisi her ne kadar beni hatırlamasa da söyleşi de neler konuştuğumuzu gayet net hatırlıyordu.

 

Kültür Bakanları Stand Görevlisiydi

 

Benim için fuarın en eğlenceli ve sevindirici kısmı  Suudi Arabistan, Mısır, Makedonya, İran, Azerbaycan, Suriye, Katar gibi İslam coğrafyasının yayınevlerinin standlarının bulunduğu alanları gezmek oldu. Şarkiyat okuduğumuzu ve Farsça öğrendiğimizi söyler söylemez hemen elimize İmam Humeyni'nin bir iki kitabını tutuşturdu İran Kültür Müsteşarı Ferhad bey. İran'ın kültür bakanlığı dışındaki bir kaç standında da aynı muhabbeti gördük. Sonuç olarak ellerimizde bir düzine İran posteri, bir Farsça öğrenim seti ve bolca Farsça kitapla yolumuza devam ettik.

 

Bilmemek Çok Büyük Ayıp, Çok

 

Makedonya standının önünden geçerken rafta duran ve üzerinde "Türkçe Okuma Kitabı" yazan kitabı gördüğümde gayri ihtiyari "aa Türkçee" dedim. Standın önünde oturan iki bey ve bir hanım hemen tepki gösterdi ve rumeli şivesiyle "niye şaşırdın baa, bir sürü Müslüman Türk var Makedonya'da" dedi.

 

Ben tabii rafa şöyle bir göz atınca Safahat'ın Arnavutça'ya çevrilip, Frankfurt kitap fuarında Makedonya standında sergileniyor olmasının şaşkınlığını yaşarken, stand görevlisi iyiden iyiye azarlamaya başladı beni "Mehmet Akif'in babasının köyü Shushice, bizim İpekli köyünün yanında hemen, hemşerimdir Akif benim, sen ne şaşırıyorsun ben Türkçe konuşuyorum diye".

 

Açıkçası bu sahiplenme karşısında ve aklıma, ömründe bir kere bile Safahat'ı açıp okumamış arkadaşlarım gelince sineye çektim tüm azarı. Sonra bize Manastırlı İsmail Hakkı'nın "Telhisu'l Kelam" adlı eserini hediye ettiler.

 

Shushice Köyü çok küçük, en yakın ve daha büyük köy; Elbasan. Mehmet Akif'in köyünü uydudan görmek istiyorsanız tıklayın. Unutmadan buradan çeşitli uydulardan farklı şekillerde görüntüleri izleyebilirsiniz.

 

Hicaz Hediyesi; Ne Hurma Ne De Çin Malı Yüzük

 

Suudi Arabistan standı yabancı ülkeler arasında en büyük ve kanaatimce de en şık olanıydı. İlginçtir, Osman Nuri Topbaş hocanın Almanca'ya çevrilmiş kitaplarından bir koli almışlar, standlarına uğrayanlara hediye ediyorlardı, biz de nasiplendik tabii...

 

Gez Dünyayı Gör Konya'yı, O Da Görsün Seni

 

Konya Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Şefik Can'a Mevlana'nın rubailerinden bir seçme yaptırıp 2 cilt halinde bastırıp fuarda ücretsiz olarak dağıttı. Bence gayet güzel bir icraat olmuş.

 

Orhan Pamuk'dan Bıkanlara; Başka Yüzler

 

Fuarın alanının bir bölümüne Türk Edebiyatının usta isimlerinin resimleriyle birlikte, yaşamlarını kısaca anlatan dev afişler koymuşlar.

 

Nuri Pakdil'i, Rasim Özdenören'i, Necip Fazıl'ı, Cahit Zarifoğlu'nu görmeme rağmen üstad Sezai Karakoç'a denk gelemedim. Umarım vardır da ben denk gelmemişimdir.

 

 

 

Azeri Türkçesi Azerilerle Güzel, Başka Yerde Denemeyin

 

Azerbaycan standında, Azerbaycanlı hanımlarla yabancı dillerin Türkçe üzerindeki etkilerine binaen güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Onlar da, biz ayrılırken Azerbaycan Türkçesiyle basılmış bir kaç edebiyat dergisi ve kitap hediye ettiler. Hemen yanındaki Bosna-Hersek standına da şöyle bir göz atıp, Bilge Kralı hatırlayıp, ruhuna bir fatiha yolladıktan sonra, eve dönmek üzere yola koyulduk.

 

İsmail Türk gezdi, gördü ve bir sürü hediye aldı...

Güncelleme Tarihi: 09 Haziran 2011, 13:55
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26