banner17

Ecdadımız hayvanatı da ihmal etmezdi

Semiz Ali Paşa, Eyüp Sultan'da yaptırdığı çeşmenin kitabeli olan ön yüzünü Hz. Hüseyin Efendimiz, yan yüzünü ise Hz. Hasan Efendimizin ruh-u şerifleri için yaptırmış. Nidayi Sevim yazdı..

Ecdadımız hayvanatı da ihmal etmezdi

Eyüpsultan'da bir çeşme var...

Bir yanı Hazreti Hasan,

Diğer yanı Hüseyin Efendimiz için akar.

Ecdat, bir hayır-hasenat mı yaptı?

İşte böyle manidar yapar!...

Dedelerimizin bize emanet bıraktığı sayılamayacak kadar hayır-hasenat eserleri var. Bunların başında cami-mescid, medrese, tekke-zaviye, han, hamam, şifahane, aşevi, köprü, kütüphane, çeşme ve sebiller geliyor. Sadaka-i cariye yani öldükten sonra da amel defterimize sevap yazdıran bu hayır eserlerindeki detaylar insanı gerçekten hayrete düşürüyor. Mesela garip-gurabanın faydalanması için 217 seneden beri hizmet veren Eyüpsultan’daki Mihrişah Valide Sultan İmaretinin önünden geçiyorsunuz. Şöyle bir başınızı yukarı kaldırdığınızda serçelerin duvardaki küçücük deliklere girip çıktıklarına şahid oluyorsunuz. Kuş evleridir bunlar.

Bilindiği üzere kuş evleri saray, köşk ve konak tarzında olabildiği gibi gecekondu tarzında, buradaki gibi mütevazı olanları da var. Birçoğumuzun bu mütevazı kuş evi türünden haberi yok. Bu minvalde Eyüp, Şahsultan Sıbyan Mektebi önündeki sebil ve bunun üzerindeki kuş sarayı da gayet manidardır. Yine bazı çeşmelerin ön yüzünde su kurnasının üzerinde, sağında veya solunda küçük kurnalar daha vardır. Bunlar kuşlar içindir. Kuş sulağı diyoruz bunlara.

İnsanı düşünen dedelerimiz hayvanatı da ihmal etmemiş. Kurdun kuşun hakkını gözetmiş. Hayır, hasenatına onları da dâhil etmiş. Öyle ki bu duygu ve düşüncenin yansımasını ebedi âlemin kapısı olan mezarlıklarda dahi görebiliyoruz. Dedelerimiz mezar taşlarının üstüne su koymak için küçük bir oyuk yaptırır, hayvanatın buradan su ihtiyacını karşılamasını arzulardı. Yine o devirlerde hayır eserlerinin üzerine konusu ile ilgili güzel sözler, ayet ve hadisler birbirinden güzel hat yazısı ile yazılırdı. Bu mesajlar insanların gönlüne-ruhuna hitap ederdi.

Ecdadın “hayır içinde hayır” işlerine bir örnek

Bu yazıyı kaleme almamıza vesile olan ise işte bu hayır eserlerinden biri: Sadrazam Semiz Ali Paşa Çeşmesi. Eyüp-Akarçeşme mevkiinde, Cezeri Kasım Camii karşısında yer alır. Çömlekçiler caddesi ile Haydar baba caddesinin birleştiği yerdedir. Zal Mahmut Paşa Camii'nin arkasından Ebu Derda hazretlerinin makamına doğru bir yol uzanır. İşte bu yolun sonuna doğru sağ koldadır.

Çift cepheli olan bu köşe çeşmesi, 1558 yılında Sadrazam Semiz Ali Paşa tarafından yaptırılmış. 1604 yılında bir tamir gören yapı, en son 1994 yılında Eyüp Belediyesi tarafından restore edilmiş. Semiz Ali Paşa, çeşmenin kitabeli olan ön yüzünü Hz. Hüseyin Efendimiz, yan yüzünü ise Hz. Hasan Efendimizin ruh-u şerifleri için yaptırmış. Biz buna “Nurun ala nur” yani “Nur üstüne nur” diyoruz. Ecdadın “hayır içinde hayır” işlerine ve Ehli Beyt sevgisine iyi bir örnek teşkil ettiği için paylaşmak istedik.

Çeşmenin ön yüzünde üç satır halinde hazırlanmış şu tarih kitabesi var:

Dokuz yüz altmış altı’da yapub kazdırmamış tarih

Vezir-i âzam’ı Sultan Süleyman’ın û bi-hemta

Hasan ile Hüseyin’in ruhi içün hoş itmiş sebil

İki cânipten akması ana şahit dürür de Hakka

Bin onüç’de bilüb aslını didim bülbüli tarih

Döküb malı bu zibâ çeşmeyi yaptın Ali Paşa

H. 966 M.1558

Latifeci ve hoş sohbet olarak biliniyor

Semiz Ali Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatı döneminde 1561-1565 yılları arasında sadrazamlık yapmış bir devlet adamı. 1520’li yıllarda devşirme olarak alınmış ve İstanbul’a getirildiğinde akrabası Vezîriâzam İbrâhim Paşa’nın kethüdâsı Çeşte Bâlî’nin yardımıyla saraya girmiş. Hersekli olup Praçe (Praća) kasabasından Poturoğulları’ndandır. Hırvat kökenli olduğu da söylenir. Vakfiyesinde babasının adı Hüseyin diye geçer.

Ali Paşa, Osmanlı ordusunda çeşitli görevler aldıktan sonra 1548–49 İran seferi sırasındaki yararlılıklarının karşılığı olarak Mısır Paşası, ardından da vezir yapılmış. 1553’te İstanbul’a döndüğünde üçüncü vezir olmuş. En sonunda da Rüstem Paşa’nın ölümüyle boşalan sadaret makamına getirilmiş. 30 Zilkade 972’de (29 Haziran 1565) vefat eden Semiz Ali Paşa, Eyüp Sultan Türbesi’nin büyük kapısının yanındaki cüzhânenin bahçesine defnedilmiş. Burası, Hacı Beşir Ağa Türbesi'nin yanındaki küçük haziredir. Latifeci ve hoş sohbet olarak biliniyor. Kaynaklarda, çok iri yarı, şişman ve uzun boylu olduğu için kendisini taşıyacak at bulunamadığı kaydedilen Ali Paşa, şişmanlığından dolayı “Semiz”, “Kalın” gibi lakaplarla anılmış.

Paşa’nın İstanbul Eyüpsultan’da, Çömlekçiler caddesindeki bahsekonu çeşmesi, Otakçıbaşı mahallesinde bir çeşmesi ve İslambey mahallesinde bir mescidi bulunuyor. Karagümrük’te Mimar Sinan’ın eseri olan Cedid Ali Paşa Medresesi’ni, Rumeli’de Ereğli kasabasında iki çeşmeyi, Silivri’de Akviran köyünde bir camiyi o yaptırmış. Babaeski’de Mimar Sinan tarafından inşa edilen Cedid Ali Paşa Camii, Edirne’de yine Mimar Sinan’ın yaptığı Ali Paşa Çarşısı’nın yanısıra çarşı kapılarına yakın bir cami ve mescid de ona aittir.

 

Nidayi Sevim yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2014, 08:57
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20