banner17

Diyarbekir terörist yatağı mı can!

Size Diyarbekir'i anlatmaya kalkışan biri kötü niyetlidir, diye düşünüyorsan bakışında problem var kardeşim!

Diyarbekir terörist yatağı mı can!
Diyarbakır, on gözlü köprü ve dicle nehri
On gözlü köprü ve Dicle Nehri

Sezai Karakoç’un “Ne kadar uzaktık Dicleden” dediği mısraları bilirsiniz. Söze üstadla başlamalıyım diye düşündüm. Herhalde yazının altında Bilal Yavuz bu dertten yakındı denilecek… Evet, yakınmak için birçok sebebi bahane edebiliriz. Bir de bahane edilemeyen sebepler vardır ki mesela Güneydoğu’yu görmeden, havasını içine çekmeden, içini dökmeden, oradaki insanların acılarını paylaşmadan edebi aşan ve kanıtı olmayan yorumlarla karalama politikasına giden bazı (kara)aydın kesimler gibi.

Bu kara politika sadece Güneydoğu’ya değil; kabuğunu beğenmeme deyimiyle söylemek gerekirse, aynı şekilde Ortadoğu’nun Müslüman toplumlarına da uygulanmaktadır.

Diyarbakır, İç kale
İç kale
Diyarbakır, Hz. Süleyman Cami
Hz. Süleyman Cami

Hâlbuki bizim için İstanbul ne ise Diyarbakır o olmalıdır. Bağdat, Daraj, Gazze, Kahire o olmalıdır. Açılım istiyorsak pergelimizi sağlam tutmamız gerekmektedir. Düzgün çizilmemiş bir çember elbette işe yaramayacaktır. Çünkü Âdem aleyhisselam döneminden bu yana dar düşünceler hiçbir zaman yer bulamamıştır. (Niyet, bir şeytana dahi pabuç değil de takke giydirme olursa, dar kalıptan çıkış için bir adım olacaktır kanaatindeyim.)

Ben Diyarbakırlıyım ve burada ikamet ediyorum. Rant peşinde olan zihniyetin hiç değilse birkaçının dolgun maaştan uzak olarak; medyadan, magazin sayfalarından dinlemek yerine burayı az da olsa yaşaması için ümitvar bir şekilde bazı ayrıntılar vermeye çalışacağım. Şu “hayat ayrıntılarda saklıdır”dan olan ayrıntılar…

Diyarbakır, ulu cami
Diyarbakır, Ulu Cami

Mesela bir Ulu Camii vardır. Namaz vakitleri esnafıyla, yolcusuyla dolar taşar âdeta. Bir Alipaşa Mahallesi vardır. Anneler nasırlaşan elleriyle tandır yapar çocuklarına. Çocuklar vardır peygamber mesleği çobanlıkla tefekkür âlemine dalan… Bir Keçi Burcu vardır. Bir Dicle nehri vardır ölüm gibi akar Ongözlü köprüden. Mardin Kapı Mezarlığı vardır sur kapılarından geçerek dut ağaçları arasında Yasin sureleri karışır göklere. Havsal bahçeleri vardır ölüm ve diriliş yaşanır bahar mevsimlerinde. Hem en büyük artılarından biri Marmara şehirlerindeki gibi öyle çok da bozulma göremezsiniz. Çünkü cesaretli Müslümanların keskin kınayışları vardır. Bilinçli kınayışlardan bahsetmekteyim.

Diyarbakır, Hasan Paşa Hanı
Hasan Paşa Hanı

Eğil’de peygamber kabirleri vardır. O cümlemizin peygamberleri olan kutlu Allah kullarının. Zamanında dört kapısından tutarak fetih için gelen şehit sahabeler vardır. Melikahmet caddesinde hiç tanımadığınız kardeşlerinizden, yüzüne nur vurmuş amcalardan selam alabilirsiniz mesela. Dükkânlarda sıralı gazeteler, kitaplar vardır. Yüreklerden yükselen dualar vardır. Kısacası Diyarbakır bir İslam şehridir. Mezopotamya bir İslam bölgesidir. Açılım istiyorsak önce yüreğimizi açmalıyız birbirimize. Derdimizi açabilmeliyiz. Alkışlarla değil tekbirler ile yola çıkmalıyız. Kim ne derse desin insanları birbirine bağlayan ortak değerlerdir ve en büyük ortak değerimiz de İslamdır.

 

 

Bilal Yavuz derdinden yakındı

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2011, 17:18
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Esra Demiroluk
Esra Demiroluk - 8 yıl Önce

"Diyarbakır bir İslam şehridir. Mezopotamya bir İslam bölgesidir. Açılım istiyorsak önce yüreğimizi açmalıyız birbirimize. Derdimizi açabilmeliyiz. Alkışlarla değil tekbirler ile yola çıkmalıyız. Kim ne derse desin insanları birbirine bağlayan ortak değerlerdir ve en büyük ortak değerimiz de İslamdır."

Çok güzel ifade etmişsin üstadım, yürekler açılmadan yapılacak açılımlar beyhude birer çabadan başka bir şey olamaz. Haklısın, çok haklısın...

gülbahar aytekin
gülbahar aytekin - 8 yıl Önce

Diyarbekir'e selam olsun...

ayşe gül
ayşe gül - 8 yıl Önce

sakaryalı bir diyarbakır gelini olarak oraları gidip görmeden, insanlarla muhabbet etmeden,sofralarına oturup dertleriyle hallenmeden uzaktan konuşmak çok kolay.mutlaka gidin derim.göreceksiniz oradakilerin de etten kemikten duyguları olan,ağlayan,gülen,kızan,akşama ne yemek yapacağım diye düşünen,gezen,eğlenen ve insana dair ne varsa gayet normal şekilde hayatını devam ettiren insanlar olduğunu...uzaktan konuşmak gerçekten çok kolay gidip de oraların havasını solumadan...

banner8

banner19

banner20