banner17

Fatih otobüsleri gergin ama içlidir

Evimizdeki sandalyeden daha fazla zaman geçirdiğimiz otobüsler, sadece bir yerden bir yere gitme vesilesi midir?

Fatih otobüsleri gergin ama içlidir

Otobüs, bazen insanları gözlemleyen bir tiyatrocuya işini öğretir bazen yaşlı teyzelerle sohbet yeridir bazen de okutur insana.

Nasıl binersen, öyle geçirirsin zamanı

Gün içerisinde, evimizdeki sandalyeden daha fazla zaman geçiririz otobüs koltuklarında. Otobüs, bir yerden bir yere gitme vesilesi olmanın çok ötesinde bir zaman geçirme aracıdır. Hepsinin ayrı birer kullanım kılavuzu vardır üstelik. Kişiye göre değişen bu kılavuz, zaman içerisinde, özellikle büyük şehirlerde yavaş yavaş oluşur ve hafızalarımıza kazınır. Hepimizin oturmayı tercih ettiği özel bir yer vardır mesela otobüste. Kimi şoför arkasında oturmayı şans sayar, kimi en arkalara oturur. Kimi daha otobüse binmeden “nereye otursam yer verme ihtimalim daha az olur” hesapları yapar. Kimi ucuna bir misafir gibi ilişiverir koltuğun. Oturma şekli bile kişiyi ele verir: İki koltuğun da tek hakimi gibi, mümkün olduğunca yayılarak oturan ağır ağabeyler, hafif kambur bir şekilde koltuğa ilişen genç kızlar, muhabbetin dibine vurmayı amaçlayarak en arka sıraya doğru ilerleyen liseli gruplar, boş koltuk olsa da oturmayı reddeden asî gençler, trafik kurallarından şikayet ederek taşıt içerisinde varlıklarını sık sık hissettiren yaşlı amcalar… Şoförle konuşanlar, arka tarafa ilerlemekten hazzetmeyenler ve bu hazzetmeyen kesimi, bir hayat dersi verircesine ağır eleştiren orta yaşlı ağabeyler…

otobüsHer yolculuğun kendine has yapısı var

Her otobüsün, zamanla, gidip geldiği muhitin biçimini aldığını söylemek bile yalan olmaz: Fatih'in otobüsleri gergin, fakat içlidir. Taksim'e giden bütün otobüsler kim ne derse desin acelecidir. Balıkesir'de bir otobüse binseniz, şirindir mesela. Konya'daki ehli tarîktir. Mekânlar, içindeki insanlarla şekillenir çünkü mimarisiyle değil. Bir otobüs, içine aldığı insan sayısınca değerlidir. Az yolcusu olan otobüsler hep yalnızlık kokar.

Abarttık mı? Belki. Ama fena halde bir sosyalleşme aracıdır otobüsler. Elbette ki yanınızda oturan kişi “naber, nasıl gidiyor hayat?” diye sormayacaktır size. Hayat, Murat Menteş'in romanları gibi ilerlemiyor, bu da ayrı bir gerçek. Ama yine de, yanınıza oturan biri olduğunda, ona çaktırmamaya çalışarak, yan gözle attığınız o bakış, yahut arızalanan bir otobüsten sizin bulunduğunuz otobüse gelen yolculara duyulan gizli öfke, hadi hepsi neyse de, anî bir fren halinde bütün otobüsün birlik olup ya şoföre, ya da şoförün kızdığı başka bir sürücüye “cıkcıkcık” demesi… Bunlar, basite alınacak şeyler değildir bence. Ve kanaatim, bir otobüs yolcusu için otobüsteki diğer insanlar, asla sadece bir yolcu değildir.

otobüsYolculukta okumamanın bahanesi yok

Metrobüs'te hep daha az konuşan, şehirlerarası yolculukta hep biraz daha hayatı sorgulayan, kısa mesafelerde daha hareketli tavırları olan günümüz yolcuları için, yolda kitap okumak ise ayrı bir dert. Yolculuk esnasında mide bulantısı, en temel okumama gerekçemiz. Her gün, işe gidip gelirken en azından bir saatlik zaman diliminin kuş olup havaya uçması ve ellerimizin (bakın) bomboş kalması pahasına bile olsa, durmuyorsa mide bulantımız, sesli kitap seçeneklerini bile hatırlatabilirim size. Çünkü daima tek kişilik bir taksiden daha sempatik olan otobüsler, hesap edin, hayatınızda çok önemli bir zaman dilimini kapsıyor. Bu konuda devletin acil bir yaptırım içerisine girmesini beklemeden, ve çevredekilerin “artistlik yapıyor, sanki her daim okuyor da...” şeklindeki suizanlarını da hesap etmeden, otobüste kitap okumayı teşvik etmek gerekiyor. Çünkü başka vakit bulamıyoruz okumaya… Çünkü işyerindeki boş zamanlarımızda çok önemli sohbetler bizi bekliyor. Çünkü akşam televizyonda izlemezsek (Allah muhafaza!) bizi ele güne karşı cahil konumuna düşürecek birbirinden anlamlı ve derin konulara sahip diziler ve yarışma programları var. (Bu satırların sahibi, burada parantez içerisinde bir ünlem koymayı gereksiz buluyor. Çünkü bütün dizilerde yakışıklı erkekle güzel kız eninde sonunda yanlış anlaşımlardan kurtulup, güzel bir hayata yelken açıyor)

Oku ki değerlensin yolculuk

Gelin otobüste Mevdudî okuyalım, indiğimizde kendimizi bir ayeti kafamızda tekrar yorumlarken bulalım. Mızraksız İlmihal'i okuyalım mesela, kavramları sorgulayalım. Edebiyat dergilerini sadece otobüste okuyalım, belki Dergah'ta hayatımızı değiştirecek bir Mustafa Kutlu hikayesi buluruz. Hiç bilmediğimiz bir yazarın herhangi bir kitabını okuyalım. Kur'an okuyalım mesela -ki sözlerin en güzelidir- buna otobüsü ve seyahat arkadaşlarımızı şahit tutalım.

Sonra bir gün herhangi bir yazar isminden, söz gelimi Oğuz Atay'dan bahsederken, Tutunamayanlar'ın bir türlü bitmek bilmediğinden değil de, bizim otobüs arkadaşımız olduğundan dem vuralım. Hatta anlaşılır olsun diye, bir örnekle ilişkimizi anlatalım: “Oğuz Atay'la tam 28 kez otobüs yolculuğum oldu. Birkaç fren arası verdim sadece. Unutmuyorum, bir keresinde bizim otobüs bir taksiye çarpmıştı. Çok korkmuştuk, Olric de, ben de..”

 

 

Sümeyye Karaarslan bir otobüs yolculuğu sırasında yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Mart 2011, 14:07
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hümeyra
hümeyra - 8 yıl Önce

yolculukta okunan kitapla birgün karşılaşıverdiğinizde cümlelerin arasından ,kahve lekeleri,bisküvi kırıntıları,gün ışığı,gece karanlığı,kaçırılan duraklar,taban acısı kocaman bir gülümseme oluyor...
yüreğinize sağlık,okuyalım ki değerlensin anlam bulsun yolculuklarımız....

leyl
leyl - 8 yıl Önce

cok güzel bir yorum getirmissiniz, almanyada otobüs ve diger toplu tasima araclarinda cok yaygindir kitap ve gazete okuma aliskanligi. sizin dem vurdugunuz vakitsizligi, yolculuklarinda gideriyorlar.
okumak lazim.

osman
osman - 8 yıl Önce

dün said halim paşa'yı okuyordum otobüste. saat 23:30. önce arkamdaki koltuğa bi çift oturdu. erkek o kadar çok konuşuyordu ki, şaştım kaldım. arkama döndüm bir kaç defa, gözlük üstünden baktım ama nafile. anlamıyor. yemek muhabbeti yapıp duruyor. yarın pizza yeriz, çikolatalısı çok ağır o tatlının vs. onlar indi ardından ön koltuğa bi çift geldi. yine erkek çok konuşuyor. içinde bulunduğumuz otobüs hattının güzergahını vs. anlatıyor yanındaki bayana. zorluklar var, ama kitap okuyacağızotobüste

izzet okay
izzet okay - 8 yıl Önce

genelde dalgaya alınır otobste kitap okuyanlar sizin de belirttiğiniz gibi "sanki normal zamanlarda çok okuyor da..." şeklinde devam eder. halbuki otobüslerdeki müsait zamanı 1 gün içinde kolay kolay bulamıyoruz. midesi bulanıp da kitap okuyamayanlar ve özellkle kpss ye hazırlanıyorlar ise tarih anayasa eğitim bilimleri ses kayıtlarını dinleyebilirler hoş oluo nan valla.

küçük osman
küçük osman - 8 yıl Önce

işin ehli bilir ki, edirnekapı'dan fatih'e gitmek "çile"li bir iştir. "çile" okuyoruz biz de o yolda.

muavinden bir ses geldi
arkalara ilerleyelim
arka dörtlüyü beşleyelim
biraz daha sıkışalım
ilerle lan ilerle lan ilerle
arkadan binenler ortadan binenler
elden ele uzatalım ücretleri, akbilleri

Muhammet Fatih
Muhammet Fatih - 8 yıl Önce

İstanbulda öğrenciyken 28 ve 28t de çok kitap okudum şimdi de eryaman ulus servisinde okuyorum. Son okuduğum kitap Malcolm X Alex Halley Akabe Yayınları

orhan erdi
orhan erdi - 8 yıl Önce

dostlar ankara'daki batıkent-kızılay-abidinpaşa yani 297, eminim fatih otobüslerine taş çıkarır

Saniye Saatçi
Saniye Saatçi - 8 yıl Önce

çok güzel bir yazı olmuş.. ben de okuyorum hep otobüslerde.. hatta evde okumam gider hususi otobüslerde okurum.. gündüzleri gidiş geliş gölge tarafı hesaplarım.. katalog olsun, reklam olsun, tabela olsun..
Her şeyi okurum.. Okurken ayırt etmem hiç.. Hatta yolculuk halinde dükkan isimlerini okurken bir yandan da onlarla beste yapar şarkı söylerim..


banner8

banner19

banner20