Dar zamanda yürek genişleten ey!

Üsküdar sahilinin üç güzeli. Üç kadim sevgilim: Kuşkonmaz, Yeni Valide ve Mihrimah.

Dar zamanda yürek genişleten ey!

Kızkulesi'nin dertlerini dinleyen KuşkonmazŞemsipaşa (Kuşkonmaz) Camii

Eminönü’nden vapurla gelirken önce küçüğünü görürüm. Denizle bitişik. Şemsi Paşa Camii. Ama sonradan yalnızlığını, nazeninliğini, inceliğini belirtmek için Kuş(bile)konmaz denmiş ona. Bu sebeble yapışıyorum ben de bu isme. İyice benim olsun diye. Yalnızlığın ayrıcalıklı kıldığı mütevazı mabet. Az önce gördüğüm denizin bağrındaki Kızkulesi'nin birikmiş bin yıllık dertlerini dalgalarla gönderdiği incelikler ustası.

Gülümseyerek arz-ı endam ediyor iki güzel

Vapur iskeleye yanaşırken diğer iki sevgilim, sığınağım da vakur gülümseyişleriyle arz-ı endam ederler. Kıskanç değiller. Bu yüzden ‘Önce bana bak, beni gör, bana gel!’ demiyorlar. Çünkü ikisi de bilir her şeyin bir kader ile gerçekleştiğini. Kendisinde ‘hakiki eylem’i gerçekleştirecek olanın ibnü’l-vakt olması gerektiğini. Ve kendilerinin en güzel vakitlerin habercisi, müjdecisi ve mekânı olduklarını da var kılındıklarından beri bilirler.

Mihrimah Sultan Camii
(+)

Dar zamanlarda yürek genişleten ey!

Mihrimah Sultan denize daha yakındır. Gemiden inen yolcular, gemiye binecek yolcular daha çok onu ziyaret ederler. Şadırvanında hızla suyla arınırlar. Alınlarını secdeye koyarak ahitlerini tazelerler. Namaz biter. Eller kaldırılır, o günün kısa muhasebesi yapılır huzurda. Yardım, bağışlanma için istekte bulunulur. Eller yüze sürülür ve kalkılır. Dış kapısı gecelere kadar nasıl herkese açıksa ‘iç’e doğru açılan kapıları da nasibi olanlara açıktır. Her an hayatın içindedir, yol’un üstündedir. Daha çok dar zamanlarda yürek genişleten, kendinde konuklandırıp ferahlandıran bir camidir.

Kediler için de sığınak Yeni Anne!

Valide-i Cedit Camii’ne ise bir büyük bahçeden geçerek ulaşılır. Ulu ağaçların serin gölgesinde rüzgârın lahuti sesleri şehrin gürültüsünü, seslerini iyice işitilmez kılar. Dış ses iyice kısılmıştır. Zamanın farklı bir boyutuna geçilmiştir. Aceleye gerek yoktur.

Suyun akışına kapılarak yavaş yavaş abdest almaya başlarım. Abdest azalarımın suyla

Yeni Valide Camii
(+)

kurduğu teması, bu temastan doğan heyecanı hissederim. Ya namazdan önce, ya namazdan sonra o bahçede biraz gezinirim. Orada, güzel bir sükûnetle oturan insanları seyre dalarım. Onların seslerine, sözlerine kulak veririm.

Yeni Valide Camii’nin sığınak olduğuna bir delil de bahçesindeki kedilerdir. Yıllardır onlarca kedi kendine mesken edinmiştir burayı. Bahçede miyavlarak gezinirler. Kendilerine sunulmuş yiyeceklerden yerler. Talihli kedilerdir bunlar. Çünkü cami cemaatinin, yöredeki yaşlı teyze ve amcaların cömertliğine nail olurlar.

Mihrimah Sultan Camii’nde ekseriyetle dışarıda, son cemaat yerinde namaz kıldığım halde Yeni Valide Camii benim için iyi hatiplerin hutbelerini irad ettikleri cuma şölenleri demektir. Cuma ezanlarında iki caminin müezzini bütün musiki bilgilerini Ezan-ı Muhammedî’ye yükleyerek muhteşem bir düet yaparlar. İki cami arasındaki fark, Valide-i Cedid’in cuma cemaatinin mabedi daha geç terketmesiyle bir kere daha kendini gösterir.

Yeni Valide Camii’ne bir öğle veya ikindi sonrası girdiğim anlar, unutulması mümkün olmayan sırlı zamanlardır. Vitrayların terbiyeli oyunları altında kılınan namazlar, edilen dualar, okunan Kur’an’lar. Yalnızlığın en verimli ve huzurlu anları. Masivadan, keşmekeşten, acelecilikten, kalabalık ve gürültüden kurtuluş. Ön pencerelerden size selam eden Osmanlı mezarlarından taşıp gelen ölümün dostluğu, yakınlığı.

Şemsipaşa (Kuşkonmaz) Camii
(+)

Cibril Hadisi'nin katmanları

Mihrimah Sultan Camii’nin avlusu, aynı zamanda insanların sözleşip buluştukları, birbirleriyle ve namazla kucaklaştıkları cömert bir yer. Kutsal vazifeyi ifa edip tahmid ve tesbihlerin otobüslere, vapurlara, işyerlerine, yollara bırakıldığı zorunlu durak.

Yeni Cami, ibadetin ve tefekkürün naif kalesi. Kapısından içeri giren, yolun uzunluğuna ve derinliğine dalar. Bir surenin, bir ayetin coşkulu, ürpertili ırmağına katılır. Bahçe, avlu, cami katmanları Cibril Hadisi’nin katmanlarına daldırır nasibi olanı. Bir de o merdivenlerini tırmanmanın metaforik anlamları. Göğe doğru uzanan o minarelere bakarak ‘ağır ağır çıkmak bu basamakları.’

Kuşkonmaz ise apayrı. Ortaklık kabul etmez. Aslında nasıl en özel zamanlarda nadiren ona varıyorsam; öylece anlatmalıyım onu: Olduğu gibi. Yalnızlığının içinde. Yanından binlerce kişinin geçtiği ama yalnızca bir kaç kişinin farkedebildiği hikmet örtüsünün içinde. Kızkulesi’ne Gazel’i yazan şairin yalnızlığı selam veriyor kalbime. Şimdi ben de buradan, Erzurum’dan, dile dökemediğim utangaç bir hasret ve sevgiyle selamlıyorum O’nu.

 

Mustafa Nezihi Pesen bu üç güzele selam verdi

Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2010, 00:40
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmud Kemali
Mehmud Kemali - 10 yıl Önce

Atik Valide Camii'ni ayrıca ele almak gerek, bu şaheser hakim tepeden selamlar muminleri.

ayşe seçkin
ayşe seçkin - 10 yıl Önce

muhabet duyulan, nefes alınan mekanlar, manalar aynı olunca duygu akımıda aynı oluyor demekki... kaleminize bereket olsun inş. eminim benimle birlikte şimdi kaç kişi sizin aktardıklarınızı kendi duyguları ile eşleştiriyor ve ya işte tam da benim uzun süredir tanımlamaya çalıştığım şey diyor... evet rabbim bizleri bu 3 güzel ve özel mekandan ayırmasın, bizleri nefessiz , kolsuz kanatsız bırakmasın... ve bizleri kadirşinaz eylesin... ah bir de süleymaniyeyi dilendirseniz... selametle

banner19

banner13

banner26