banner17

Eyüp'teki Afife Hatun Tekkesi ihya edildi

Eyüp Sultan’da da daha düne kadar yerinde yeller esen tarihi eserler bir bir gün yüzüne çıkmaya başladı. Afife Hatun Tekkesi de bunlardan biri. Nidayi Sevim yazdı.

Eyüp'teki Afife Hatun Tekkesi ihya edildi

Son yıllarda İstanbul’un pek çok semtinde olduğu gibi Eyüpsultan’da da yerinde yeller esen tarihi eserler bir bir gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu eserler arasında tekkeler önemli bir paya sahip. Bilindiği üzere tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması, 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile uygulamaya konmuştu. Bu uygulama başladıktan sonra tekkeler kaderine terk edildi. İşlevselliğinin yok olmasıyla birlikte kültürel ve tarihi bir varlık olarak ortalıkta görünmesi de istenmemişti. Bazıları arsa olarak satıldı, bazılarının kitabeleri kazındı ve sonuçta istenen amaca büyük oranda ulaşıldı. Günümüze ulaşmayı başarıp dört duvar da olsa ayakta kalanlar ihya edilmeye çalışılıyor. Biz bu duruma bir yandan sevinirken diğer yandan müteahhit zihniyetiyle özensiz, kalitesiz ve üstünkörü yapılan restorasyon çalışmalarından dolayı da üzülüyoruz. Zaman zaman da bu rahatsızlığımızı dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz.

Eyüpsultan’da restorasyonu en son biten tekkelerden biri de Afife Hatun Tekkesi'dir. Önceki yıllarda Sertarikzade Tekkesi, Cafer Paşa Tekkesi, Hatuniye Tekkesi, Emin Baba Tekkesi, Vezir Tekkesi ve Şeyhülislam Mustafa Efendi Tekkesi ile Bahariye Mevlehanesi'nin restorasyonu tamamlanmıştı. Pek çok örneği gibi uzun yıllar metruk halde kaldıktan sonra 2014 yılında da Afife Hatun Tekkesi ihya edildi.

Tekke giriş kapısı üzerindeki yazılar kazınarak yok edilmiş

Afıfe Hatun Tekkesi, Zal Paşa Caddesi ile Balcı Yokuşu’nun birleştiği yerde ve yokuşun sol köşesindedir. Sol tarafta yolun karşı tarafında Kızıl Mescit ve tam köşede ise Sokullu Mehmed Paşa Çeşmesi vardır. Mehmet Nermi Haskan’ın verdiği bilgilere göre bu tekke, “Abdün-Nâff Efendi tarafından annesi, Afife Hâtûn adına yaptırılmış olup Kalenderân-ı Özbekiyye’ye mensub bir zaviyedir. Nâfi Efendinin annesi Afife Hâtûn 1250 (1834) tarihinde vefat etmiştir. Kabri, tekke civarında Baba Geylâni Mezarlığında gösterilmiş fakat bu isim bugün meçhuldür.” Önceki yıllarda semahanenin dışında kalan bölümleri yok olan tekkenin Balcı Yokuşuna açılan kapısı üzerindeki kitabesi harf devriminde kazınmıştır. Minaresi de bu sıralarda yok edilmiştir.

Tekkenin haziresi yanında bulunan Sokullu Mehmet Paşa'nın 978 (1570) tarihli çeşmesi 1268 (1851)’de, Afife Hatun’un oğlu Abdünnebi Efendi tarafından, annesinin ruhu için onarılmış ve bir de hazne ilave edilmiştir. Çeşmenin alnına yerleştirilen kitabesinde “Afife Hanım oldu garke-i rahmet bu mevkide” yazdığına göre Afife Hatun’un kabri buradadır. O devirde tekkenin bulunduğu mahallin, Baba Geylâni Mezarlığı adı ile anıldığı anlaşılmaktadır. Tekkenin arka tarafında haziresi vardır. Hazirede bir hayli zarar görmüş 10-15 adet mezar taşı vardır. Fakat Afife Hatun'un şahidesi burada yoktur veya toprak altında kalmıştır. Sağ tarafındaki yamaca ise, rivayetlere göre 1956-57 tarihlerinde İstanbul’da yıktırılan tarihi eserlerin civarındaki mezar taşlarının bazıları taşınmıştır. Bakımsız vaziyettedir.

Bu mekanlar rastgele, amacına uygun olmayan alanlarda kullandırılmamalı

Tekke bugün Afife Hatun Kültür Merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Eyüp Belediyesi tarafından organize edilen, özellikle hanımlara yönelik toplantı ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Geçtiğimiz günlerde Eyüp Belediyesi Kültür Müdürü İrfan Çalışan’ın daveti üzerine bu tekkede belediyenin yayın kurulu toplantısına katıldım. Bu vesileyle mekânı restorasyondan sonra daha yakından görebilme imkânı buldum. Nezih bir ortam, gayet güzel tefriş edilmiş. Daha dış kapıdan içeriye adım atar atmaz ayağınıza terlik veriliyor. Ayakkabıyla içeriye girilmiyor. Olması gereken de zaten bu değil mi? Zaman zaman dile getiriyoruz. Vaktiyle ulvi bir amaca, anlayışa göre vakfedilmiş hayır kurumları öyle rastgele, amacına uygun olmayan alanlarda kullandırılmamalı, buna fırsat verilmemelidir.

Bir zamanlar ilim, irfan, edep ve adap yuvaları tekkelerden öğreneceğimiz-ilham alacağımız çok şey var. Edebiyat, sanat ve musiki tarihimizde iz bırakan pek çok münevverimiz bu meclislerde yetişmiştir. Geleceği aydınlık görebilmemiz ve geçmişimizle bağlarımızın kopmaması için tarihi-kültürel mirasımıza sahip çıkılması gerekir diye düşünüyoruz.

Fotoğrafları büyütmek için üzerlerini tıklayınız.

 

Nidayi Sevim yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2015, 09:35
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20