Eyvah Ankara'da Minareler Yükselmeye Başladı!?

Yaklaşık 3000 civarında caminin bulunduğu ve Türkiye’nin en çok camiye sahip illerinden olan Ankara’da şaşırtıcı olan ise bu camilerin hatırı sayılır bir kısmını yeraltı camilerinin oluşturmasıdır. Yavuz Ertürk Ankara'nın camilerini yazdı.

Eyvah Ankara'da Minareler Yükselmeye Başladı!?

Camilerin hayatımızı onarma sürecindeki büyük ve önemli etkisini 15 Temmuz’daki kara ve karanlık zihniyetin yerle bir edilmesi sürecinde bir kez daha anladık. Camiler sadece insanları cem etmekle kalmıyor, inanan mazlumların çığlığı da oluyordu aynı zamanda. Ve ilahî davetin sesi inananları meydanlarda toplarken camilik işlevi en güzel örneklerinden biri ile tarihe geçiyordu.

Vakit namazlarında, özellikle de yatsı ezanlarından önceki “salâ” sesleri toparlanmanın, hazırlanmanın, kıyama durmanın sesi olmuştu aynı zamanda. Memleketimizin dört bir yanında bu “salâ” sesleri ile çiğnendi yüzü kalkışmanın da ihanetin de şer odaklarının da. Ve bu hainler taifesine en sert tepki verilen illerden biri de Ankara idi. Ne bürokrasinin soğuk nefesi ne resmiyetin samimi olmayan rüzgarı Ankara’nın şehitlerini gayelerine ulaşmaktan alıkoyamadı. Sokaklara, caddelere, bulvarlara, meydanlara sığmayan insanlar “meydanı ortaya çıkardı” kısaca. Ve yine camiler çok büyük bir görev üstlendi bu kıyam duruşunda.

Çok fazla yazıldı, konuşuldu, tartışıldı ve hepsinden öte yaşandı o gece. Daha fazla söz kalabalığı etmeden kıyama çağıran camilerden Ankara’nın camilerine geçelim.

Hatırı sayılır miktarda yeraltı camileri var

Başkenti bilenler, burada az ya da çok yaşamış olanlar burada kaybolunamayacağını çok iyi bilirler. Ulaşım noktasında şehrin ana yolları belli olduğundan bir ucundan öbür ucuna gidilecek olsa bile Ulus-Sıhhiye-Kızılay güzergâhından ilk araçla olmasa da ikincisiyle geçeceklerdir muhakkak. Bir İstanbul, Bursa ya da bir başka Anadolu şehrindeki gibi cami ismi ya da mevkisi belirleyerek buluşma imkanı pek azdır Ankara’da. Kocatepe, Hacı Bayram, Maltepe camileri ilk akla gelecek örneklerdir ve bu sayı çok da fazla artmaz. Ama mahalle, semt ya da cadde isimleriyle rahat bir şekilde buluşulabiliyor başkentte. Halkın bu büyük Anadolu şehrinde şahitlik edecekleri garip bir özellik ise sayısız yeraltı camisine sahip oluşudur.

Yaklaşık 3000 civarında caminin bulunduğu ve Türkiye’nin en çok camiye sahip illerinden olan Ankara’da şaşırtıcı olan ise bu camilerin hatırı sayılır bir kısmını yeraltı camilerinin oluşturmasıdır. Bu yeraltı camilerinin büyük bir kısmı bina ve apartman girişlerinde ya da zeminlerinde olsalar da sanayi sitelerinde, alışveriş merkezlerinde, fakülte binalarında, metro istasyonlarında da çok fazla örneğini görebilmekteyiz bu ibadethanelerin.

Cami yapmak için yerimiz mi yoktu?..

Uzun yıllardır memleketin dört bir yanında inşaatların yükseldiğini görmemize rağmen bunca zaman camilere neden bir yer bulunamadı da çok yakınlarına gelmedikçe veya önünden geçmedikçe fark edemediğimiz sayısız yeraltı camisi var bu şehirde? Bu, resmi politikaların bir sonucu mu yoksa uzun zaman etkisini devam ettiren korku imparatorlarının hışmına uğramamak için miydi, bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey çok fazla yeraltı camisinin oluşudur. Şehiriçi ulaşımında kullanılan banliyö treninin peşpeşe iki durağı olan Cebeci-Demirlibahçe istasyonları arasında -iki durağın arası bir kilometreden daha az- tespit ettiğimiz yeraltı cami sayısı dört. Ulus, Sıhhiye, Kızılay bölgeleri başta olmak üzere şehrin hemen her yerinde onlarcası var bu yeraltı camilerinin.

“Ankaralının namazı yerin altında kılınır”

Cahit Zarifoğlu, Yaşamak adlı şaheserinin Ankara ile ilgili bölümünde Ankara’nın yeraltı camilerini şu şekilde anlatır: “Ankara’da mescidler, camiler yerin altındadır. Apartmanların en altındadır. Minareleri yoktur. Bazılarının dışarda, hiçbir alameti olmadan, kuru bir hoparlörü vardır. Ezan, görünmeyen bir camiden, yerin altındaki bir müezzinden çıkarak bu hoparlörden duyulur. Ankaralının namazı yerin altında kılınır.” (s.164)

Zarifoğlu’nun anlattığı gibi Ankara’da gerçekten çok yakınına gelmeyince cami olduğu anlaşılmayan yeraltı camileri var, hem de sayısız.

Her türlü ilticanın, arz-ı halin şahitliğini yapmaya devam ediyorlar

Bugünlerde ise artık göğe doğru yükselen minareleriyle camileri ve yapılmakta olan cami inşaatlarını görebiliyoruz. Birkaç yıl önce inşaatı tamamlanıp hizmete açılan Ahmet Hamdi Akseki Camii bulunduğu konum itibariyle çok önemli bir işlev görüyor. Birçok kamu kurumunun bulunduğu bölgede gözle görülen tek cami olma özelliği taşıyor aynı zamanda. Yakın zamanda ibadete açılan Millet Camii ve çevre düzenlemesi, temizliği ve genişletme çalışmaları sonrası cemaatine kavuşan Hacı Bayram Camii de bulundukları bölge itibariyle çok önemli bir boşluğu dolduruyorlar. Dışardaki yoğun trafik ve insan seline rağmen serinliği ve kuşatıcılığı ile konuklarını derinden tefekküre daldıran Maltepe Camii, Kocatepe Camii, Ankara Kalesi çevresindeki birçok tarihi cami ile beraber Ulucanlardaki Mimar Sinan eseri olan Cenab Ahmed Paşa Camii şehrin hem estetik yüzünü görmemizi sağlıyor hem de gözle görülebilen ibadethanelerimiz olma özelliğini taşıyorlar.

Tüm bu ismini saymaya çalıştığımız camilerle beraber irili ufaklı onlarca cami her vakit az veya çok cemaatiyle dolup boşalıyor, bu mabetler her türlü ilticanın, arz-ı halin şahitliğini yapmaya devam ediyorlar.

Yapımı devam eden camiler de var 

Gözle görülen ve yeraltı camilerinin yanısıra yapımı devam eden camilerden de bahsederek bitirmiş olalım. Sıhhiye-Ulus arasında Gençlik Parkı karşısındaki opera olarak bilinen itfaiye meydanındaki dört minareli Osmanlı Camii inşaatının bitmesi ile beraber bölgede çok büyük bir boşluk kapanmış olacağa benziyor. Kuzey Yıldızı’ndaki cami ve külliye inşaatı şehrin en yüksek bölgelerinden birinde havaalanı yolu üzerinde devam ederken, Mamak Müftülüğü’nün hemen yanında tamamlanmak üzere olan Yeni Mamak Camii ile de Ankara güzel bir camiye daha sahip olacak. Şehir merkezi ve ilçelerde inşaatı devam eden onlarca cami ile beraber Ankara’da “yerüstü” cami sayısında hatırı sayılır bir artış olacak ve bunu hep beraber görme imkânımız olacak inşallah.

Cami cemaati, imamı, müezzini, namaz kılan halk hiç de korkulacak insanlar değilmiş meğer. Halkın kıyamıyla bir şey daha öğrendi başta Ankara olmak üzere tüm Türkiye: Ezanları susturan darbelerden darbeleri susturan ezanlara erdik camilerle beraber.

Şükürler olsun.

 

Yavuz Ertürk

Yayın Tarihi: 12 Ağustos 2016 Cuma 16:45 Güncelleme Tarihi: 22 Ağustos 2016, 11:03
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
nihal zeybek
nihal zeybek - 5 yıl Önce

Güzel bir yazı olmuş

banner26