banner17

Erbaa'da yayla yolları mahşer gibi!

Tokat Erbaa'da yüzyıllardır devam eden bir göçebelik geleneğini sizin için araştırdık.

Erbaa'da yayla yolları mahşer gibi!

Dunyabizim.com takipçileri için en güzel haberlerden birini hazırladık. Yüzyıllardır devam eden bir göçebelik geleneğini sizin için araştırdık.

Nisan 2010... Göç başlıyor

Yola çıktılar. Nisan ayının sonunda, Erbaa’nın Karayaka’sından yüzlerce küçükbaş hayvanlarını15362 önlerine katarak, yollara döküldüler. İkibinon’un Nisanı’nın son günlerinde kışlaktan yaylaklara ulaşmak için… Karagöl Yaylası’na ulaşıncaya değin sürecek bu göçebelik. Tokat’tan Giresun’daki Karagöl Yaylası’na, Samsun’un Akdağ Yaylası’na, Tokat’taki Alçak ve Buğalı yaylalarına gidiliyor yıllardır. Bu yaylaların en meşhuru ve en verimlisi Karagöl Yaylası. Karayaka Karakeçili Türkmenleri 14-20 gün süren bir yolculuktan sonra Karagöl’e gidiyorlar bu yüzden. Henüz karlar tam erimemişken. Tomak oğulları, Molla Osman oğulları, Hacı Ali oğulları, Musa Bey oğulları…

Ben bunları yazarken onlar, Giresun’un Dereli ilçesi sınırları içindeki Karagöl Yaylası obalarına ulaşmak üzereydiler. Hacı Ali oğullarından olan ve şimdi Akgül soyadını alan arkadaşım, amcasını arayarak Karagöl yaylasına ne zaman ulaşacaklarını sordu. Amcası Mayıs’ın bitimine on gün kala oraya ulaşmak için yollarına devam ettiklerini söyledi.

Obalarda toplanıyorlar öbek öbek

Sıradur Obası, Yedigüz Obası, Yukarıbelen Obası, Aşağıbelen Obası, Kayalıyurt Obası, Avşar Obası, Kağılağıl Obası, Gölovası Obası… Bu yerlerde, birbirinin yakın akrabası olan aileler, üçer-beşer hane olarak obaları meydana getirirler. Bu obaların büyük bir çoğunluğunda, hâlâ atalarının geçici ikametini devam ettiriyor aileler.

Çok kaliteli bir koyun cinsi olan Karayaka sürülerinin etine, yününe, sütüne bunca rağbet edilmesinin sebebi bu yaylaklarda ve yayla yollarında, taptaze yüzlerce farklı otla, çiçekle beslenmiş olmalarıdır.

15363'Peğ'de beş ay geçiriyorlar

Her yıl yaklaşık Mayıs ortasında başlayıp 20 Eylül’de sona eren bu heyecan verici yaşam ve konar-göçerlik macerası, bu çağ için bir masal gibi algılansa da gerçek. Yollarda kurulan çadırlarıyla, kenarları taş duvar, üstü hartama denilen ince tahtalarla örtülen ve ismine ‘peğ’ denilen evleriyle Türkmen oymakları, geleneklerinin çoğunu devam ettiriyorlar. Bu evler üç bölümden oluşuyor: Sütlük, cağlık ve yatak yeri.

Kadınlar da yaylaya varınca, gelsin nefis yemekler

Her göç için önceden planlar ve hazırlıklar yapılır. Yükler yüklenir. Atlar ve sığırlar hazırlanır. İlk yola çıkanlar erkeklerdir. Koyunları sağ salim yaylalara ulaştırıp, ‘peğ’leri kadınlar ve çocuklar için hazır ederler. Sonra kadınlar da çocuklarıyla başka bir kafileyle Karagöl’e ulaşırlar. Ve başlarlar marifetlerini sergilemeye: Sini börekleri, saç yağlısı, tava döndermesi, tarhana çorbası, sütlü çorba, bulgur çorbası, aşlık çorbası, gendüme çorbası, efelek dolması, kömeç kavurması, sütlaç, koyuçmaç, çoban kavurma, yahni, avuz bu yarı göçebe kadınların yaptıkları yemekliklerden bazılarıdır.

Tahminen 1500-1600’lü yıllardan sonra yerleşik hayata geçmeye başlayan Karakeçili 15364Türkmenleri de -diğer yörükler gibi- kendilerine has giyim-kuşam tarzlarıyla dikkat çekerler. Misafirperverliklerinin ve cömertliklerinin devam ettiği söyleniyor. Okuduğum yakın tarihli bir kaynakta (yazanın kendisi de Türkmen soyundan gelen bir öğretmen), Karakayalı bu Türkmenler’in hâlâ devam eden etkileyici bir amelinden bahsediyor: “Sürü  sahibi, bizzat sürüyü ağıldan çıkartırken, eline bir değnek alarak koyunları saymaya başlar. Zekat haddine geldiği zaman hangi koyun gelirse o koyunun sırtına elindeki değnekle vurur, bu şekilde belirlenen koyunu çobanlar tutar ve işaretlerler. Belirlenen koyun, sağlıksızsa daha sağlıklı bir koyun işaretlenir.”

Biz de gitsek

Büyükşehirlerde oturanların hayâl bile edemeyeceği bir doğallıkla devam eden bir yaşam tarzının bazı yönlerini sizlere de aktararak belki de biraz nefeslenmenizi istedim. Keşmekeşlik ve yapaylık içinde, insanın düşünce tarzı da olumsuz etkileşime açık hale gelebilir. Elbette hava_1.pngbundan sonrası da yaşamın koordinatlarının bozulma riskidir.

Çadırlarımızı alıp bu Türkmen kardeşlerimize katılma, onları ziyaret etme, onlarla sohbet etme imkânımız var. Tabii en önemlisi de gidip oraya, kendi içimizi dinlememiz, muhasebe ve murakabe ile derinleşerek ruhsal yenilenme için duaya durmamızdır.

Bir de, Halvet’in tatlı helvasını yemeyeli epey zaman oldu…

15365

 

Fotogalerimizi gezmek için tıklayın.

 

 

Mustafa Nezihi Pesen göç yollarında

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2010, 18:49
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Serkan Akgül
Serkan Akgül - 9 yıl Önce

Karagöl yaylası ve karayaka hakkında daha fazla paylaşım için...

http://www.facebook.com/?ref=logo#!/group.php?gid=128167748650&ref=ts

alper yıldız
alper yıldız - 9 yıl Önce

böyle güzel bir haber hazırladığınız için sizlre teşekkür edriz.

zeki aydın
zeki aydın - 9 yıl Önce

emeği geçen herkese teşekkürler.yaylada buluşmak umuduyla.

Ahmet Kurt
Ahmet Kurt - 8 yıl Önce

emeği geçen herkese teşekkür ediyorum erbaaya tekrar bekleriz....:)

Numan Sadi Doğan
Numan Sadi Doğan - 3 yıl Önce

50 yıl önce çoluk çocuk At sırtında dağların yamaçlarındaki patika yollardan çadır kurarak gidilirmiş. Yol ve araç çok olduğu için bu adet terkedilmiş. Traktörlerin römorkları ve pikaplar karavan a dönüştürülmüş. Koyunun yanında gidiyor. Kopek yalı ve çobanların yiyeceği boyle taşınıyor.

banner8

banner19

banner20