banner17

Çamlıca'dan önce Taksim'e cami istiyorum!

Çamlıca’dan ziyade öncelik Taksim’e verilmeli. “Normalleşme” denen kavram, sadece kilise açmak, ayin yapmak değil, eski totaliter anlayışın yok saydığı Müslüman duyarlılıkları da diriltmektir.

Çamlıca'dan önce Taksim'e cami istiyorum!

 

Şu sıralar Başbakan’ın “Çamlıca’ya cami” projesi kamuoyunu meşgul ederken, geçtiğimiz ay “Taksim’e cami” projesinin iptali için başvurulan mahkemeden sessiz sedasız bir karar çıktı. Yani basın bu olaya fazla ilgi göstermedi, muhafazakâr basın kuruluşları da dâhil olmak üzere…

Şehir Plancıları Odası’nın projenin iptali için açtığı davada Oda’nın aleyhinde karar çıktı ve Taksim’e caminin bir ihtiyaç haline geldiği bizzat mahkeme tarafından gerekçeleriyle birlikte açıklandı. Buna göre, Taksim’e caminin ihtiyaç haline gelmesinde sebepler şöyle sıralandı:

1.Cami yapılması öngörülen yerde bir mescit yer alıyor. Tuvalet ile iç içe ve teneke minareli oluşu nedeniyle görsel olumsuzluk oluşturuyor.

2.Müslüman nüfus yapısı Cumhuriyet döneminde önemli şekilde değişen ve yaklaşık 100 yıldır herhangi bir cami inşa edilmediği gibi Taksim Kışlası içinde bulunan cami de yıkıldı.

3.Bölgede cami sayısı yetersiz, Cuma günleri cadde ve sokaklarda ibadet ediliyor. Yörede cami ihtiyacı aşikâr.

Bu üç sebep, aslında dokuz tane. Biz sadece bunları aldık.

Kocaman kilise yanında kulübe gibi, teneke minareli bir cami var

Manşette görülen proje ünlü mimar Ahmet Vefik Alp’in projesi. Açıkçası şahsım adına ben çok beğenmedim. Taksim diye, uzay üssü gibi bir cami de yapılacak değil sonuçta… Böyle ezikliklere de gerek yok açıkçası.

Mimarî anlayışı muhakkak ki değişiyor; Kocatepe Camii’nde olduğu gibi “Sinan camilerinin başarısız bir taklidini yapalım” da demiyorum, ancak hem geleneği hem de yeniliği ifade eden bir mimarî sentez oluşturulabilir…Taksim silueti

Geçtiğimiz haftalarda mahkemenin gerekçesinde de sıraladığı gibi, Taksim’den baktığımda, ne kadar garip bir halin olduğunu bizzat müşahede ettim. O küçücük, adeta kulübe gibi olan camiyi ve onun yine küçücük olan eski teneke minaresini bilirsiniz. Ancak hemen yarım göz oynatmasıyla, sol tarafa baktığınızda devasa bir kilise görürsünüz. Birilerinin, “normalleşme” denen kavramın yansımasını kiliselerin, cemevlerinin, sinagogların açılmasıyla paralel gördüklerini biliyoruz. Yani ancak bunlar açılır ve her dine saygı gösterilirse, normalleşme gerçekleşir diyorlar.

Oysa bu topraklar, farklı dinlere saygıyı çok iyi bilir. Birbirine en çok “karışan” halklar Anadolu toprağı üzerindedir. Ve her zaman da, karanlık güçlerin münferit çabaları dışında bu saygı millet tarafından gösterilmiştir. Bizdeki “zımni” kavramı bunun için bir garantidir. Müslümanların kodları ve geleneklerinde bu kavram yatmaktadır.

Çamlıca’dan önce Taksim’e cami gerekiyor

Taksim Camii

Taksim CamiiNormalleşme denen şey, dolayısıyla, sadece kilise, sinagog açmakla paralel değildir. Taksim gibi, ilk dönem totaliter cumhuriyet algısının dizaynı olan bir yere cami yapmak da bir normalleşme göstergesidir. Çünkü, totaliter ilk cumhuriyet dönemi, kemalizm dışında bir şeye inanmadı. Toplumun ortak değerlerine saygı göstermedi. Dolayısıyla “Müslümanlar da ‘azınlık’ statüsünde idi” desek hiç yanlış bir şey söylemiş olmayız.

Taksim dininden bıkan, sıkılan batıcı Müslümanlarca Tanzimat döneminde özenilen "gavurluğun" yani diğer bir tabirle özgürlüğün(!) kıblesi gibi algılanmaya başlamadan önce evet, Osmanlı'da Hıristiyanların, Yahudilerin semti idi. Ama laik cumhuriyet bu "özerk"liği yok etti! Şu an orası Müslüman olmayanların merkezi değil, özentilerin merkezi konumunda. Fakat orada artık bir Müslüman mahalleli de mevcut. Şartlar eskisi gibi değil yani..

Ayrıca, şunu da hatırlatmak da fayda var: Refah Partisi döneminde proje gündeme getirilmiş, halktan çok olumlu tepkiler almasına rağmen, derin yapılar tarafından büyük bir spekülasyon ve kamuoyunu yanıltma girişimleri sahnelenmiştir.

Dönemin Kültür Bakanı İsmail Kahraman’ın projeyi açıklamasından sonra, atılan manşetler dikkat çekici ve manidardır. “Türkiye laiktir laik kalacak” sloganları ile başlayan süreç, içinde Süleyman Demirel’in de bulunduğu trajikomik karşı koyma girişimlerine sahne olacaktır. 28 Şubat’a giden sürecin sebeplerinden bir tanesi de bu projedir.

Çamlıca’ya cami” projesine gelecek olursa, evet yapılmalıdır. Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara’nın da, Usmed olarak kendilerini ziyaretimizde belirttiği gibi: Projenin sadece yüzde altısı cami olacak. Sanki bütün yeşil alanlar kaldırılacak gibi lanse ediliyor. Cami ile beraber her yer “hayat alanları” olacak, hayat bulacak, yeşillikten halk istifade edecek. Ucube tv verici kulelerinden de kurtulmuş olacağız. Ancak, hangisi öncelikli denirse, tabi ki Taksim’e cami projesi önce olmalıdır, olmalıydı.

 

Taha Süren cami projelerini yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Ağustos 2012, 16:00
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
rabia
rabia - 6 yıl Önce

Evet Camlica'ya bir cami yapilmali tabi. Hatta bu gorevi bizzat Toki'ye vermeli, boylece Caminin altina BIM, kasap, manav vs de acilir bir yandan da Camlica'nin ekonomik gelisimine katkida bulunuruz!

sezgül
sezgül - 6 yıl Önce

burda mesele taksime, çamlıcaya, ya da ataşehire cami yapmak değil. mesele biz camiden ne anlıyoruz? neden devasa boyutlarından, modernliğinden bahsediyoruz yapılacak camilerin? yapılacak cami, ibadet işlevini getirirken, çevresiyle manevi atmosferini yaşatma açısından uyumlu olmalı. camiler, kompleks olarak düşünülmeli, çevresinde medreseler, kütüphaneler olmalı. cami, siyasette bir güç temsilcisi olarak kullanılmamalı.

banner8

banner19

banner20