banner16

Fildişi Sahili'nde İlahiyat Tahsili Görmek

Fildişi Sahili’nde Université Musulmane Africaine (UMA) bünyesindeki İlahiyat Fakültesini ziyaret ettik. Fakültenin bize ilginç gelen ikinci temel özelliği dini tedrisatın yanında ülkenin mevcut hukuk tahsilinin de veriliyor olmasıydı. Devlet bile buraya hukuk tahsili için öğrenci yönlendiriyor ve sahasında otorite kabul ediyor. Haşim Akın yazdı.

Fildişi Sahili'nde İlahiyat Tahsili Görmek

İlahiyat tahsili görmek isteyen bir gence “Bu eğitimi nerede almak istersin?” diye sorsaydık, birçok yer söylerdi. Ama bunların içinde asla Fildişi Sahili olmazdı sanırım. Fildişi Sahili’nde bir ilahiyat… Kimsenin aklından geçmezdi, bilirim. Lakin ben sizin ezberlerinizi bozmaya niyet ettim. Yarın oraya gidin ve okula başlayın demiyorum. Ama bilin yeter…

Biz; 700 yıllık Osmanlı hâkimiyetini, ondan önce Selçukluları biliriz… Ve de bu toprakların müktesebatına güveniriz. Ama ilahiyat tahsili görmüş ve orada kısa da ders vermiş birisi olarak gördüğüm manzaraya hayran kaldım.

Geçen hafta Fildişi Sahili’ne gitmiştik bir dizi ziyaret için. Başkent Abidjan’da yer alan Université Musulmane Africaine (UMA) bünyesindeki İlahiyat Fakültesi hocaları ve öğrencileriyle buluştuk. Vakur ve bir o kadar da dolu hocalarıyla tanışmak gerçekten bizi yüreklendirdi. İlmin hem vakarını hem de edebini görmek mümkün… 200 kadar öğrencileri var toplamda. Bunun 30 kadarı kız öğrenci.

İmkânı kıt, ufku açık

Az sayıda kız öğrencinin olduğu yaklaşık 100 kişilik bir grupla buluştuk. Konuşmalarımızı Arapça'ya çevirdiler. Fransızca veya Arapça… İkisi de mümkündü. Ama bizim de tercihimiz doğrultusunda tüm müzakereler Arapça gerçekleşti. Türkiye'de hangi ilahiyat fakültesine gelen misafirler, Arapça konferans verebilir? Yani ondan bu istenir? Tüm hocalar ve öğrenciler gayet iyi derecede Arapça konuşup anlaşabiliyorlar.

Kimse alınmasın ama oradaki bu seviyeye gıpta ettim. Orada öğrenci olmak isterdim. Tek katlı baraka gibi sınıfları vardı. Küçük ve basık… İmkânları çok az. Ama tüm bu az imkânlar içerisinde kendilerini yetiştirmiş, münevver bir öğrenci topluluğu gördüm. Fakültenin bu konferans salonunda projeksiyon makinası bile yoktu mesela. Kendilerine, “Böyle bir hediye versek kullanır mısınız?” diye sorduk. Aldığımız cevap koro halinde ve yüksek bir sesle; “Allahu Ekber!” oldu. Alkış yapmayı bilmeyen ve sevinçlerini tekbir getirerek gösteren bir topluluk… Şimdi fakültenin ilk projeksiyon cihazı oldu.

Hem ilahiyatçı hem de hukukçu

Fakültenin bize ilginç gelen ikinci temel özelliği ise dini tedrisatın yanında ülkenin mevcut hukuk tahsilinin de veriliyor olmasıydı. Tüm dini dersler Arapça verilirken, hukuk dersleri Fransızca olarak veriliyor. Tüm öğrenciler bu dersleri de alıyorlar. Seçmeli değil yani… Medeni hukuk, ticaret hukuku, aile hukuku… Bu ülkede hukuk fakültesinde hangi dersler alınıyorsa aynısını ilahiyat fakültesi öğrencileri de alıyor.

Bizim baktığımız açıdan ilginç bir şey. Elbette biz de merak edip sorduk: “Niçin böyle bir eğitim sisteminiz var? Köy veya mahalle camisine imam olacak bir delikanlı için, bu kadar hukuk dersine gerek var mı?” Cevap manidardı: “Biz bu ülkede yaşıyoruz. Bu ülkenin kanunlarını bilmemiz lazım. Bizim sahaya göndereceğimiz imamlar, haklarını ve sorumluluklarını bilmeli. Halkı da buna göre aydınlatmalı. Bi,z yaşadığımız bu ülkede ülkenin şartlarını ve kanunlarını ne kadar bilirsek, burada o kadar rahat ederiz ve geniş bir çalışma alanı buluruz.

Devletin hizmet aldığı bir kurum

İsterseniz size sürpriz gelecek bir başka durumu daha ilave edeyim… Devlet üniversitelerinde bir kısım hukuk öğrencileri -Müslüman ya da Hıristiyan ayrımı gözetilmeksizin- hukuk derslerinin tedrisatı için buraya yönlendiriliyor. Fakültenin bahçesinde Hristiyan olduğunu tahmin ettiğimiz kızları görünce biz de merak etmiştik. Neyse, daha sonra merakımız gitti. Yani devletin bile hukuk tahsili için öğrenci yönlendirdiği ve sahasında otorite kabul ettiği ilginç bir ilahiyat fakültesi… Türkiye'de bunun tam karşılığı nedir bilmiyorum. Zülcenâhayn (iki kanatlı) bu olmalı…

Vasat ümmet ihtiyacı

Oradaki öğrencilerle İslam dünyasının “vasat ümmet” ihtiyacı üzerine sohbet ettik. Çoğunlukla onlar bizi dinlese de bizim de onlardan dinleyeceğimiz ve gözlemleyerek öğreneceğimiz çok şey vardı. Bir tarafta ifrat anlayışlar… Radikal söylemler ve İslam'ı sadece kılıca ve silaha bağlayanlar… Dünyaya Müslümanları “öcü” olarak tanıtan bir anlayış… Diğer taraftan; her şeyi sulandırıp, kim olursa olsun “sevelim sevilelim” anlayışıyla içi alınmış bir İslam anlayışı…

Biz de tüm bunlara bir alternatif olmak üzere ayet-i kerimenin ifadesi ile “vasat ümmeti” konuştuk. Kucaklaştık, dertleştik ve gözlerinin içine bakmanın hazzını yaşadık.

Doğrusu metotlarına ve ulaştıkları noktaya gıpta ederek ayrıldık. İşini bizden de güzel yapanlar varmış… Hem de hiç beklenmeyen bir coğrafyada… Kim bilir belki bizde de böylesi donanımlı okullar ve öğrenciler yetişir.

 

Haşim Akın

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2018, 15:19
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6