banner17

Doğanın keyfine orada vardım!

Oylat Mağarası ve Oylat Kaplıcaları'nın ünü bakın nereden geliyor?

Doğanın keyfine orada vardım!

Genç kızın saçları başaktı, gözleri badem... Bizans döneminde bir tekfurun kızıydı. Bakınca gönül fethine and içmişçesine, dilden dile dolaştırırdı güzelliğini. Nazar bu ya, gelir bulur başak saçlı güzeli... Hastalandı tekfurun kızı. Başında beklediler hekimler ama nafile.Oylat Mağarası ve Kaplıcaları

Hastalık bu ya, geçmek bilmiyordu. Ahali korkuyordu “bizi de hasta edecek” diye. Babasına yapılan baskı da cabası. Çaresiz adam aldı kızını götürdü tepenin ardına. Bir su kenarına bıraktı zavallıyı ve dedi ki, “öl yat!” Umudu yoktu çünkü iyileşeceğinden. Bıraktı biçareyi, vurdu kendini yollara. Orada bir başına kalan kız yanı başında akıp duran sudan içti hep. İçti ancak su kaynıyordu sanki. “Ben bununla paklanayım” deyip yıkandı her gün onunla.

Bir “hoş geldiniz” tebessümü

Günler geçti, hastalık geride kaldı. Kızcağız eskisi kadar dinç ve güzeldi. Döndü babasının yanına. Babası ve yakınları hayretler içinde ve mahçup bir halde sarıldılar kızlarına. Bundan böyle bilindi ki; suyun çıktığı o yerde şifa var, suda şifa var. Derdi olan koştu. O gün bu gündür şifa ve doğa güzelliği arayan attı kendini Oylat'a. Kızın babasının “öl yat” demesinden ün aldı bu isim.

Oylat uçurumlar ardına saklanmış doğal bir eczane gibidir. Yol üzerinde önce dünyanın en uzun köyü olan Hilmiye köyü selamlar sizi. Burası da şimdilerde bir dramdır aslında. Belki de bana öyle geliyordur. Duyduğumuza göre Oylat'a gidip gelenlere yol yetmiyormuş. Akın akın gelen turistler için yolu genişletmek gerekiyormuş. Bu nedenle yol boyu uzanan bu köyü yıkmayı planlıyorlarmış. Köy halkına yeni birer ev alacak para verilmesi bir teselli, ancak bir Gürcü köyü olan bu yer ayrı bir güzellik taşıyor bana kalırsa. Bir “hoş geldiniz” tebessümü gibi Oylat'tan önce.

Oylat Mağarası ve KaplıcalarıBu mağara tam 665 m uzunluğunda

Köyü geçtikten biraz sonra Türkiye'nin en büyük ikinci mağarası olan Oylat Mağarası'yla karşılaşıyorsunuz. Burası gerçekten müthiş bir doğal hazine. On binlerce yılda oluşan sarkıt ve dikitler iki fay hattı arasında bulunan bu mağarayı yaşlanmak nedir bilmeyen gelinlik bir kız gibi süsler. Karstlaşma sonucu oluşan bu mağara, içeride ney sesi, ışıklandırma sistemi ve metal doğramalı yürüyüş parkurlarıyla ayrı bir güzellik kazanmıştır. İlginç şekillere bürünen taşlaşmalar size namaz kılan bir kadını, tavandan sarkan bir yarasayı, erimiş mumu hatta size bakan şapkalı bir adamı andırabilir. Uzunluğu 665 m olan bu mağaranın tamamı (elbette) halka açılmamıştır. Burası üzerinde de efsaneler var; bir ucunun Orhangazi'ye, Tophane'ye dayandığı söylenmekte ancak bunlar tabii ki halkın ağzından duyulan, netlik kazanmamış bilgilerdir. Tek bilinen buranın çok uzun olduğu ve araştırmacıların bile zorluklarla şu anki aşamaya geldiğidir.Oylat Mağarası ve Kaplıcaları

Çay bahane, manzara şahane

Buradan kıvrımlı ve virajlı hoş bir yolu aşarak Oylat Kaplıcaları'na doğru uzanırsınız. Yol üzerinde gördüğünüz balık lokantalarına dadanmazsanız vaktinde varacağınızdan eminiz tabii. Oylat'a vardığınızda ise uçurumlar üstüne kurulmuş bambaşka bir yerle karşılaşacaksınız. İnşâsı imkânsız gibi duran uçurum kenarındaki oteller sizi kendisine hayran bırakacaktır. İki uçurumu birbirine bağlayan uzun, sarı köprüden geçerken düşecekmiş hissine kapılabilirsiniz. Ama “ben köprüden geçmek istemiyorum” derseniz sizi uçurumun diğer tarafa uzanan yerin kıyısına kurulmuş bir kahvehaneye götürmek lazım. Oranın öyle bir havası var ki...

Hele kışsa, üşümüşseniz, bir bardak çayla dirilirim ümidindeyseniz tam size göre. Manzara nedeniyle mest olacağınız ve o manzaranın keyfiyle çayın bile tadını alamayacağınızdan eminim yine. O kahvehanede bir çay ya da kahve yudumladıktan sonra daimi kurulu olan köy pazarına muhakkak uğramalı... Hele ki yazsa mevsim, tamamdır. Böğürtlen, ahududu, dut... En leziz ve organik meyveleri layıkıyla tatmak gibisi yok.

 

Öznur Balık, “Oylat sen bize bahşedilmişsin, elhamdülillah” dedi

Güncelleme Tarihi: 09 Ekim 2010, 23:19
YORUM EKLE
YORUMLAR
hercaist
hercaist - 8 yıl Önce

Oylat güzeldir, orada yaşanan çocukluk tatillerinin tadı da başka güzeldir. gitmeye korkar olmuştum eski tadı bulamam diye ama sanırım bu haberden sonra fikir değiştirebilirim. teşekkürler :)

Mehmet Emir
Mehmet Emir - 8 yıl Önce

benimde çocukluk tatillerim burada geçti :)
muhafazakar kesimin tatil apabileceği ender yerlerdendir.
zaman zaman hâla gitmekteyiz.
güzel bir yer..

ŞAANE
ŞAANE - 8 yıl Önce

Oooy yat! Yatabilirsen. Otel balkonuna çıkınca masmavi bir gökyüzü, yemyeşil bir orman ve bol oksijen. Dinlenmek için mükemmel yer.Kaplıcanın sıcacık sularını içe içe doyamıyosun!Mide ağrıların, ayak hastalıkların, romatizma v.b. bir çok hastalık için doğal şifa. Hele saç dökülmesi olanlar varsa ayda bir gitmelerinde fayda var derim.Birde tabi dönüşü var oylatın.Göz çeşmesi, yol kenarı ahududuları, böğrtlenleri.... çok güzel çok... Köyde büyümüş ve büyükşehirde yaşıyorsanız durmayın gidiverin

ŞAANE
ŞAANE - 8 yıl Önce

Oylattan 1 saat mesafede dağın başında bir yerde (ziyaretçiler gidebiliyor, ama gençler ulaşabilir, yaşlılar genelde yolun yarısından geri dönüyor) patika bir yol ile OYLAT ŞELALELERİne gidiliyor.Sadece oradaki su sesini(şırıltısını) dinlemek ve dinlenmek için, ormanın koynundaki bu doğal terapi merkezine gitmek lazım.

Esad Eseoğlu
Esad Eseoğlu - 8 yıl Önce

Yazı, bana küçüklüğümü hatırlattı. O yüzden size kızsam mı bilmiyorum :) aslında Oylat, bir yazıyla anlatılamayacak kadar güzeldir. Manzarası, yerel pazarı, köftecileri, turistlerinin kattığı (bunlar daha çok Arap) hava.. Süper bir yer bu 'öl yat'. Yüreğinize sağlık.

banner8

banner19

banner20