banner17

Ezher'de teravih bir başka güzeldi!

Yaklaşık bir aydır Mısır'ı yaşıyor, anlamaya, tanımaya çalışıyoruz. Kalacağımız birkaç gün de Ramazan ayına denk geldi.

Ezher'de teravih bir başka güzeldi!

 

Mısır'da Ramazan ayının yaklaşmasıyla beraber sokak ve caddeler süslenmeye, birçok evin önünde ya da balkonunda kandiller yanmaya başladı. Kahire, normal zamanlarda da çok hareketli bir şehir olduğundan, bu aya özel ayrı bir yoğunluk olup olmadığını anlamak pek mümkün değil. İnsanların Kur'an’la ilişki biçimleri de Ramazan’a has olmaktan uzak, genel zamanlara yayılmış şekilde yaşanıyor.

Bindiğimiz toplu taşıma araçlarında, taksilerde ve önünden geçtiğimiz dükkanlarda,  yükselen ses genelde Kur'an-ı Kerim oluyor. Bu durum Ramazan’da da artarak devam ediyor. Sık karşılaştığımız bir görüntüdür; yaşlı amcaların oturdukları yerde, ellerinde Kur'an, mahzun duruşları... Ramazan ayına özel olarak benim bulunduğum ve gezdiğim civarlarda toplu etkinlik görüntülerine rastladığım olmadı, bizde olduğu şekliyle. Lakin bu haberi yazdığım vakitlerde, dünyada ne olup bitiyor diye dünyabülteni sitesini açtığımda, şöyle bir haberle karşılaştım: “Mısır Silahlı kuvvetleri, tarihinde bir ilke imza atarak ülkenin birçok kentinde iftar sofrası açtı.”Nil nehri kıyı şeridi

O meydan, Tahrir...

Yaz aylarında artan sıcaklarla beraber, gündüz vakitleri şehrin caddelerinde bulunan yoğunluk, akşamın ilk saatleriyle beraber üç dört katına çıkıyor. Nil nehrinin kıyı şeridi, insanların uğrak yerleri arasında. Gecenin çok geç saatlerine kadar tekne turları devam ediyor nehirde. Nil, bize her seferinde Hz. Asiye ve Hz. Musa'nın ve onların karşısında duran Firavun'un kıssasını hatırlatıyor. Şehrin cazibe merkezlerinin en önemlilerinden birini bu nehir oluşturuyor. Meşhur Tahrir meydanına da çok yakın. Gelişimiz, Mısır'da yapılan seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen sonrasına denk geldiğinden siyasi gündemin yoğunluğu doğal olarak hissettiğimiz bir durum oldu. Tahrir, hâlâ ara ara eylemlere sahne olmaya devam ediyor. Meydanın çevresini saran caddeler şehrin önemli kurumlarını barındırıyor.

Şuruk kitapeviMeydana yakın bazı kitapçılar ve yayınevleri bizim de uğrak yerlerimizden oldu. Özellikle, kurucusunun İhvan hareketi destekçilerinden olduğunu öğrendiğimiz Mektep Şuruq, ortamının ferahlığıyla, insanın bol bol kitap karıştırmak istediği bir mekan. Malkom X'in kitabını buradan aldık. Muhammed Abduh, Halil Cibran gibi isimlerin kitapları yine gözümüze takılanların birkaçıydı. Yine Şuruq Yayınevi’nin karşısında, Mısır'ın tanınmış yayınevlerinden Medbuli bulunuyor. Mustafa Özcan, dünyabülteni ndeki son köşe yazısını Ezher ile Türkiye arasında artırılmaya çalışılan ilişkiler bağlamında yazmış. O yazıdan öğrendim ki Medbuli İstanbul'da bir şube açmış, hayırlı olsun. Ve yine öğrendim ki Ezher'in dergisi Türkiye'de takip edilmiyormuş ne yazık ki...

Ezher Camii Kahire'nin sembolü

Kahire'nin en işlek ve yoğun mekanlarından biri de Han Halil çarşılarını da içinde barındıran, Hüseyin. Turistlerin ve şehrin insanının bol bol vakit geçirdiği, özellikle akşam saatlerinde adım atacak yerin kalmadığı bir mekan burası. Merhum Mehmed Akif'in de uğrak yeri olan Kahve el-Fişavi, çarşıların içinde kalıyor. Biz de gidip orada çayımızı içtikçe, kendisini rahmetle andık.kahve el-Fiaşvi

Çarşıların hemen yakınında, devasa ve göreni kendisine hayran bırakan mimarisiyle Ezher Camii yer alıyor. Yine kadim Mısır olarak anılan sokaklar da bu civarda bulunuyor. Sokakların içlerinde, Memluklular zamanından kalan, kimi çok mütevazı, kimi çok ince mimarî ayrıntılara sahip olan mescitler, kenvansaraylar var. Bu sokaklarda yürümek, eski ile yeninin kıyasına götürüyor insanı.

Mısır, tarihi asırlarla ifade edilen bir ülke ve her köşesinde bu asırların içini dolduran medeniyetlerin izlerine rastlamak mümkün. Bugünün insanı bu şehre ne katıyor diye düşünüyorum ister istemez ama bu düşünceler maalesef bize güzel sonuçlar sunmuyor. Ellerinde olana karşı takındıkları umarsız tavır ise üzücü. Yıllar sonra birileri bugünün insanını arayacak bu sokaklarda ama Nil kıyısında yükselen yabancı otellerin ve düzensiz şehir planlamasının ötesinde, zerafet ve estetik adına ne görecek bilmiyorum.

Ezher imamı kıraati uzun tutarken kıyamın hakkını ziyadesiyle veriyor

Vakit teravihe yaklaşırken Ezher'in o güzel kıraatiyle ruhumuzu mest eden imamının arkasında saf olmaya niyet ediyoruz. Teravih namazı yirmi rekat ve her iki rekatta selam verilen biçimiyle kılınıyor. On rekat sonrasında biraz ara veriliyor ve Ramazan’a dair ayetler, hadisler bağlamında kısa bir sohbet yapılıyor. Daha sonra tekrar diğer on rekatı ifa etmek üzere teravih devam ediyor. Burada sanırım “jet imam” bulunmuyor, camilerden yükselen sesin süresine baktığımızda... Ezher imamı ise kıraati uzun tutarken kıyamın hakkını ziyadesiyle veriyor.

Ezher CamiiYalnız, meşhur camiler teravih vaktinde çok yoğun olmuyor gördüğümüz kadarıyla. Bunun sebebi benim anladığım ve burada yaşayan bazı insanların söylediği; halkın namaz ifasını sadece belli mescitlere has görmemeleri. Normal günlerde de gözüme çok sık takılan bir manzaradır, kaldırım kenarında, müze bahçesinde namaza duran insan görüntüsü. Birçok olumsuz durum Kahire sokaklarında, caddelerinde, gezip göreni hayrette bırakıyor. Üstüne bir de şehir halkına dair burada yaşayan Türklerden aldığınız uyarılar düş kırıklığı yaşatmıyor değil. Şehir efsaneleri denilebilecek türden hikayeler...

Bir akşam iftarı yaptığım mekan ile Ezher Camii’nin mesafesi uzak olduğundan taksiye bindim ve acele etmemiz gerektiğini, namaza yetişmek istediğimi söyledim. Radyoda çalan Arapça şarkı beni hiç de rahatsız etmemişken, taksici radyoyu Ezher'in kanalına çevirdi ve hızlı hareket ederek beni tam ezanın başladığı vakitte caminin önüne bıraktı. Her seferinde, şehirde bulunan genel insan görüntüsüne dair olumsuz genellemelere gidecek olduğumda Allah karşıma böyle saygılı ve ince davranan insanları çıkarıyor diye düşünmeden edemiyorum. Bunu neden özellikle vurguladığımı buraya gelip yaşayanlar anlayabilirler. Zira burada yabancılar için her daim, güven noktasında bir uyarı işliyor.

Ortadoğu üzerine söz söylemeden önce

Her şeye rağmen buraları özleyeceğimizi biliyoruz. Çok renkli, heyecanlı, sürükleyici bir atmosferi var şehrin.  Bağlayıcılığını da daha çok tarihî mirasından damıtıyor aslında. Coğrafî yapısı da yine ayrı bir etki biçimi oluşturuyor. Bir sabah çöl yoluna koyulmaya, diğer sabah Kızıldeniz gibi muhteşem bir denizin kıyısına ulaşmaya uyanıyorsunuz.

Şunu da söylemeden geçmeyelim: İster yermek adına ister övmek adına, ille de Ortadoğu üzerine söz söylemek ve kalem oynatmak isteyen insanlar, bu şehirleri temaşa etsinler. Diğer türlü her iki durumda da yüzeysel kalmaya mahkum olabilirler. Medya üzerinden akan bilgi ve görüntü, şehrin insanının yaşamının çok dar bir alanına denk düşüyor.

 

Hacer Kor Kahire'den haber verdi

Mısır-Kahire fotogalerimizi buradan ziyaret edebilirsiniz..

Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2012, 14:39
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20