Felçli olmasına rağmen hatt üstadı

Hattın büyük üstadlarından Yesârî Mehmed Es’ad Efendi, Enderun hocası da olmuştu

Felçli olmasına rağmen hatt üstadı

Ben de “Yesârî”yim

2007 senesinin Kasım’ında hüsnü hat sanatına başladığımda “Yesârî” yani “Solak” olmamın bu san’atı öğrenmeme bir engel olacağını düşünüyordum. “Yok solağım, yok falanım, yok filanım” gibi sözlerle kendimi yetersiz görüyordum. Aslında bunlar tipik birer mazeret sözcükleri idi. Azmin elinden hiçbir şeyin kurtul(a)madığını “Şanlı Türk Tarihi”nin altın harflerle yazılmış kitabında okumak mümkün. Yanılmışım çünkü “hem çolak, hem de solak” bir âdemin bu işleri nasıl başardığını öğrendiğimde “bahane etme boşuna, Bismillah hemen iş başına” diyerek başlamıştım meşke. Gerçi dört senedir bir “Elif”i çekmeyi beceremedim o ayrı bir mesele.

Yine yeniden Fâtih Câmii Haziresi’ndeyiz

“Yüzlerce Meşhur Adamın” son durağı olan Fâtih Câmii haziresinde Türk Hat sanatının üç büyük ismi medfun. Onlar hat sanatına büyük emekler vermiş insanlar. Sami Efendi, Yesârî Mehmed Es’ad ve oğlu Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendiler. Doğuştan engelli biri olan Mehmed Es’ad Efendi engelleri birer birer aşarak zirveye oturmuş bir isim. Önümüzdeki günlerde yani 19 Aralık’ta vefâtının 213.yılını idrak edeceğiz.  Kendisini şükran ve rahmet ile yâd ediyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin. Bu büyük üstâd hakkında yazmak her halde en son bana düşer diye düşünmüştüm. Bir hafta boyunca (Pazartesi hariç) sabah, öğle, ikindi ve akşam vakitlerinde huzurlarında olduğum için kendimi bahtiyar addediyorum ve üstâdlarımdan himmet dileyerek yazıyorum.Yesârî Mehmed Es’ad Efendi hattı

Hem çolak, hem solak

Türk Hat Sanatının büyük isimlerinden, ta’lik yazının üstâdı Yesârî Mehmed Es’ad Efendi İstanbul’da doğdu. Anadolu Kazaskerliği mübâşirlerinden Kara Mahmud Ağa’nın oğludur. Mehmed Es’ad Efendi sağ tarafı felçli ve eli çolak olarak doğduğu için sol eliyle yazı yazmaktaydı. Bu nedenle kendisine “solak” mânâsına gelen“Yesârî” denmiştir.

Kopya çektiğini zannetti

Hüsnü hattı öğrenmek için zamanın ta’lik üstâdlarından Şeyhülislâm Veliyüddin Efendi’ye müracaat ettiğinde felçli olması sebebiyle kabul edilmemiş, bunun üzerine yine tanınmış hattatlardan Seyyid Mehmed Said Dedezâde’ye ricâ ederek meşk almaya başladı. Rivâyete göre bir müddet sonra yazdıklarını götürünce Dedezâde, kendi yazısı üzerinden kopya çektiğini zannederek “Oğlum, bunları bir kere de burada yaz göreyim” demiş, o da aynı yazıları aynı güzellikle yazınca hocası şaşırmış.

Şeyhülislâm pişman oldu

Şeyhülislâm Veliyüddin Efendi, Mehmed Es’ad Efendi’nin vücutça hastalıklı olmasına rağmen Hat sanatında kemâle erişi ve bu derece maharetine nisbeten gösterdiği tevazuu karşısında; "Cenab-ı Hak, bu zatı bizim enf-i istikbarımızı (kibirlenen burnumuzu, kibirliliğimizi) kırmak için göndermiştir." demekten kendini alamamıştır. Bir müddet Dedezâde’den ders aldıktan sonra icâzet almıştır. Daha sonra, Katibzâde Mehmed Refi’ ve İsmail Refik Efendilerden de icâzet almıştır. Mehmed Es'ad Efendi, bu güzel sanatı gittikçe tekâmül ettirerek devrinin en meşhur hattatları arasında yer almıştır. Bu ustalığından dolayı Enderun-ı Hümâyun'a hat muallimi olarak tayin edilmiştir.

Kabirler Fâtih Câmii Haziresine nakledildi

Mehmed Es’ad Efendi 19 Aralık 1798 tarihinde İstanbul’da vefât etti. Fâtih’den Âşıkpaşa’ya giden Gelenbevî Caddesi’nin sol tarafındaki setin üstünde toprağa verildi. Sonradan burası yola gittiğinden kabri Fâtih Câmii haziresine nakledildi. Kabir hazirenin en arka kısmında, Şeyh Mustafa Hâkî Tokâdî Hazretlerinin kabr-i şeriflerinin hemen yanında yer almaktadır. Mezar taşında şu yazı bulunmaktadır:Mustafa İzzet Efendi, Yesârî Mehmed Es’ad Efendi kabri

Hüve’l-Bâkî

Üstâd-ı Ekrem merhûm

Ve mağfûrun-leh Hattât el-Hâc

Mehmed Es’ad el-Yesârî Efendi

Rûhiyçün Fâtiha

Fî 12 Receb sene 1213

Oğlu da büyük hattat oldu

Mustafa İzzet Efendi, Yesârî Mehmed Es’ad Efendi’nin oğludur. Bu sebeple “Yesârîzâde” diye meşhûr olmuştur. Ta’lik hattı babasından öğrenmiş, ondan icâzet almıştır. Müderrislik ve Kadılık etmediği hâlde kendisine zamanın âdetine uygun olarak Mekke, İstanbul, Anadolu Kazaskerlik rütbeleri verilmiş, 1839 yılında Kazasker olmuştur. 1842’de Takvimhâne (Devlet Matbaası) Nâzırı oldu. Matbaa-i Âmire’yi idâre etti ve kendi Ta’lîk hattıyla harfler döktürdü. Matbaa-i Âmire’de ilk kez Ta’lîk hatla kitap onun zamanında basılmıştır. Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi 1846’da fiilen Rumeli Kazaskerliği’ne tâyin edildi. 23 Haziran 1849’da vefât etti. Mezar taşındaki yazı talebesi Ali Haydar Bey tarafından yazılmıştır. Kabir şâhidesinde şu yazı vardır:

Hüve’l-Bâkî

Yesârî-zâde

Üstâd-ı ekrem merhûm

Ve mağfûrun-leh el-Hâc

Mustafâ İzzet

Efendi rûhiyçün

Rızâenlillâhi Fâtiha

1 Şâ’bân 1265

 

Doğan Pur haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2011, 18:52
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Elif Köse
Elif Köse - 8 yıl Önce

Yıllardan beri hüsnühatta olan aşkımdan, sonunda ne olursa olsun Allah'ın izniyle deneyeceğim dedim.(doğuştan hem solağım hem de kolum 35cm.)Derse girmeye bile teşebbüs edemedim,hocam ben misafirim dedim.Hoca başla sen dedi,Allah'ın izniyle olur.Akabinde Yesari Mehmet Efendiyi anlattı ve ağladı.Sonra çok eski bir öğrencisi geldi o da Yesari efendiyi anlattı.Ben yazmak istiyordum muhterem hakkında,lâkin Doğan kardeşime nasip olmuş.Allah hepimizi muvaffak etsin.

Herhangi Biri
Herhangi Biri - 8 yıl Önce

Hat resmi kendilerine mi ait yoksa herhangi birinden alıntı mı?

Doğan Pur
Doğan Pur - 8 yıl Önce

Evet kardeşim. Yazılar Yesari Mehmed Es'ad Efendi'ye aittir. Selam ve dua ile.

banner19

banner13